Sağlık Bilgi Merkezi

Sağlığınıza Dikkat Edin…

Standart Obeziteye karşı etkili aşı geliyor


Obeziteye karşı etkili aşı geliyor AmerikaUlusal Bilim Akademisi obeziteye karşı mücadelede devrim yaratacak bir aşının fareler üzerindeki denemesini başarıyla sonuçlandırdı. Raporda aşının enjekte edildiği erkek farelerde kilo artışının yavaşladığı yazıldı. Aşı vücudun enerji dengesini sağlayan ghrelin isimli hormona etki ediyor ve yağ olarak depolanmış fazla enerjinin oluşmasını engelliyor. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre Dünya’da 1 milyara yakın insan obezite sorunu yaşıyor.

Standart Yaşlı baba düşük riskini artırıyor


Yaşlı baba düşük riskini artırıyor ABD’de yapılan bir araştırma hamile kadınlarda düşük yapma riskinin erkeğin yaşı ilerledikçe daha da yükseldiğini ortaya koydu. Araştırma kadının yaşının ise böyle bir etki yapmadığını gösteriyor. 14 bin kadın üzerinde yapılan çalışmaya göre erkeğin yaşının 40′ın üzerinde olduğu durumlarda hamileliğin düşükle sonuçlanması riski yüzde 60 oranında artıyor. Bir diğer çarpıcı sonuç ise erkeğin 30′lu yaşlarında da daha az olsa da bu düşük riskinin yüksekliği. 25 yaş altı erkekler ile 35- 39 yaş arası erkekler arasındaki karşılaştırma, bu riskin 3 kat arttığını gösteriyor. Araştırmadaki bir diğer bulgu ise erkeğin de tıpkı kadınlar gibi biyolojik saati olduğu…
__________________

Standart Arı Sokmasına Karşı ilginç bir önlem (Herkese günün birinde lâzım olabilir)


Arı Sokmasına Karşı ilginç bir önlem (Herkese günün birinde lâzım olabilir) Özellikle yaz günlerinde oldukça işinize yarayacak bir konu olduğunu düşünüyorum.

Bilim ve Teknik Aralik 2000 dergisinde “Ari Zehirinde
Bilmedikleriniz “konusunu okuyunca ari sokmalarında uyguladığım

bir yöntemi sizinle paylasmak istedim. Tip fakültesinde okurken simdi
anımsamadığım bir dergide ari zehirinin protein yapisinda
olmasi nedeniyle (enzim, peptit ve aminoasitler) 53-55 derecede
denature olarak toksin özelligini kaybedecegini, derimizin bölgesel olarak 60
derece ve üstüne dayanabilmesi nedeniyle sokmanin hemen sonrasinda bölgeye
yanan bir sigaranın olabildiğince yaklastirildiginde zehir’in etkisinin
kaybolacagini okumustum.

Bu uygulamayi 1983 de zorunlu hizmet sirasinda beni bir ari soktugunda kendimde
denemistim. Sonuc mükemmeldi, 10-15 saniyede agri ve sislikten eser kalmamisti.
O günden beri, basta gittigim kamplarda olmak üzere onlarca kisi üzerinde bu yöntemi uyguladim.
Ari sokmasindan sonra yaygin olarak kullanilan, bölgeye amonyak uygulanmasi bence çok
yanlis. Sokulmadan sonra kisa süre içinde olmak sartiyla, önce igneyi çıkartıp
ardindan 20 saniye kadar yanan sigarayi kisinin dayanabildigi oranda degdirmeden
bölgeye yaklastiriyorum. Bölgede agri ve sislik kaybolup, sadece birkac dakika icin kizariklik kaliyor.

Kisinin alerjisi yoksa baska önleme gerek kalmiyor.

Dr. Murat Ergin

Standart yeni kus gribi salgını bekleniyor


yeni kus gribi salgını bekleniyor SAĞLIK BAKANLIĞI: YENİ BİR KUŞ GRİBİ SALGINI BEKLENİYOR!
Yeni kuş gribi salgını GELİYOR

Sağlık Bakanlığı sonbahar ve kış aylarında kuş gribi salgını beklendiğini açıkladı. Bakanlık, valilikleri ve il sağlık müdürlüklerini alınacak önlemler konusunda uyardı.

2006 yılında beklenen olası salgında virüsün değişim geçireceği tahmin ediliyor. Bakanlığa göre hastalık, insandan insana geçebilir.

Uzmanlara göre, Türkiye geçen sonbahar-kış aylarında yaşanan kuş gribi salgınında önlem almakta geç kaldı.

Sağlık Bakanlığı, bu yıl erken davrandı ve Bakan Recep Akdağ imzasıyla genelge yayımlandı.

Genelgede önümüzdeki sonbahar-kış aylarında beklenen yeni bir göç dalgasıyla kuş gribinin Türkiye’de çok daha tehlikeli olacağı uyarısında bulunuldu.

Kuş gribi hastalığına yolaçan H5N1 virüsünün değişim geçireceği ve insandan insana bulaşabilen yeni bir virüs tipinin ortaya çıkabileceğı belirtildi.

Bakanlık, “ulusal kriz sisteminin kullanılmasını gerektirecek kadar önemli bir durum” olarak nitelediği salgına karşı valiliklerden ve il sağlık müdürlüklerden önlem paketleri geliştirmelerini istedi.

Türkiye’de dört can aldı

Kuş gribi, Türkiye’de ilk olarak geçtiğimiz yılın ekim ayında Balıkesir’in Manyas ilçesine bağlı Kızıksa beldesinde bir hindi çiftliğinde ortaya çıktı.

Bölgede 21 gün süren karantinanın ardından Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, kuş gribinin tamamen bittiğini açıkladı, ancak 2006′nın ilk günlerinde gelen ölüm haberleriyle kuş gribi tekrar Türkiye’nin gündemine oturdu.

Hastalıktan bugüne kadar dört kişi yaşamını yitirdi. İlk olarak, Ağrı’nın Doğubeyazıt ilçesinden Van’a sevkedilen ve ölü tavuklarla temasta bulundukları belirlenen üç kardeş tedavi gördükleri YYÜ Tıp Fakültesi hastanesinde arka arkaya hayatını kaybetti.

Bu ölümlerin ardından 15 ocakta Van Yüzüncü Yıl Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 11 ocak tarihinden bu yana tedavi gören Fatma Özcan da yaşamını yitirdi. Bu son ölümle Türkiye’de kuş gribinden ölenlerin sayısı dörde yükseldi. Ölen kişiler ve yaşları ise şöyle:

1 ocak: Muhammet Ali Koçyiğit (14)

5 ocak: Fatma Koçyiğit (15)

6 ocak: Hülya Koçyiğit (11)

15 ocak: Fatma Özcan (12)

Standart Kanser Için Yeni Ilaç! Tümörü Yüzde 40 Küçültüyor!!!


Kanser Için Yeni Ilaç! Tümörü Yüzde 40 Küçültüyor!!! Kansere karşı yeni umut

Amerikan Pfizer firmasının ürettiği yeni kanser ilacı Sutent, İngiltere’de de piyasaya sürüldü. Deneylerin başarıyla sonuçlanmasının ardından Sutent, İngiltere’de her yıl 6 binden fazla kişiyi etkileyen böbrek kanserinin, ve bağırsak tümörlerinin tedavisinde kullanılmak üzere lisans almıştı.

The Times gazetesinin haberine göre, ilacın ilk denemeleri, meme, akciğer ve pankreas kanserlerine karşı da etkili olduğunu gösterdi. Deneyler sonucunda hastaların yüzde 40’ında tümörü küçülttüğü, yüzde 28’inde ise tümörün büyümesini durdurduğu belirtiliyor. Her bir hasta için ayda 2 bin 400 sterline mal olacak ilaç pahalı olduğu için İngiltere devlet sigortasının tamamını karşılayamayabileceği endişesi var.

Standart İlaçların yan etkileri ölüm sebebi


İlaçların yan etkileri ölüm sebebi

İZMİR (İHA) - ABD ve Avrupa’da son 50 yılda yapılan araştırmalarda, ilaçların yan etkilerinin birçok insanda farklı hastalıklara neden olduğu hatta her yıl on binlerce kişinin ölümüne yol açtığı belirlendi.

Dünyaca ünlü Alman Prof. Dr. Karl Hecht Kuşadası Naturmed Doğal Tedavi ve Kaplıca Kür Oteli’nde hastalara yönelik olarak düzenlenen seminerde, doğal tedavinin önemine dikkat çekerek, her gün onlarca ilaç kullanan insanların sağlıklarını kaybetmeye tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi. Kuşadası Davutlar Beldesi’nde bulunan Naturmed Doğal Tedavi ve Kaplıca Kür Oteli’nde Sorumlu Hekim Dr. Yaşar Yılmaz ile birlikte hastalarla buluşan Prof. Dr. Karl Hecht, istenmeyen ilaç kullanımının yüksek bir risk taşıdığını vurguladı. Almanya’da yılda 60 bin kişinin istenmeyen ilaç kullanımı nedeniyle hayatını kaybettiğine, İngiltere’de her yıl 20 bin kadının bu sebeple meme kanserine yakalandığına dikkat çeken Prof. Dr. Hecht şunları söyledi:

“İlaç tedavisi her zaman yüksek bir riziko taşır. Avrupa ve ABD’de binlerce insan sadece ilaçların yan etkilerinin neden olduğu hastalıklar nedeniyle ölüyor. Birçok insan da ilaç kullanımına bağlı olarak sakat kalıyor. İlaçların yan etkileri ve neden oldukları zararlar istatistiklerde her zaman saklanıyor. Naturmed’e gelen hastalar günde 8-10 hatta daha fazla ilaç kullanıyor. Ancak buraya geldiği zaman biz bu ilaçları bıraktırarak doğal tedaviyle vücudun kendi kendini iyileştirmesini sağlıyoruz. Kolestrolü, tansiyonu, ağrıları, uykusuzluğu hasta bizim yardımımızla iyileştiriyor. Kür merkezinin amacı da budur. Hastalar burada doğal yöntemlerle vücutlarını tedavi etmeyi öğrenir”.

İlaç endüstrisinin hastaları ilaca bağımlı hale getirdiğine dikkat çeken Dr. Yaşar Yılmaz ise insan vücudunun kendi kendini iyileştirme yetisine sahip olduğunu belirtti.
Dr. Yılmaz, “Naturmed’e gelen hastaların kullandığı çoğu ilacı burada bırakmalarını sağlıyoruz. Kür merkezimize dünyanın dört bir yanından gelen hastalar, doğayla baş başa kalarak kendilerini ve vücutlarını dinleme imkanı buluyor. Günde avuç avuç ilaç içen hastaların organları yavaş yavaş iflas ediyor. Hastalar sağlığı ticarete döken ilaç endüstrisinin tuzağına düşüyor. Naturmed’de ise doğal ortamda vücutlarını doktorlarımızın yol göstermesiyle iyileştirme şansı yakalıyor. Buraya sedyeyle gelen hastalarımız, 15 gün sonra yürüyerek çıkıyorlar” diye konuştu.

Standart İlaçların yan etkileri ölüm sebebiİlaçların yan etkileri ölüm sebebi


İlaçların yan etkileri ölüm sebebi

İZMİR (İHA) - ABD ve Avrupa’da son 50 yılda yapılan araştırmalarda, ilaçların yan etkilerinin birçok insanda farklı hastalıklara neden olduğu hatta her yıl on binlerce kişinin ölümüne yol açtığı belirlendi.

Dünyaca ünlü Alman Prof. Dr. Karl Hecht Kuşadası Naturmed Doğal Tedavi ve Kaplıca Kür Oteli’nde hastalara yönelik olarak düzenlenen seminerde, doğal tedavinin önemine dikkat çekerek, her gün onlarca ilaç kullanan insanların sağlıklarını kaybetmeye tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu bildirdi. Kuşadası Davutlar Beldesi’nde bulunan Naturmed Doğal Tedavi ve Kaplıca Kür Oteli’nde Sorumlu Hekim Dr. Yaşar Yılmaz ile birlikte hastalarla buluşan Prof. Dr. Karl Hecht, istenmeyen ilaç kullanımının yüksek bir risk taşıdığını vurguladı. Almanya’da yılda 60 bin kişinin istenmeyen ilaç kullanımı nedeniyle hayatını kaybettiğine, İngiltere’de her yıl 20 bin kadının bu sebeple meme kanserine yakalandığına dikkat çeken Prof. Dr. Hecht şunları söyledi:

“İlaç tedavisi her zaman yüksek bir riziko taşır. Avrupa ve ABD’de binlerce insan sadece ilaçların yan etkilerinin neden olduğu hastalıklar nedeniyle ölüyor. Birçok insan da ilaç kullanımına bağlı olarak sakat kalıyor. İlaçların yan etkileri ve neden oldukları zararlar istatistiklerde her zaman saklanıyor. Naturmed’e gelen hastalar günde 8-10 hatta daha fazla ilaç kullanıyor. Ancak buraya geldiği zaman biz bu ilaçları bıraktırarak doğal tedaviyle vücudun kendi kendini iyileştirmesini sağlıyoruz. Kolestrolü, tansiyonu, ağrıları, uykusuzluğu hasta bizim yardımımızla iyileştiriyor. Kür merkezinin amacı da budur. Hastalar burada doğal yöntemlerle vücutlarını tedavi etmeyi öğrenir”.

İlaç endüstrisinin hastaları ilaca bağımlı hale getirdiğine dikkat çeken Dr. Yaşar Yılmaz ise insan vücudunun kendi kendini iyileştirme yetisine sahip olduğunu belirtti.
Dr. Yılmaz, “Naturmed’e gelen hastaların kullandığı çoğu ilacı burada bırakmalarını sağlıyoruz. Kür merkezimize dünyanın dört bir yanından gelen hastalar, doğayla baş başa kalarak kendilerini ve vücutlarını dinleme imkanı buluyor. Günde avuç avuç ilaç içen hastaların organları yavaş yavaş iflas ediyor. Hastalar sağlığı ticarete döken ilaç endüstrisinin tuzağına düşüyor. Naturmed’de ise doğal ortamda vücutlarını doktorlarımızın yol göstermesiyle iyileştirme şansı yakalıyor. Buraya sedyeyle gelen hastalarımız, 15 gün sonra yürüyerek çıkıyorlar” diye konuştu.

Standart Sİvrİsİnekler Kİmlere Saldirir ..


Sİvrİsİnekler Kİmlere Saldirir .. Sİvrİsİnekler Kİmlere Saldirir Sivrisinekler en çok karbondioksit çıkaran hamilelere ve ürik asidi fazla olan kişilere saldırıyor. Ayrıca cilt bakım ve kozmetik ürünü kullananlar da sivrisineklerin iştahını kabartıyor.

Florida Üniversitesi nden Jerry Butler ve Karen McKenzie nin yaptığı araştırma, sivrisineklerin saldıracakları insan konusunda seçici davrandığını ortaya koyuyor.

Araştırmaya göre, sivrisinekler tarafından ısırılmada genetik özelliklerin rolü % 85. Ayrıca vücut kimyasındaki bazı elementler de sivrisinekleri çekiyor.

Derileri üzerinde yüksek miktarda steroid veya kolestrol olanlar sivrisinekleri cezbediyor.

Kozmetik de Çekiyor Cilt bakım ve kozmetik ürünü kullananlar da sivrisineklerin iştahını kabartıyor.

Bilim adamlarının vardığı bir diğer sonuç ise kalp, tansiyon ve yüksek kolesterol ilacı kullananların sivrisineklerin ilgi alanına girdiği şeklinde.

Çok Kilolular Hedefte

Sivrisineklerin hedefinde Ürik asit üreten ve karbondioksit çıkardığı için çok kilolu insanlar da var.

Araştırmaya göre hamile kadınlar, normalin üzerinde karbondioksit çıkardığı için sivrisinek saldırılarına açık. Sivrisinekler harekete ve ısıya duyarlı ayrıca kurbanlarının kokusunu 50 kilometreden alabiliyor.

Araştırmada ortaya çıkan bir başka sonuç ise, binlerce çeşit sivrisinekten yalnızca birkaçında küçük hastalıklara rastlanması

Standart Kansere karşı zeytinyağı


Kansere karşı zeytinyağı

Zeytinyağlı yemekler kanser ve kalp-damar hastalıklarına karşı koruyucu etki yapıyor

Chicago’daki Feinberg Üniversitesi’nden Dr. Javier Menendez başkanlığındaki heyet, zeytinyağındaki oleik asidin Her-2/Neu ya da ERB B-2 adlarıyla bilinen kanser geninin seviyesini önemli oranda düşürdüğünü saptadı.

Laboratuvar şartlarında yapılan deneylerde, meme kanserinde Her-2/Neu seviyesi, oleik asit sayesinde yüzde 20 azaltıldı.

Kanserli hücreler üzerinde yapılan deneyler, Her-2/Neu genini etkisiz kılan oleik asidin tedavinin etkisini de artırarak hastaların ömrünü uzattığını gösterdi.

Araştırma sonuçları, Amerikan Onkoloji Yıllığı’nın son sayısında yayınlandı.

Dr. Menendez, “Araştırma sonuçları, özellikle zeytinyağlı yemeklerin kanser ve kalp-damar hastalıklarıyla yaşlanmaya karşı koruyucu etki sağladığını doğruluyor” dedi.

Zeytinyağının “faziletleri”, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından geçen Kasım ayında resmen kabul edilmişti

Standart Alzheimer tedavisinde önemli gelişme


Alzheimer tedavisinde önemli gelişme

Alzheimer tedavisinde önemli gelişme: Kobaylarda hastalık nedeniyle çökmüş beyin hücreleri iyileştirilerek, hem hafıza kaybı durduruldu hem hafıza kısmen geri getirildi. Alzheimere çare bulmak için fareler üzerinde yürütülen bir araştırmada hastalık nedeniyle çökmüş bulunan beyin hücrelerinden bazıları iyileştirildi. Farelerde sağlanan sonuç insanlarda da elde edilebilirse alzheimer hastaları hafızalarını kısmen geri kazanabilir.

ABD’deki Minnesota Üniversitesi’nde yürütülen araştırmanın sonucuna göre ‘tau’ adı verilen bir mutant (genetik yapısı değişime uğramış) protein, beyin hücrelerini çökertiyor ve bu protein durdurulabilirse söz konusu hücreler iyileşebiliyor. Hem de umulanın üstünde bir hızla.

Farelerde sağlanan sonucun insanlarda da elde edilebilmesi yıllar alacak. Henüz tau denen proteini durdurabilecek bir ilaç yok. Üstelik, halihazırda alzheimere karşı yürütülen araştırmaların çoğu, hastalığın birincil etkeni sayılan betaamiloid adlı proteine odaklanmış durumda.

Bugüne kadar alzheimer geri dönüşü bulunmayan bir hastalık sayılıyordu. Ayrıca halihazırda kullanılan tüm ilaçlar, hastalığın kendisini değil, belirtilerini iyileştirmeye yönelik. Bu açıdan son araştırmada elde edilen sonuç hem bir ilk hem de alzheimerle mücadelede umut ışığı.

Alzheimer muamması
Alzheimere neyin yol açtığı meçhul. Yaygın kanı, beyinde betaamiloid oluşumunun bilinmeyen bir nedenle anormal biçimde artması. Bu protein, beyin hücreleri çevresinde yapışkan kümelerin (plakalar) oluşmasına ve nihayet beyin hücrelerinin ölümüne yol açıyor. Süreçte taunun da payı var. Mutant tau proteinleri, beyin hücrelerinde lifli düğümler oluşturup hücre ölümünü hızlandırıyor.

Minnesota’daki araştırmayı yürüten nörolog Karen Ashe ve meslektaşları, farelerin beyninde, tıpkı alzheimer hastalarının beyninde görüldüğü biçimde tau kaynaklı lif düğümleri oluşmasını sağladı. Amaçları bu düğümlerin hastalığın nedeni mi yoksa belirtisi mi olduklarını anlamaktı. Fareler yaşlandıkça, lif oluşumu arttı ve beyin hücreleri ölmeye başladı. Sonuç olarak fareler hafıza kaybına uğradı. Bunun üzerine, farelere, tau proteinini üreten geni etkisiz hale getirecek bir antibiyotik verildi.

Hücre ölümü durdu
Tau üremesi azaldıkça farelerin hafıza kaybı durmakla kalmadı, hafızaları kısmen geri geldi. Ölmüş beyin hücreleri canlandırılamayacağı için tam iyileşle sağlanamadı. Ancak hastalık öncesine göre hafıza yarı yarıya geri kazanıldı. Ayrıca beyin hücrelerinin ölümü de durdu.

sitemap sitemap.txt sitemap.html