DELİ DANA HASTALIĞI

  • Faydalı Bilgiler
  • Eylül 21st 2007
  • admin

DELİ DANA HASTALIĞI

İngiltere de ilk olarak 1986 yılında patlak veren ve sığır etinden insanlara da geçebileceği kabul edilen Deli Dana hastalığının başlıca nedeninin hayvancılığın bir sanayi haline geldiği Avrupa da sığırların ot yerine etle beslenmesi olduğu sanılıyor. Avrupa ülkelerinde et ve süt hayvanları ucuz ve karlı olduğu gerekçesiyle, giderek artan biçimde, bitkisel yemler yerine kemik tozu ve insan tüketiminde kullanılmayan artık etlerden imal edilen yemlerle besleniyor. Birçok bilim adamı doğal beslenme biçimine aykırı bu diyetin tehlikeli hayvan hastalıklarının yayılmasına neden olduğunu düşünüyor.

BSE

BSE, Bovine Spongioforme Encephalopathie kelimelerinin kısaltılması. Türkçesi: Sığırların beyinlerinde süngerimsi biçimde dejeneratif değişiklerin oluşmasıyla belirgin hastalık. Hastalığa yakalanan sığırların hareketlerinde anormallik olduğu için, bu hastalığa halk arasında “deli dana” hastalığı denildi.

BSE’NİN KÖKENİ

Deli dana hastalığına çok benzeyen ve sadece koyunlarda görülen Scarpie hastalığı, yaklaşık 250 yıldır biliniyor. Bu hastalık, diğer hayvan türlerine bulaşabiliyor. Scarpie hastalığından ölmüş bir koyun, sığırlar için hazırlanan yemlere katkı maddesi olarak kullanıldığında, hastalık sığırlara bulaşıyor.

BSE’NİN SIĞIRLARDAKİ BELİRTİLERİ

Hastalığın ilk belirtileri genellikle bulaşma tarihinden 4-6 yıl sonra görülüyor. İlk belirtiler, hayvanın temas sırasında çok korkması, dişlerini gıcırdatması ve saldırgan davranışlar göstermesi. Hastalığın ileri safhasında sığırlar, burunlarını ve böğürlerini anormal bir biçimde yalar, kulak hareketleri hızlanır, baş ve kulakların duruşu anormalleşir. Hayvanlar çok fazla titrer ve bacaklarını kontrol edemezler. Çok kaşındıkları için, genellikle kafa derileri yaralanmıştır. Sığırlar, hastalığın son safhasına doğru düşer ve felç olur. Hastalığın başladığı tarihten 2-3 ay sonra da ölürler.

BSE İNSANA NASIL BULAŞIR?

BSE hastalığının insanlara da bulaştığı biliniyor. BSE’nin insanlarda görülen biçimi klasik Creutzfeldt-Jakob hastalığına çok benziyor. Creutzfeldt-Jakob hastalığı ilk kez 1920’li yıllarda iki Alman Nörolog tarafından tarif edilmişti. Bu hastalık, insanlarda normalde 60 yaşından sonra görülüyor. Klasik Creutzfeldt-Jakob hastalığının nedenleri hala bilinmiyor. Son zamanlarda genç insanlar da Creutzfeldt-Jakob hastalığının belirtilerine çok benzeyen bir hastalık nedeniyle hayatını kaybedince, bilim adamları, BSE’nin insanlara da bulaştigi sonucuna vardilar.

CREUTZFELDT-JAKOB HASTALIGININ BELIRTILERI

Hastaligin ilk belirtileri yorgunluk, uyku bozuklugu ve iştahsizlik. Hastalar, dizlerinde agri hisseder ve hareketlerini kontrol etmekte zorlanirlar. Ardindan hafiza kaybi başlar. Hastaligin son safhasinda istem dişi kas hareketleri hastayi yataga düşürür ve hasta yataginda ölümü bekler. Creutzfeldt-Jakob hastaliginin tam teşhisi ancak otopsiyle yapiliyor. Otopside, hastanin beyninin süngerimsi bir biçim aldigi görülür.

HASTALIGA YAKALANMAMAK IÇIN NELER YAPMALI?

BSE hastaligina en fazla Ingiltere’de yetiştirilen sigirlarda ve orada üretilen yemlerde rastlandigi için, Ingiltere’den ithal edilen koyun ve dana eti alınmamalıdır.

Bilim adamları, hastalıklı sığırlardan yapılan süt ürünlerinde ve et suyu tabletleri gibi ürünlerde çok az sayıda virüs bulunduğu için, hastalığın bu ürünlerden bulaşmasının mümkün olmadığı görüşünde.

Beyin, dalak ve omurilik içeren ürünler ise çok tehlikeli. Sığır dokuları içeren kozmetik ürünlerinin de tehlikeli olmadığını belirten bilim adamları, her ihtimale karşı bitkisel maddelerden yapılan ürünlerin tercih edilmesini öneriyor.

BSE VEYA CREUTZFELDT-JAKOB HASTALIĞININ TEDAVİSİ

İlaç tedavisi şu an mevcut değil.

BSE HASTALIK ZİNCİRİ NASIL KIRILIR?

Scarpie hastalığı nedeniyle ölmüş koyunların, hayvan yemi olarak kullanılmaması gerekiyor.

DOLAMA

  • Faydalı Bilgiler
  • Eylül 21st 2007
  • admin

DOLAMA

Dolama, tırnağın çevresindeki derinin yüzeysel bir enfeksiyonu olup en büyük sıklıkla stafilakoklar veya mantar tarafından meydana getirilir. Bu durum genellikle bir şeytan tırnağını ısırıp kopartma gibi bir yaralanmanın veya tırnak dibindeki deriyi bir işleme tabi tutmak veya deri itmek gibi hareketlerin sonucu olur.

Tırnağa bitişik olan cildin üzerinde kırmızı, şişkin bölge ile kendini gösterir.

Bakteriyel dolama genellikle ani ve ıstıraplı bir enfeksiyondur. Yüzeysel cerahat dolu kabarıklar belirebilir. Tutulan bölgeyi bastırınca cerahat sızıntısı olabilir.

Dolamanın bir başka çeşidine mantar enfeksiyonu sebep olur ve bu, şeker hastalığı olan kişilerde ve ellerini uzun süre su içinde bulunduranlarda yaygındır. Mantar enfeksiyonları ağır ağır gelişir, fakat inatçı olma eğilimi gösterir. Bazen hem bakteriler hem de mantar vardır, böylece daha fazla şişme ve cerahate yol açılır.

Akut bir enfeksiyon tırnağın çevresinden ve epidermisten dolaşarak bunların altına işleyip ağrılı bir apse meydana gelmesine yol açar. Tırnak dibindeki deri kabarır. Tırnak ayrılabilir.

Tırnakta bozulma veya renk atması meydana gelir. Nadir olmakla birlikte, bu enfeksiyon parmağın içine işleyerek tendon dokusuna yayılabilir. Deri boyunca görülen kırmızı çizgiler, bakteriler kanınıza karıştığının işaretidir. Eğer böyle bir durum olursa, doktora gidin. Teşhis için dolamaya hangi tip mikroorganizmanın neden olduğunu belirlemek amacıyla cerahat kültürü yapılabilir.

Tedavi

Sıcak banyolar: Dokuların iltihapla şişmesini azaltmaya yardım edecektir. Bunları takiben bir antibakteriyel madde (bakteri enfeksiyonları için) sürülebilir veya eğer bir mantar enfeksiyonu varsa yüzde 1 lik gentian violet solüsyonu kullanılabilir.

GÖZLERİNİZ ŞİŞ GÖRÜNMESİN

  • Güzellik Bakım
  • Eylül 21st 2007
  • admin

Sabahları şiş gözlerle kalkıyor ve bundan rahatsız oluyorsanız bir gece önceden almanız gereken birkaç basit önlem var.Beslenme: Alkollü içeceklerden ve tuzlu gıdalardan uzak durun.

Uyku: Yeterince ve mümkünse deliksiz uyuyun.

Bakım: Yatmadan önce göz çevrenize nemlendirici krem sürmeyin. Bunun yerine jel kullanın. Jelli kremler, göz çevresini rahatlatır ve sıkılaştırır. Hatta, daha iyi bir sonuç elde etmek istiyorsanız göz jelinizi buzdolabında iyice soğuttuktan sonra kullanın. Bu her zamankinden daha ferah bir his yaratır.

TAVSİYELER

Tüm bunlara rağmen sabah şiş gözlerle uyandıysanız, üzülmeyin kısa zamanda eski hale gelebilmeniz bir kaç ipucu:

Çiğ patatesi yuvarlak dilimler halinde kesin. Gözlerinizin üzerine birer tane yerleştirip 10-20 dakika arası tutun. Bunun dışında antioksidan içeren kremler de şişlerin inmesine yardımcı olacaktır.

Sorununuz kronikleştiyse, yani ne yaparsanız yapın şiş gözlerle uyanmaktan kurtulamıyorsanız kardiyovasküler egzersizler yapmalısınız. Yürüyüş, koşu, aerobik ve bisiklet bunların başlıcaları. Bu hareketler, vücutta ödeme yol açan tuz ve toksinlerin atılmasını sağlar ve sadece göz altlarınızdaki değil, tüm vücudunuzdaki şişliklerin giderilmesine yardımcı olur.

Şişliklerin inmesini beklemek için fazla zamanınız yoksa, bir parça buzu göz çevrenizde hafif hafif gezdirin. Bundan daha etkili bir diğer metot ise, içine soğuk su ve buz küpleri doldurduğunuz bir naylon torbayı yüzünüze kapatıp dayanabileceğiniz kadar beklemek. İşe yaradığını göreceksiniz.

Bu uygulamaların hiçbiri işe yaramıyorsa, tek çare var: Şişlikleri makyajla kamufle etmek. Teninizin rengindeki kapatıcıyı elmacık kemiklerinize kadar olan geniş bölgeye ince bir katman halinde sürün. Farınızı koyu renklerden seçin. Bordo, koyu gri ya da koyu pembe olabilir örneğin. Koyu renk bir rimeli, sadece üst kirpiklerinizin en ucuna doğru sürün. Alt gözkapağınızdaki kirpiklere rimel sürmek dikkatleri bu noktaya çekeceğinden şişlikler ortaya çıkar.

GÖĞÜSLER İÇİN EGZERSİZ

  • Güzellik Bakım
  • Eylül 21st 2007
  • admin

Göğüsler yağ dokusu ve göğüs bezlerinden oluşur. Bu nedenle göğüs ölçünüz, depolanan yağ miktarıyla doğru orantılıdır. Bunun yanı sıra, ağırlığınız, yaşınız ve genetik faktörler de göğüs ölçünüze etkileyen unsurlar arasındadır. Egzersizle bu faktörleri değiştiremezsiniz tabii ki. Ancak egzersiz sayesinde daha sıkı ve diri göğüslere sahip olabilirsiniz.Bu egzersizlerle, göğüslerinizin altında bulunan pektoral kasları çalıştırıyor olacaksınız. Bu kasları çalıştırdığınız takdirde, hem göğüslerinizde hem de vücut duruşunuzdaki gelişmeye kendiniz de inanamayacaksınız.

Başlangıç olarak, egzersizleri haftada 3 kez yapın. Sabah işe gitmeden, ya da vaktiniz olmuyorsa akşam yapabilirsiniz. Çalıştığınız günleri değiştirerek çalışın ve daha sonra her gün de çalışabilirsiniz. Böylece kaslarınız daha çabuk güçlenir. Herhangi bir sakatlanma riskinden kaçınmak için dikkatlice okuyup uygulayın.

Egzersiz I

Bacaklarınızı kalça genişliğinde açarak durun. Bacaklarınız dizlerden hafifçe kırık olmalıdır.

Her iki elinize de birer dambıl alın. Eğer dambılınız yoksa, 500 ml lik su dolu şişeleri de kullanabilirsiniz. Ağırlık kullanıyorsanız, 1-2 kiloluk hafif ağırlıkları tercih edin. Kollarınızı, omuz hizasında, düz bir şekilde öne doğru uzatın ve 2 saniye kadar pozisyonu koruyun.

Kollarınızın rahat olmasına, çok gergin olmamasına dikkat edin.

Başlangıç pozisyonuna dönün.

10 tekrardan oluşan 2 set yapın.

Egzersiz II

Yüzüstü yere uzanın. Bacaklarınız bitişik ve düz olsun. Dirseklerinizi omuzlarınızın altına gelecek şekilde yerleştirin ve kollarınızın alt kısmıyla yerden destek alın. Ellerinizi kenetleyin.

Vücudunuzu başınızdan topuklarınıza kadar düz tutarak yavaşça yerden kaldırın.

Vücudunuz, dirsekleriniz, kollarınızın alt kısımları ve ayak parmaklarınızla düz bir hat oluşturmalı. Bu arada karın kaslarınızı da içeri çekmeyi unutmayın.

Başınızı dik tutun. Başlangıç pozisyonuna geri dönün.

10 tekrar yapın. Zaman içerisinde bunu kademeli olarak 20 ye çıkarın.

GÖĞÜS BÜYÜTME AMELİYATLARI

  • Güzellik Bakım
  • Eylül 21st 2007
  • admin

Göğüsler, meme dokusu altına yerleştirilen ve genellikle silikon yapısında olan meme protezi ile büyütülebilmektedir. Meme büyütme ameliyatı için başvuran hastalar genellikle ulaşmak istedikleri meme büyüklüğünü tarif etmede güçlük çekerler. Sıklıkla, istedikleri sütyen numarasını söylerler (85, 90 gibi). Ancak çeşitli sütyen markaları, farklı büyüklükte olabilir. Bu nedenle ameliyat öncesinde hastanın beklentisinin çok iyi saptanması, bunun yanında olabilecek farklı büyüklükler ve sebepleri (örneğin küçük yaşlardan beri çok küçük olan göğüslerin çok fazla büyütülmesi bir ameliyatta mümkün olmayabilir çünkü derinin belirli bir oranda esneme kabiliyeti vardır, bu toleransın çok zorlanması, komplikasyona- dikiş açılması, kapsül kontraktürü gibi- yol açabilir).Hastalar ameliyat öncesi aspirin almamalı, vücudun herhangi bir yerinde enfeksiyon olmamalıdır. Kırk yaşın üzerindeki hastalarda özellikle ailede meme kanseri hikayesi varsa ameliyattan önce mamografik inceleme yapılmalıdır. Meme büyütme amacı ile günümüze kadar parafin, lastik, sünger gibi çok çeşitli yabancı maddeler yanında, hastanın kendi dokuları da kullanılmıştır. Yabancı maddelerin büyük kısmında reaksiyon olusumu ve atılım görülmüş, vücut dokularında ise zamanla erime ve küçülme ortaya çıkmıştır. İlk defa 1963 te silikon protezlerin kullanımıyla, bu alanda yeni bir çığır açılmıştır. Günümüze kadar silikon protezlerde çok önemli gelişmeler sağlanmış ve daha uzun süre dayanan ve çok daha az rahatsızlıklara neden olan protezler üretilmiştir.

Ameliyata karar verildikten sonra, hasta ile ayrıntılı bir görüşme yapılıp hastanın beklentileri belirlenir. Ameliyatın riskleri anlatılır. Aspirin alımı ameliyattan 10 gün önce kesilmelidir. Ayrıca yine sigara içiliyorsa, 10 gün önce kesilmelidir. Meme protezinin, kansere neden olmadığı birçok yabancı bilimsel araştırmalarla saptanmıştır. Bu araştırmalarda, 20-30 yıl gibi uzun süreler takip edilen hastalar incelenmiş ve meme protezi konulan hastalarda normal kadınlara göre meme kanseri oluşma oranı farklı çıkmamış hatta biraz daha düşük olduğu belirlenmiştir. Meme protezinin yerleştirileceği cebin açılması için üç değişik ulaşım yolu vardır. Bunlar: meme başı etrafı, meme altı ve koltuk altıdır. Teknik olarak en basit olanı meme altı kesisidir. Ancak bu metodun olumsuz tarafı, diğerlerine göre daha çok belirgin görülebilen bir iz bırakmasıdır. Ancak izin fazla belirgin olması halinde ikinci bir ameliyat ile azaltılması olasıdır. Meme başı halkası etrafından yapılan kesi ise en az iz bırakanıdır. Bunun olumsuz tarafı ise, teknik olarak biraz daha zor olması ve özellikle küçük çaptaki meme başı halkası durumunda ( 3 cm ve altı) protezi yerleştirmenin çok zor olmasıdır. Son dönemde özellikle ABD de en popüler yöntem içi su dolu olan protezlerin koltuk altından kas altına yerleştirilmesi.sıkça kullanılan ve endoskopik yöntemler ile gerçekleştirilen bu teknikte meme üzerinde kesi yapmaya gerek kalmıyor ve hiçbir iz bırakılmamış oluyor.

Aynı ameliyatta karın germe ameliyatı da yapılacak ise, bu durumda meme etrafı veya üzerinde herhangi bir kesi yapılmasına gerek kalmaz. Karın germe için yapılan göbek altındaki kesiden meme altına ulaşılarak protezler yerleştirilebilir.

1- Bu ameliyatta neler yapılır?

Bu operasyonda içi silikon veya sıvı ile dolu meme protezleri kullanılır. Bunlar değişik hacimlerde olup hastanın istekleri ve doktorun tavsiyeleri doğrultusunda uygulanacak hacim tespit edilir. Seçilen protezler, koltuk altından, meme altındaki kıvrım çizgisi üzerinden veya meme ucu etrafındaki renkli bölgenin (areola) sınırından küçük birer cilt kesisi yapılarak yerleştirilir. Protez hemen meme dokusunun altına veya göğüs kasının arkasına yerleştirilir. Her iki şekilde de hastanın süt bezleri korunduğundan çocuk emzirmede bir problem olmayacaktır.

2- Kimler bu ameliyat için uygun adaydır

Doğuştan meme dokusu hiç yok veya çok küçük ise, aşırı kilo kaybı veya doğuma bağlı meme dokusunda ileri derecede sarkma ve hacim kaybı varsa, her iki meme arasında büyüklük ve şekil farklılığı (asimetri) varsa, kanser ameliyatına bağlı olarak memelerin biri veya her ikisi alınmışsa veya kendi gözünüzde memeleriniz küçük görünüyorsa meme protezi operasyonu için aday olabilirsiniz.

3- Ameliyat hakkında bilgi

Operasyon 1-2 saat kadar sürer. Sedasyon eşliğinde lokal anesteziyle veya genel anesteziyle yapılabilir. Hasta genellikle aynı gün taburcu edilir. Bazen 1-2 gün yatması gerekir. Hasta sigara içiyorsa ameliyattan en az 2 hafta önce bırakması ve ameliyattan sonra en az 15-20 gün hiç içmemesi tavsiye olunur.

4- Ameliyata bağlı normalde beklenen rahatsızlıklar nelerdir

Ödeme bağlı ameliyat bölgesinde şişlik, meme başı duyusunda değişiklik, ciltte geçici çürükler, birkaç hafta boyunca göğüslerde ağrı ve hassasiyet artışı.

5- Ameliyatın riskleri vardır ve önceden bilinmesi gerekir

İnfeksiyon, sıvı birikimi (seroma), memelerde asimetri, göğüslerde sertleşme (protez etrafında kapsül oluşumuna bağlı), nadiren protez materyalinin yırtılması ve bunlara bağlı olarak ikinci bir ameliyatın gerekliliği. Meme protezlerinin ana maddesi olan silikonun kanser yapıcı etkisi olduğu halen kanıtlanmamıştır. Ancak kişinin kendisinde mevcut olan kansere yakalanma riskini arttırmadığı rahatlıkla söylenebilir. Meme dokusu içinde silikonun varlığı ancak mamografik tetkiklerde zorluk yaratabilir. Bazen meme başı ve göğüs cildindeki duyu değişiklikleri (hassasiyet artışı veya hissizlik) kalıcı olabilmektedir.

6- Normale dönüş

Hasta ameliyattan birkaç gün sonra sütyen giyerek işbaşı yapabilir. Dikişler 5-10 gün arasında alınır. Göğüslerle fiziksel kontakt en az 3-4 hafta sonra olmalıdır çünkü bu süre içinde temas ağrı meydana getirebilir. Pembe ameliyat yara izinin solarak gözden kaybolması aylardan birkaç yıla kadar sürebilir. Sonuçların sürekliliği değişkendir. Bazı durumlarda protezlerin tamamen çıkartılması veya yenileriyle değiştirilmesi gerekebilir.

GOZ MAKYAJI

  • Güzellik Bakım
  • Eylül 21st 2007
  • admin

Gözlerimiz ve onlardan yansıyan bakışlarımız tüm kimliğimize anlam katar. Onların dikkat çekmelerini ve etrafa güzel bakmalarını sağlamak sizin elinizde. İşte güzel bir makyajın ince noktaları, gözlere canlılık kazandıran egzersiz ve bakımlar…Günlük Bakım

Göz çevresi için özel bir krem kullanmak gerçekten şart mı? Hiç şüphesiz evet! Vücudumuzun en hassas bölgesi olan gözlerimizde kullanacağımız ürünlerin de, bu duyarlılığa uygun, özel üretilmiş ürünler olmaları şart. Göz çevresi derisi, yüzün diğer kısımlarından 7 kat daha ince. Bu nedenle bakımını, onu tahriş etmeyecek kadar hafif dokunuşlarla yapmak gerekli. En doğu seçim, yağlı olmayan, hafif jel ve solüsyonlar kullanmak. Diğer yandan, göz çevresi, diğer bölgelere oranla, kullanılan ürünlere karşı çok daha duyarlı. Bu duyarlılıkları nedeniyle, formülleri göze özel üretilmiş, tahriş etmeyen ve alerjik olmayan kremleri kullanmalısınız. Ancak bu şekilde, hiçbir yan etkiye maruz kalmadan istediğiniz sonucu elde edebilirsiniz. Dikkat etmeniz gereken bir diğer nokta da, kullandığınız ürünlerin Ph değerinin göz yaşlarının Ph değerinden daha düşük olması. Göz için üretilen özel ürünlerin, en büyük özellikleri, gözenekleri derinlemesine temizleyip, sıkılaştırarak gerginleştirici etki yapmaları. Bu ürünler aynı zamanda göz çevrelerinizi, zararlı güneş ışınlarına karşı da koruyacaktır.

Gözleri rahatlatan küçük egzersizler

İçinde yaşadığımız dünyada, gözlerimiz stres kaynakları, yapay ışıklar, bilgisayar, televizyon gibi birçok etkene maruz kalır. Bunların kötü etkileri ile mücadele etmek için ve gözlerinizi dinlendirmek için yapabileceğiniz küçük egzersizler var. İki elinizin avuç içleri ile gözlerinizi kapatın ama avuçların gözlerinize değmemesine özen gösterin. Gözkapaklarınızı kapalı olarak, karanlıkta bir süre tutun. Isı ve karanlık gözlerin dinlenmesini sağlayacaktır. Özellikle bürolarda, bilgisayar başında çalışanlar, gözleri yoruldukça bu egzersizi sık sık yapılabilir.

HEMEN FARKEDİLEN ALIMLI GÖZLERGÖZ MAKYAJI İÇİN İPUÇLARI

Gözler çok hassas bölgeler oldukları için, makyaj yaparken ilk dikkat etmeniz gereken, kullandığınız malzemelerin kaliteli olması. Daha sonra renklerin uyumuna çok dikkat etmelisiniz. İyi bir makyaj, gözlerinizin güzelliğini birkaç kat daha vurgulayacaktır.

Kaşlar

Gözlere anlam kazandıran, onlara kişilik veren kaşlardır. Onlara düzgün bir şekil vererek, hafifçe fırçalayarak ve küçük kalem darbeleri ile kalınlaştırarak, gözlerinizin genç görünmesini sağlayabilirsiniz. Kaşlarınıza şekil verirken, asıl dikkat etmeniz gereken, kaşlarınıza doğru açı vermek. Kaşlarınızın doğru yerde başlayıp, doğru yerde bitmesini sağlamak için, ince bir kalem alın. Önce bunu göz pınarlarınızdan yukarı doğru uzatın. Kalemin dış tarafından kalan fazlalıkları alın. Gözlerinizin dış tarafını da aynı yöntemle şekillendirin. Kaşların güzel görünmeleri için, her zaman yukarı doğru olmaları gerekir. Asla gözlerinizin üzerine inen bir kaş hattınız olmamalı. Böyle bir açı sizi daha yaşlı gösterecektir.

Farlar

Far rengi olarak asla gözleriniz ile aynı rengi seçmeyin. Bu yapabileceğiniz en büyük hata olur. Koyu renk gözlüler, mavileri, canlı yeşilleri, sarı ve altın tonlarını, bej ve tonlarını tercih ederken; yeşil gözlüler ise, rozeleri, fuşyaları, lilaları, mavi ve kahverengileri seçmeli; asla yeşil tonlarını kullanmamalılar. Mavi gözlüler ise, yeşil ve mavilerden kaçınmalı, bunun yerine kahverengi, kızıl, gri tonlarına yönelmeliler. İyi bir etki sağlamak için, tek bir renk yerine iki ve hatta üç rengi karıştırmak daha başarılı sonuç verir. Bir açık, bir koyu, bir de orta renkle çok alımlı gözlere sahip olabilirsiniz. Eğer hangi renkleri karıştırabileceğinizi bilmiyorsanız, sakın endişelenmeyin. Bugün, bütün büyük kozmetik firmaları, birbiri ile kullanılabilecek renkleri aynı kutu içerisinde bir araya getirerek satıyorlar.

Kalem çekme teknikleri

Kalem, gözün kontürlerini takip ederek sürülür. Çizginin gözün dışına doğru kalınlaştırıması gözlerinizi ve bakışlarınızı daha çok vurgulamaya yarar. Ayrıca kalem yardımı ile, gözünüzün şekli üzerinde oynama şansınız da var. Örneğin, yuvarlak gözleri olanlar, kalemi çok ince olarak çekmeli ve uçlarını yatay olarak bir parça uzatmalıdırlar. Kirpiklerin altına kalem sürmek, gözün daha küçük görünmesine yol açar. Eğer gözleriniz birbirlerine çok yakınsa, kalem hattını iyice dışarı doğru çekmelisiniz. Ancak gözleriniz birbirinden çok ayrı ise, çizgilerin çok kısa olması ve gözün dış sınırında hemen bitmesi gerekir. Çok küçük gözleri daha büyük göstermek için, kalemi gözkapağının hemen üstünden kalın bir hat olarak çekmelisiniz. Büyük gözlerde ise kalemi ince bir hat şeklinde çekmek çok daha iyi sonuç verecektir. Badem gözlüler ise kesinlikle gözlerinin bu şeklini gizlememeli; aksine, bu güzel şekli vurgulamak için, kalemi yukarı doğru çekmeliler.

Maskara nasıl sürülmeli?

Maskara sürdükten sonra kirpiklerinizde top top birikintilerin olmaması için fırçadaki fazlalıkları, tüpün kenarında temizlemelisiniz. Üst kirpiklere sürerken önce, üstten ince bir kat geçip, daha sonra alttan yukarı doğur kıvırmalısınız. Fırçayı, tekrardan tübe batırmadan, alt kirpiklerinizin üzerinde de hafifçe gezdirin, çünkü alt kirpik makyajının çok hafif olması gerekir. Kirpiklerin kalın görünmesi için, önce ilk katın kurumasını bekleyin, ikinci katı daha sonra sürün.

GENÇ KALMANIN 8 PÜF NOKTASI

  • Güzellik Bakım
  • Eylül 21st 2007
  • admin

ABD Teksas Üniversitesi, sağlıklı gençleşmenin formülünü açıkladı. Bu formüle göre akranlarınızdan yıllarca daha genç görünebilirsiniz. İşte en önemli 8 püf nokta:

1. Sigara içiyorsanız hemen bırakın ve pasif içici olmayın.

2. Stresinizi azaltmaya çalışın. Sağlam sosyal ilişkiler kurarak daha genç kalabilirsiniz.

3. Kan basıncınızı izlemeyi sakın unutmayın. Düşük kan basıncına sahip bir kişi, yüksek kan basıncına sahip bir kişiden en az 25 yaş daha genç kalma şansına sahip.

4. Az miktarda olsa, mutlaka egzersiz yapın. Bu sizi ortalama 5 yıl geriye taşır.

5. Diş ipi kullanın. Çünkü, diş ipi kullanmak gerçek yaşınızdan tam 7 yıl daha genç gösterir.

6. Lifli gıda tüketmek çok önemli. Günlük 25 gram lif tüketen birinin gerçek yaşı 2.5 yıl daha geridedir.

7. Tedavi ve bakım standartlarını yüksek tutan kişiler, bunu yapmayanlara göre 10 ilâ 14 yaş daha genç kalır.

8. Kendinizi güldürmek için mutlaka çaba harcayın. Neşeli olmak, bağışıklık sisteminizi destekler ve gerçek yaşınızı 8 yıla kadar geriye taşır.

GECE MAKYAJININ PUF NOKTALARI

  • Güzellik Bakım
  • Eylül 21st 2007
  • admin

Geceleri şık davetlere katılırken ya da eğlenceli bir akşam için hazırlanırken makyajınıza gündüz yaptığınızdan daha çok dikkat etmeniz gerekiyor. Çünkü ışık ve kıyafet farklılığından dolayı, gece makyajında kullanılan renk ve ürünlerin de farklı olması şart.Gece makyajı yaparken olgun bir kadının kibar ve sade bir makyajla yılların izlerini uygun bir şekilde gizleyebilmesi önemli.

Gölge olarak kullanılan far, göz kenarından yukarı doğru çekilmeli. Böylece göz kenarındaki ince çizgiler gizlenmiş olur. Düşmüş göz kapakları ise gerginleştirilir. Allığı, elmacık kemiğinin üst kısmına uygulamak daha doğru olur. Fondöten kullanılıyor ise, çizgilerin yoğun olduğu kısımlara sürmemek en iyisi. Çünkü çizgilerin içine temas eden fondöten, hatları belginleştirir. Pigment lekeleri içinse kapatıcı uygulamalıyız.

Ciltlere göre renkler

Sarışınlar için kahve tonları, gri, elektrik mavisi renkleri; kızıllar için kahverengi, oranj, kiremit; esmerler için canlı yeşiller, buz mavisi ve kızıl kahveler önerilir. Esmer tenlerde ten renginin bir ton açığı fondöten kullanmak gerekli. Çok beyaz tenlerde ise tenin bir ton koyusu uygundur. Kırmızı yüzlüyseniz beş ağırlıklı fondöten tercih etmelisiniz. Kara sarı olanlarda pembe ağırlıklı fondöten kullanılır. Kuru citlerde ise yoğun yağ ihtiva eden kozmetik ürünleri ile cilde nem ve parlaklık verilir. Normal ciltlerde gözenekler ufak ve kapalı olduğu için yağ oranı düşük kozmetik ürünleri kullanılmalı. Yağlı ve hassas ciltlerin bakımı zor olduğu için makyaj titiz bir ortamda yapılmalı. Makyajda, zemin fazla yağlı olmayacak şekilde dengelenmeli.

Parlak renkler kullanın

Gece makyajında dikkat edilecek bir diğer nokta ise suni ışığın renkleri solgunlaştırması. Bunun için parlak renkler kullanmak ve ışıltılı bir makyaj yapmak gerekli. Bu senenin gece makyajı renklerini genellersek, yaldızlı olmak şartıyla eflatun, mor, turuncu olarak söylenebilir. Koyu renkler kullanmaktan ise, gece makyajı yaparken mutlaka kaçınmalı.

ELMA SİRKESİ: DOĞAL GÜZELLİK İKSİRİ

  • Güzellik Bakım
  • Eylül 21st 2007
  • admin

Binlerce yıl önce, mahzende unutulan bir şaraptan tesadüf eseri keşfedilen sirkenin, ciltteki lekelerden fazla kilolara, sağlıksız saçlardan varisli damarlara kadar birçok derde deva olduğunu biliyor musunuz?.
Özellikle elma sirkesinin pırıl pırıl saçlar, lekesiz bir cilt ve incecik bir vücuda kavuşmanızda çok önemli katkıları var. Fersan, size evde kolayca uygulayıp, baharın yorgun cildinizde bir çiçek gibi açmasını sağlayacak önerilerde bulunuyor. Bugüne kadar sadece sofrada kullanılan elma sirkesini güzelliğiniz için denemediyseniz, şimdi tam zamanı…

* Kepeksiz saçlar Saçınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçlarınızın kepekten arındığını ve parlaklaştığını göreceksiniz.

* Akne tedavisi Su ile seyreltilmiş elma sirkesi ile yüzünüzü temizleyin ve su ile durulayın. Elma sirkesi cildinizi yumuşattığı gibi, antiseptik özelliği ile akneye neden olan mikropları öldürecektir.

* Ciltteki lekelere Dörtte bir litre suya, üç çorba kaşığı elma sirkesi ekleyip, kaynayıncaya kadar ısıtın, ateşi kısın. Başınıza bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yarı yarıya sulandırılmış elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kez tekrarlayabilirsiniz.

* Varisli damarlara Bir bezi elma sirkesine batırıp, sıkın. Bezi varisli bölgeye sarın ve 30 dakika bekletin. Bu süre içinde bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Sabah-akşam tekrarlayın.

* Zayıflamak için… Bir bardak suya bir-iki kahve kaşığı elma sirkesi ve bir kahve kaşığı bal ekleyip, karıştırın. Uygun bir rejimle birlikte kullanıldığında, düzenli kilo vermenize katkı sağlar.

ELLERİNİZİN GÜZELLİĞİ İÇİN

  • Güzellik Bakım
  • Eylül 21st 2007
  • admin

Güzel ve bakımlı ellere sahip olmak için bir takım tedbirler almak gerekiyor. Özellikle ev işleriyle uğraşan kadınların elleri, temizlik esnasında destek ürünler kullanılmadığı takdirde daha fazla tahriş oluyor. Ellere zarar veren faktörlerin başında, fazla sıcak veya fazla soğuk su, deterjanlar, evde kullanılan temizlik ürünleri, güneş, soğuk, yağmur, deniz ve toprak geliyor. Özellikle suyla yapılacak işlerde lastik, diğer ev ve bahçe işlerinde ise pamuklu eldivenler kullanılması ellerin zarar görmesini azaltıyor.

Vücudun ağır işçisi olan ellerin kendisini yenilebilmesi için güzellik salonlarında uygulanan el banyoları ve kompreslerin dışında evde uygulanabilecek basit ama etkili öneriler de bulunuyor.

Bu önerilerden bazıları şunlar:

Ellerinizi ıslattıktan sonra iyice kurulayın, el kremi ya da losyon sürün. Ellerinizi günde iki, üç kere yumuşak sabunla yıkayıp bol suyla durulayın. Günde bir kere parmaklarınızı ve tırnaklarınızı fırçalayın. Sert olmayan bir ponza taşı da elleriniz için yararlıdır. Sert derileri alarak lekeleri çıkarır. Haftada bir kere ellere çok yağlı kremle masaj yapın. Her parmağın ucundan başlayarak dibine kadar iyice sıvazlayın. Avuç ve el üstüne masaj yapmayı unutmayın. Bunun için en uygun zaman gece yatmadan öncedir. Arada bir ellerinize kalın bir tabaka krem veya vazelin sürdükten sonra pamuklu eldiven takıp yatın. Uyumakta biraz zorlanabilirsiniz. Ama sabah kalktığınızda elleriniz çok bakımlı olacaktır. El üstlerine sürülecek parafin tabakası gözenekleri açmak için çok yararlıdır. Ayrıca limon da eller için yararlıdır. Elin rengine iyi gelir.

Ellerin yaşlanması ve yıpranmasını geciktirebilecek öneriler ise şöyle:

1. Esmer lekeler: Bunlara yaşlılık lekeleri denir. Ellerde kahverengimsi lekeler oluşur. Bu lekelerin çıkmasını geciktirmek, hatta önlemek mümkündür. Bunun için filtreli güneş ilacı kullanabilirsiniz. Eldeki benekler için de pigmen renklerini açan bir krem yararlı olur. En kötü ihtimalde suda çıkmayan fondötenle kapatabilirsiniz. Bu yöntem aynı zamanda damarların gözükmesini engeller.

2. Soğuk kabarcıkları: Parmakların yeteri kadar hareket etmemesi, soğuk ve nemden yeterince korunmaması sonucu oluşur. En iyi yol, egzersiz yapmaktır. Çünkü bu egzersizler kan dolaşımını hızlandırır.

3. Sert deri ve çatlaklar: Bunlara soğuk hava, elleri fazla zorlayan işler yol açar. Çatlaklara kir dolabilir. Bu kirleri limonla çıkarabilirsiniz. Sonra da bir parça pamuk yardımıyla zeytinyağı sürün. Bir süre bekledikten sonra ellerinizi sabunlu suyla yıkayıp iyice durulayın. Tabii ki sonra krem sürmeyi unutmayın. Bunun her gün yaparsanız elleriniz düzelir.

Sık sık kullandığımız ellerimizin daha güzel ve sağlıklı görünmesi için egzersizlere de başvurmamız gereken yöntemlerin başında geliyor. Genç yaşlardan itibaren yapılabilecek hareketler ise şunlar:

1. Yumruk açma: Yumruğunuzu iyice sıkın. Sonra parmaklarınızı öne doğru mümkün olduğunca açın. İki eli de aynı zamanda yapın. Bu hareketi en az 6 kere yapmalısınız.

2. Parmak ayırma: Ellerinizi avuçlarınızın yere bakacağı şekilde tam önünüze koyun. Parmaklar birbirlerine sıkıca yapışmış olsun. Sonra parmaklarınızı açabildiğiniz kadar açın.