Dişeti Hastaliği üstüne Bilmeniz Gerekenler

  • Diş Sağlığı
  • Temmuz 3rd 2007
  • admin

DİŞETİ HASTALIĞI ÜSTÜNE BİLMENİZ GEREKENLER:
Dişeti iltihabı (piyore) nedir?

Periodontitis ya da halk arasında bilinen adı ile ‘piyore’ dişleri saran kemik ve dişeti dokularinin iltihabıdır. Dişler ağız içinde görebildiğimiz kron kısmı ve çene içine gömülmüş ‘kök’ten oluşmuştur. Kökler kemik için de ince lifler yardımı ile tutunmaktadır. Bunun yanında çene kemiğinin iç yüzünü saran pembe dişeti’de dişin boyun kısmına yapışır. Dişeti iltihabı sadece gözle görülen dişetini değil, kemik dokuyu da etkileyeceğinden kontrol altına alınmayan bir dişeti rahatsizlıgı sonuçta çürüksüz dişlerin sallanmasına ve çekilmesine neden olacaktır.

Dişeti iltihabı nasıl baslar?

‘Dental plak’ da denilen mikrop tabakasının dişler üzerinde birikmesine izin verilirse bu tabaka içinde yaşayan bakteriler tarafından üretilen zararlı maddeler dişetlerinde iltihaba yol açar. Dişeti hastalığının bu erken dönemine ‘gingivitis’ denir. Gingivitis aşamasi Resim 1′de görüldüğü gibi hafif kızarıklıkla kendini belli edebileceği gibi görüntü olarak daha hafifte olabilir.

Dental plak nedir?

‘Dental plak’ dişler üzerinde düzenli olarak biriken mikrop tabakasıdır. Bu tabaka istenmeyen 2 şeyi oluşturur.

Diş çürüğü
Dişeti hastalığı
Dental plak yumuşak ve renksizdir. Bu nedenle belli bir kalınlığa ulaşmadan görülemez. Yoğun olarak dişlerin araları ve dişeti-diş sınırında birikir. Bu tabakanın oluşumu engellenemez, ancak hergün düzenli dikkatli ve yeterli diş fırçalamak ile diş ve dişetlerine zarar verecek miktarda birikmesi önlenir. Diş araları gibi fırçanın ulaşamadığı bölgelerdeki plak, diş ipi ile temizlenir.

Sağlıklı dişeti nasıl görünür?

Saglıklı dişeti pembe ve dişleri sıkıca sarar durumdadır.

Dişeti hastalıklarına sık rastlanılır mı?

Evet diş çürüğünden daha sık. Neredeyse tüm erişkinler bir dereceye kadar bu hastalıktan etkilenir ve birçok vak’a da hiç çürüğü olmayan dişler sadece sallandıkları için çekilirler.

İltihaplı dişeti’nin görünümü nasıldır?

İltihaplı dişeti kırmızı ve / veya sis görünümündedir. Fırçalarken kanayabilir.

Dişeti iltihabının belirtileri nelerdir?

Dişeti rahatsızlıkları bazen fark edilemeden çok ilerlemiş olabilir. Bununla birlikte aşağıdaki belirtilerin bir ya da birkaçının birarada gözlenmesi dişeti rahatsızlığı olasılığını akla getirmektedir.

Ağiz kokusu
Kırmızı ve sis dişetleri
Ağızda tat bozukluğu
Dişetlerinin çekilerek diş kökünün açığa çıkması
Sallanan dişler
Zamanla eğilen ya da çarpıklaşan dişler
Dişeti kanaması (diş fırçalarken ya da kendiliğinden)

Dişeti iltihabı tedavi edilir mi?
Evet. Ancak tedavi iltihabın ne derece ilerlediğine bağlıdır. Sadece ‘gingivitis’ safhasında yapılan tedavi yüksek başarı sağlar. Tedavi süresince, diş hekiminiz dişlerinizi diş taşından arındırıp diş fırçalama tekniğinizi en iyi hale getirecektir. Bundan sonraki sorumluluk size düşmektedir. Usulüne uygun yaptığınız temizlik, dişetlerini, pembe ve sağlıklı görüntüsüne kavuşturacaktır. Ancak tedavi’ye en kısa sürede başlanması şarttır.


Ağızdaki tüm dişler iltihaptan eşit olarak etkilenir mi?

Hayır. Temiz tutulabilen dişlerin etrafında dişeti rahatsızlığı görülmez. Hastalık, genellikle temizlenmesi zor olan arka dişler ve diş aralarında gözlenir.

Dişeti iltihabı nasıl yayılır?

Zaman içinde diş yüzeyine tutunan dental plak dişeti seviyesinin altına uzanır ve iltihabı olayı yayar. Bu durum genellikle çok yavaş ilerler ve dişe destek olan kemiğin harabiyeti ile birlikte diş ile dişeti arasında, normalde çok sığ olması (1-2 mm.) gereken bir boşluk oluşumuna neden olur. Bu ‘periodontal cep’ İltihabın yayılması ile daha da derinleşir.
İşte ‘periodontitis’ dişeti hastalıgının bu dönemine verilen addır. Yıkıma uğrayan kemik miktarı arttıkça dişler artan oranda sallanmaya başlar. Dişeti ceplerinin derinleşmesi çogu zaman beraberinde dişeti apselerinin oluşumuna neden olur. Bazı durumlarda da kemiğin erimesini takiben dişeti çekilir ve kökler görünecek şekilde ortaya çıkar. İltihabın bu derece ilerlemesi genelde ağrısız oldugu için hasta, olayın farkında olmayabilir.

İlerlemiş diseti hastalığı (periodontitis) tedavisi nasil yapilir?

Tedavi size uygun diş firçalama ve dişipi kullanma tekniklerinin öğretilmesi ile başlar. Daha sonra ki basamak ise doktorunuz tarafından dişleriniz üzerindeki diştaşı ve ‘dental plak’ın temizlenmesidir. Bu işlem genellikle birkaç randevu gerektirir. Tedaviniz bittikten sonra, üzerinize düşen diş ve ağız temizliğini yaparsanız dişetlerindeki kırmızılık ve sisliğin ortadan kalktıgını ve sallanan dişlerinizin çene kemiğinize daha iyi tutundugunu izleyebilirsiniz. Bazı ileri durumlarda ameliyat olmanız doktorunuz tarafından önerilebilir. Böyle bir öneri ile karşılaştıysanız detaylı bilgi almak için lütfen dişeti uzmanımız ile görüşünüz.

Dişeti ameliyatından sonra neler beklemeliyim?

Dişeti ameliyatları ve diştaşı temizliği işleminden sonra dişeti iyileşmesinin doğal sonucu olarak dişetleri bir miktar küçülürler. İşte bu nedenle bazi vak’alarda dişler uzamış gibi görünür. Tedavi öncesi hastalık ne kadar ileri ise bu küçülme miktarı o kadar fazladır. Bu durum hastaları sadece estetik olarak değil sıcak-soğuk hassasiyeti şeklinde de rahatsız eder. Bu hassasiyet zamanla kendiliğinden azalabileceği gibi yüksek flourür içeren diş macunlarının kullanılması ile de ortadan kaldırılabılır. Dişeti ameliyatlarından sonra dişler eskisine göre daha fazla sallanma gösterebilirler ancak bu 2-3 ay içinde tamamen ortadan kalkar.

Dişeti hastalığının tek sebebi ‘dental plak’ mıdır?

Hem evet, hem hayır. Bazi insanlarin vücut savunma mekanızması çok gelişmiştir ve dişlerini fırçalamasalar bile çok ciddi boyutta dişeti rahatsızlığına yakalanmazlar. Bazıları ise diğer her yönden çok saglıklı olsalar bile, dişeti rahatsızlığına karsı dirençleri düşüktür ve ancak çok iyi bir ağız temizliği alıskanlığı ile hastalığa karşı koyabilirler.

Dişlerimi düzenli fırçalamama rağmen neden dişeti hastalığına yakalandim?

Büyük olasılıkla fırçalamayı tam ve etkin olarak yerine getiremiyorsunuz. Çoğumuz dişler ile dişetlerinin birleştigi bölgeyi tam anlamıyla temizlemenin ne kadar zor oldugunu bilmeyiz. Bu nedenle belki de fırçalama tekniğiniz ve sürenizin bir uzman yardımı ile düzeltilmeye ihtiyacı vardır. Ayrıca diş fırçasının kıllarının dişler arasına giremeyeceği, buraların ancak diş ipi ile temizlenebileceğini hatırlamalısınız.

Tartar ile plak aynı şey midir?

Hayır. Tartar ya da bilimsel adı ile kalkülüs dental plagin değişik bir şeklidir. Tartar, tükürük içinde bulunan kalsiyum’un dental plak ile birleşip, sertleşerek dişler üzerine yapısması halidir. Tartar en sık alt ön dişlerin arka yüzeyinde birikir. Bir kez oluşması halinde tartar ancak diş hekimi ya da dişeti hastalıkları uzmanı (periodontolog) tarafından temizlenebilir. Anti-tartar özelliği olan dişmacunlari olusmuş tartarı ortadan kaldıramaz. Bir kalınlığa ulaşmadan görülemez. Yoğun olarak dişlerin araları ve dişeti-diş sınırında birikir. Bu tabakanın oluşumu engellenemez, ancak hergün düzenli, dikkatli ve yeterli diş fırçalamak ile diş ve dişetlerine zarar verecek miktarda birikmesi önlenir. Diş araları gibi fırçanın ulaşamadığı bölgelerdeki plak, diş ipi ile temizlenir.

dişlerin oluşumu ve gelişimi

  • Diş Sağlığı
  • Temmuz 3rd 2007
  • admin

Embriyolojik hayatta (anne karnında) ağız boşluğuna ait oluşum belirtileri 3. haftada görülmesine rağmen, dişlerin gelişimine ait ilk belirtiler 6.haftaya rastlamaktadır. 7.haftadan itibaren dişlerin tomurcukları hafta hafta belirmeye başlar.

süt dişleri nasıl tanınır?

Süt dişleri, çocuk altı aylıkken çıkmaya başlar ve 2.5 yaşında alt ve üst çenede 10’ardan (20) tane olarak tamamlanır. Süt kesicileri ve süt kaninleri, kalıcı dişlere göre daha küçüktür. Süt azıları da kalıcı azılara göre daha küçük yapıdadır.

Çocuk büyüdükçe, süt dişlerinin kökleri altında yer alan kalıcı dişin kökü, sürme etkisiyle erimeye başlar; kök tamamen eriyip dişin yalnız kuronu kalınca da diş kendiliğinden düşer.

hangi diş ne zaman çıkar?

İlk diş yaklaşık altı aylıkken çıkar. Akıl dişleri de 18-20 yaşında… Demek ki diş çıkarma süreci, insanın 20 yılını alır. Ama hangi diş kaç yaşında çıkar? Bunu özetleyen bir tablo hazırlanmış ve aşağıda verilmiştir. Tablodaki yaşların yaklaşık rakamlar olduğunu; 1-1,5 yıl önce veya sonra sürmesi gereken dişin vakitsiz sürebileceğini, bazen de gecikmeler olabileceğini belirtmeliyiz.

ısırma ve öğütme nasıl gerçekleşir?

Kesici dişler, yiyecekleri ısırmaya ve kesmeye yararlar. Üst diş kavisi, alt diş kavisinden daha geniştir ve onu her yönde taşar. Alt çenenin aşağıya kaymasıyla ağız açılır ve lokma kesici dişlerin arasına girer. Ağız kapatılınca, ısırma hareketi ile üst kesiciler alt kesiciler üzerinde bir makasın ağzı gibi kayar ve yiyecekleri koparır.

Öğütme işlemi alt çene eklemi ve çiğneme kaslarının uyumlu çalışması ve yana hareketlerle gerçekleşir.

Besinleri iyi öğütebilmek için diş dizilerinin düzgün ve eksiksiz olması şarttır.

diş etinin yapısı

Bir dişin dışarıdan sadece taç kısmı görülür ve diğer kısımları çene kemiği içinde gizlenmiştir; üzeri dişeti dokusu ile örtülüdür.

Diş eti, sert, lifli ve kan dolaşımı ile iyi beslenen bir yapı olup; normal rengi uçuk pembedir. Sert ve kemiğe sıkı-sıkıya yapışan 4-5 mm’lik dişeti daha yumuşak bir bağlantı ile yanak ve dudak içini döşer; bu yapıya “Mukoza” denir. Yanak ve dudakların iç yüzü ile diş dizileri arasında “Vestibül” = “Dalız” yer alır.

tükürüğün bileşimi ve etkisi nasıldır?

Yeni doğan bebeğin ağzı sterildir (mikropsuzdur), fakat birkaç dakika sonra kirlenir ve yaşam boyu da mikroplu kalır. Öyleyse neden hastalanmıyoruz? Çünkü ağızda bulunan bakterilerin çoğu hastalık yapmayan mukoza (saprofit) türdendir. Ancak vücudun direnci kırılınca bu bakteriler hastalık etkeni olabilir. Ağızda bulunan bakterilerin hepsi “Ağız florası”nı oluşturur.
Diğer yandan, ağız boşluğunun çok önemli bir koruyucusu daha vardır: Tükürük. Kulak önü, çene altı ve dil altı bezleri tarafından üretilen renksiz, özel kıvamda, akıcı bir sıvı olan tükürük, üretildiği bezlerden kanalcıklar aracılığı ile ağız boşluğuna taşınır. Bezler günde 5 litreye yakın tükürük üretirler. Kulak önü tükürük bezinin kanalı, üst 1. büyük azı yakınında; diğer tükürük bezlerinin kanalcıkları da dil altında ağza açılırlar. Tükürük içinde bakterilerin üremesini durduran fermentler, fluor ve kalsiyum tuzlan bulunur. Tükürük kanallarının açıldığı yerde diş taşlarının fazla birikmesi, bileşimindeki kalsiyum tuzlarının çökelmesi nedeniyledir. Tükürüğün ağız ve dişlere yararlı etkileri şöyle özetlenebilir;

1- Tükürük, dişleri mekanik olarak temizler.

2- Tükürük, dişleri çürümekten korur.

3- Tükürük, içinde bulundurduğu mayalarla ağız mukozasını korur.

çürük tedavisi:
diş sert dokularının madde kaybı ile birlikte ilerleyen hastalığına çürük denir. diş sert dokularında kaybolan maddeyi yerine koyacak bir yenileme ya da tamir olayı olmaz. yani çürükte madde kaybının dokularca tamir olanağı yoktur. ayrıca çürük boşluğu çürütücü etkenlerin yerleşmesi, gelişmesi ve korunması için bir barınak teşkil eder.bu nedenle çürük tedavisinde başlıca iki çaba vardır: Çürütücü etkenlerin barınağını ortadan kaldırmak ve dişteki madde kaybını birtakım dolgu malzemeleri ile gidererek tekrar iş görür hale getirmek… eğer elimizde çürüyerek kaybolan diş dokularını fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerine sahip ve tedavi edilecek dişe mükemmel bir şekilde yapışıp kaynaşabilecek bir dolgu maddesi bulunsaydı çürüğü temizlemek ve doldurmak basit bir işlem olurdu. ancak bugün bu özelliklerin tümüne sahip bir dolgu maddesi olmadığı için, ön dişlerde estetiği arka dişlerde de dayanıklılığı sağlayan çok çeşitli dolgu maddeleri kullanılmaktadır. bu maddelerin değişik özellikleri nedeniyle dolgu yapma tekniklerinde en uygun şekil ve yöntem dişten dişe değişmektedir.

diş gangreni nedir?
Dişin pulpa tabakasının (sinir-damar ağı) mikroorganizmalarca işgali sonucu canlılığını kaybettiği bazı durumlarda içerdiği protein, karbonhidrat ve yağların kimyasal olaylar sonucu parçalanmasıdır. çürüğe meyilli dişlere sahip bireylerin daha çocuk yaşlardayken ilk çıkan daimi dişlerinde bile aşırı çürük sonucu pulpa gangrenine rastlanabiliyor.

diş gangreninin sebepleri nelerdir?
Ani darbelerle dişin kırıldığı durumlarda olabildiği gibi sürekli ve yavaş yavaş etki yapan yüksek dolgular, sızıntılar, sinire ulaşan çürükler de dişin ölümüne sebep olabilir.

diş gangreninin tedavisi var mıdır?
Dişi canlı olarak ağızda tutmak için artık çok geçtir. yapılacak tedavi şekli dişin ortasındaki bozulmuş yapıların temizlenmesidir (kanal tedavisi). en son çare ise ne yazık ki çekimdir.

Dişlerin yapısı

  • Diş Sağlığı
  • Temmuz 3rd 2007
  • admin

diş mine, dentin, sement ve pulpadan (diş özü) oluşur.

mine: vücuttaki en sert maddedir. dişi en dıştan koruyucu bir katman olarak çevreler. içinde sinir hücreleri olmadığı için duyarlı değildir. % 97’si kalsiyum tuzlarından oluşur. Diş minesi altıgen “apatit” kristalleri şeklinde düzenlenmiştir. Minenin yapısına giren kalsiyum tuzları, organik diş maketi üzerinde yavaş yavaş çökelerek birikir ve kristalleşir. Bu birikme, ana rahminde iken başlar. Anne, gebelik süresince bazı ilaçlar alırsa veya çocuk mine teşekkülü sırasında bir hastalık geçirirse mine birikimi aksaklığa uğrayabilir. 0 zaman dişler sarı, gri veya kahverengi olur. Bazen de eksik (hipoplazik) teşekkül eder.

dentin: minenin altındaki tabakadır. yetişkin bir insan dişinin %75′ini oluşturur. kemikle aynı yoğunluğa sahip olmasına rağmen ısıya ve dokunmaya duyarlıdır. gerektiğinde içerdiği tamir hücreleri ile yeniden dentin dokusu oluşturabilirler. Dişin asıl kitlesini dentin (fildişi) tabakası oluşturur. Dentin, taç kısmında mine; kök kısmında da sement ile örtülüdür. Dentin canlı bir yapıdır ve % 70’i mineral tuzları; % 20si organik madde ve % 10’u da sudan oluşur. Dentinde çok sayıda kanalcık içerir. Bu kanalcıkların içi diş özü sınırındaki dentin yapıcı hücrelerin uzantıları olan iplikçiklerle doludur. Dentin yapan hücrelere “Odontoblast” denir. Dentin kanalcıklarının milimetre karede sayıları 10.000’e. yaklaşır. Diş, dolgu veya kaplama yapılmak için oyulur veya küçültülürse bu kanalcıklar açığa çıkar ve o zaman soğuk, sıcak, tatlı ve ekşiden ağrı duyulur.

pulpa (diş özü): dişin orta kısmına ve burada bulunan yumuşak dokuya verilen addır. kökün ucuna kadar devam eder. bu kısımda kan damarları yer alır ve bu damarlar sayesinde diş enfeksiyondan korunur ve daima aktif halde kalır. aynı zamanda pulpada aşırı duyarlı sinir hücreleri bulunur ve bu hücreler sayesinde sıcak, soğuk ve basınç gibi duyular hissedilir. “Pulpa” adı da verilen diş özü, dentin tarafından oluşturulan bir odacık içinde yerleşen kılcal atar ve toplar damarlar; duyu sinirleri ve bütün bu yapıları koruyan bir destek dokusundan oluşur. Diş özünün dış çevresi dentin yapıcı hücrelerle (odontoblast) kuşatılmıştır. Bu hücreler, çürük ve diğer zararlı etkenlere karşı, dişi koruyan kale muhafızlarına benzer. Her hangi bir nedenle oluşan çürüğe karşı dentin yapıcı hücreler üstün gelirlerse bu hücreler diş özü kalesini dentinle sıvarlar; yenik düşerlerse diş özü açılır ve iltihaplanır. Bu etkinlik genç insanların diş özünde daha yoğundur.

sement: kökün etrafını kaplayan kemiksi bir tabakadır, çok incedir. diş kökünün çene kemiğine tutunmasını sağlar. %65’i inorganik maddedir. Bazen kök etrafında ve kök ucunda aşırı sement birikebilir. Buna “Hipersemontoz” denir.

Anne adaylarına flor tavsiyesi

  • Diş Sağlığı
  • Temmuz 3rd 2007
  • admin

Atatürk Üniversitesi Diş Hekimliği Ortodonti Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Abdulvahit Erdem, yaptığı açıklamada, anne adaylarının doğacak çocuğunun dişlerinin daha sağlıklı olması için flor takviyesinin faydalı olacağını ancak flor takviyesinin gerekli olup olmadığına içme sularındaki flor miktarı göz önüne alınarak, hekimlerin karar vermesi gerektiğine işaret etti. Flor takviyesi almak isteyen anne adaylarının, kadın doğum uzmanlarına da danışmaları gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Erdem, şunları söyledi:

”Anne adayının alacağı flor takviyesi doğacak çocuğun diş mine yapısını güçlendirir, bu da çocukların dişlerinin çabuk çürümesini önler. Hamileliğin 3 ayından sonra alınacak flor takviyesi, doğacak çocukların dişlerinin daha sağlıklı ve güzel olmasını sağlar. Flor takviyesi bir uzmana danışılarak kullanılmalıdır.”

SÜT DİŞLERİNİN ÇABUK KAYBI
Özellikle çocuklarda şekerli gıdaların dişleri kısa sürede çürüttüğünü anlatan Prof. Dr. Erdem, ”çocukların aşırı şekerli besin tüketmesi nedeniyle süt dişlerini erken kaybediyorlar, bu da ortodontik sorunların ortaya çıkmasına neden oluyor” diye konuştu. Süt dişlerinin asıl dişler için bir rehber görevi yaptığını belirten Prof. Dr. Erdem, ‘’süt dişleri, erken kaybedilmesi nedeniyle asıl dişlere rehberlik edemiyor, asıl dişler ise zamanından önce boşalan diş yerlerine çapraşık şekilde çıkabiliyor, bu ise ortodontik bozukluklara neden olduğu için tedavi gerektiriyor.” Çocukları şekerli gıdalardan uzak tutmanın mümkün olmadığını sözlerine ekleyen Prof. Dr. Erdem, ”çocuklar şekerli bir gıda yedikten sonra mutlaka dişlerini fırçalamalı. Fırçalama imkanı bulamıyorsa bile şeker kalıntıların dişlerine zarar vermemesi için ağızlarını çok iyi çalkalamaları gerekiyor” dedi.

Ağız kokusunun nedenleri

  • Diş Sağlığı
  • Temmuz 3rd 2007
  • admin

Ağız kokusu, tıbbi terimle halitozis, kişinin kendisi veya çevresi tarafından fark edilebilen, nefes veya konuşma esnasındaki hoş olmayan kokudur. Sebeblerin %47 ila 90′ı ağız içinden kaynaklanır, kalanlar ise ağız içinden kaynaklanmayan veya sistemik hastalıklara bağlıdır.

Ağız kokum olduğunu nasıl fark edebilirim?
Ağız kokusunda temel sorun, kişinin kendi tarafından fark edilememesidir. Genellikle bunu bilmenin tek yolu, başkalarının bu konudaki yorumlarıdır. Bununla birlikte çoğu insan, başka birinin ağız kokusu hakkında yorum yapmayacak kadar naziktir. Ailenizden veya yakın arkadaşlarınızdan birine, ağız kokunuzun varlığına yönelik olarak güvenmelisiniz.

Bazen, kontrole gittiğinizde diş hekiminize de sorabilirsiniz. Bir diş hekimi normalde de ağzınızın kötü koktuğunu söyleyecektir. Diş eti hastalıkları ağız kokusunun önde gelen nedenlerindendir, tedavi ve tavsiyeleri diş hekimleri tarafından uygulanabilir.

Nefesinizin kötü kokup kokmadığını anlamak için basit bir test olduğu söylenir. Bileğinizin iç tarafını yalayın, birkaç saniye tükürüğün kurumasını bekleyin, sonra bileğinizi koklayın. Eğer hoş olmayan bir koku alıyorsanız, muhtemelen ağız kokunuz vardır.

Ağız kokusunun tipleri ve nedenleri
Ağız içinden kaynaklanan Ağız kokusunun en sık nedeni, kötü ağız hijyeni ve diş eti hastalığı olan ağızlardır.

Sabahları olan ağız kokusu
Bazı insanlarda gece uykusundan sonra, sabah kalktıklarında ağız kokusu oluşur. Bu durum normaldir ve gece boyunca ağzın hareketsiz olmasına ve kurumasına bağlıdır. Genellikle kahvaltı ederken tükürük salgısının artmasıyla geçer.

Yiyecek, içecek ve ilaçlar
Gıdalardaki kimyasallar kana karışarak akciğerlerden solunum yoluyla atılabilirler. Çoğu insan sarımsak, baharatlı yiyecekler ve alkollü içeceklerin nefesteki kokusuna aşinadır. Bir çok diğer gıda da ağız kokusuna yol açabilir. Bu tip ağız kokusu geçicidir ve gıdanın alınmamasıyla kolaylıkla önlenebilir.

Bazı ilaçlar tükürük salgısını azaltabilir ve ağız kuruluğuna yol açabilirler. Kemoterapide kullanılan ilaçlar ağız içinde mantar oluşumuna neden olabilirler. Eğer probleme neden olan ilaç ise, başka alternatifler için mutlaka doktorunuzla görüşmeniz gerekir.

Sigara
Sigara içmeyenler kolaylıkla kişinin sigara içip içmediğini anlayabilirler; içenlerin nefeslerinin kül tablası gibi koktuğunu söylerler. Sigaranın kesilmesi bu tip ağız kokusunun önlenmesinin tek yoludur. Sigara içilmesi ayrıca, diğer bir ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlar.

Ağır diyet, açlık ve oruç
Açlık esnasında vücut kaynak olarak yağları kullanmaya başlar. Yağların yakılmasıyla ortaya çıkan kimyasallara keton denir. Bazı ketonlar nefesle dışarı atılarak kötü kokuya neden olurlar.

Yaş
Nefes kokusunun kalitesi yaşa bağlı olarak değişir. Bebek ve çocukların nefesleri hoş olarak algılanır. Ergenlikten orta yaşa geçildiğinde, nefes kokusu yavaş yavaş keskinleşmeye başlar. Yaş ilerledikçe tükürük bezlerinde işlev azalması ve tükürük salgısı ile kalitesinde azalma oluşur. Yeterli ağız hijyeni sağlansa bile yaşlılarda nefes kokusu hoş olmayabilir.

Tıbbi nedenler
Sağlıkla ilgili diğer nedenler daha az görülürler . Burun ve sinüs ile ilgili problemleri olanlarda ağız kokusu olabilir. Örneğin, sinüzit, burunda yabancı cisimler veya burun etleri ağız kokusuna neden olabilir. Bu durumda kötü koku, burundan nefes verildiğinde artar. Ağıdan nefes verildiğinde fark edilemeyebilir. Akciğer ve bademcik enfeksiyonları da bazen ağız kokusu nedenidir. Bademcik dokusu kıvrımları arasında biriken gıda parçacıkları ve döküntüler de ağız kokusuna yol açar . Magma denilen bu döküntüler kirli sarı bir renkte olarak hastalar tarafından da görülebilir .

Ağız kokusu yapan hastalıklar arasında reflü hastalığını da tanımlamak gerekir . Burada mide asidi ve muhtevası yemek borusundan yukarıya ağız boşluğuna doğru kaçış yapmaktadır . Bu hastalarda ağız kokusunun yanı sıra ses kısıklığı , boyunda yanma hissi , midede ağrı-ekşime yanma hissi gibi belirtilerde bulunabilir .

Burun, geniz, ağız, gırtlak veya akciğer tümörlerinde de nefeste kötü koku olabilir. Böbrek ve karaciğer hastalıklarında vücuttan atılamayan metabolizma artıkları, ağız kokusuna neden olabilirler.

Tıbbi nedenler, genellikle başka belirtilerle kendilerini elverirler. Örnek olarak, burun tıkanıklığı, sinüzitin burun ve geniz akıntısı , yüz ve baş ağrıları gibi diğer belirtileri gibi . Eğer başka rahatsızlığınız yoksa ve ağız kokusundan başka şikayetiniz yoksa, kötü kokunun kaynağı ağızdan veya sık görülmeyen tıbbi nedenlere bağlı olabilir.

Ağız içinden kaynaklanan kötü koku
Bahsettiğimiz gibi ağız kokusu olan çoğu insanda kötü koku ağızdaki bakterilerden gelmektedir. Bakteriler proteinleri ve diğer artıkları yıktıkça fena kokulu gazlar ortaya çıkarlar. Aşağıdakilerden biri veya daha fazlası bakterilerin artmasına ve ağız kokusuna neden olabilir:

Dişler arasında kalan yiyecek artıkları. Normal diş fırçalama küçük yiyecek artıklarını (özellikle küçük et parçalarını) temizleyemeyebilir. Daha sonra gıda artığı çürür ve bakterilerle kaplanır. Düzenli diş ipi kullanımı bu sorunu çözer.

Plak, kalkül ve diş eti hastalığı. Diş plakları dişin yüzeyinde oluşan yumuşak beyaz birikintilerdir. Bakterilerin yiyecek ve tükürükle kombinasyonu sonucu oluşurlar. Plaklar çok çeşitli bakteri tipleri içerirler. Kalkül, diğer adıyla tartar, kalsiyum çökmesi ile sertleşen plaktır. Sıkıca dişlere yapışıktır. Diş eti hastalığı, dişleri saran dokuların infeksiyonudur. Eğer diş etleri kırmızımsı görünüyor ve dişler fırçalandığında sık sık kanıyorsa, diş eti hastalığı olması muhtemeldir.

Dil yüzeyinde tabaka oluşumu. Bazı insanlarda dil yüzeyinde tabaka oluşabilir. Bunun neden olduğu henüz tam olarak belirlenememiştir. Burunun gerisinden ağza akan geniz akıntısına bağlı olabilir. Tabaka içerisinde bir çok bakteri bulunabilir. Ağız kaynaklı kötü kokunun tedavisi ağız hijyeninin düzeltilmesidir. Rutin ağız hijyeni bir çok durumda ağız kokusunu düzeltir.

İyi ağız hijyeni için alışkanlık kazanmak gerekir özellikle diş fırçalama ve diş ipi kullanımı.

Diş Fırçalama
Dişler günde en az iki kere fırçalanmalıdır. Yumuşak tüylü diş fırçaları kullanılmalıdır. Diş fırçasının baş kısmı ağız içinde tüm bölgelere ulaşabilecek kadar küçük olmalıdır. En az iki dakika boyunca dişlerin dış ve iç yüzeyleri, çiğneme bölgeleri fırçalanmalıdır. Özellikle diş ve diş etlerinin birleşme yerlerine özen gösterilmelidir. Her 3-4 ayda bir diş fırçası yenilenmelidir.

Diş İpi Kullanımı
Dişlerin günde en az bir kez, fırçalandıktan sonra diş ipi ile temizlenmesi gerekir. Daha önce diş ipi kullanmamış olanlar, ilk kullanımlarında, fırçalamaya rağmen ne kadar yiyecek artığı çıktığını görünce genelde şaşırırlar.

Diş ipi kullanımına başlanılan ilk zamanlarda diş etleri biraz kanayabilir. Birkaç gün içinde sonlanmalıdır. Eğer devam ederse diş eti hastalığı olabileceğinden, diş hekimine danışılmalıdır.

Diğer genel öneriler
Diş ve diş eti hastalıklarını önlemek için önemli olan diğer kurallar: Eğer sigara kullanıyorsanız, bırakmaya çalışınız. Sigara kullanımı diş eti hastalıkları için önemli bir risk faktörüdür.

Dengeli ve sağlıklı bir diyet uygulayın. Şekerli yiyecek ve içecekleri mümkün olduğu kadar sınırlandırın. Şekerler ve şekerli gıdalar ağızdaki bakterilerin çoğalmasını sağlayan temel unsurlardır ve bakteriler asit üreterek diş çürümesine neden olurlar.
İlaç kullanımı varsa, mümkünse şekersiz ilaçlar tercih edilmelidir.

Düzenli aralıklarla diş hekimi kontrolü yaptırın (normal olarak senede en az bir kez). Diş hekimi diş plakları oluşumunu ve kalkülleri görüp temizleyecektir. Erken diş eti hastalıkları kötüleşmeden önlem alınabilecektir.

Ağız kokusu için yapılabilecek diğer şeyler
Yukarıdaki önlemlere rağmen halen ağız kokusu devam ediyorsa:

Antiseptikli ağız solüsyonları en az günde bir kez kullanılabilir. Yatmadan önce, en uygun zamandır. Ağız solüsyonları bakterileri öldürmeyi amaçlar. Çocuklar bu sıvıları yutabileceklerinden, çocuklarda kullanılmamalıdırlar.

Dil yüzeyi günde en az bir kez temizlenmelidir. Bunun için yumuşak bir diş fırçasına birkaç damla ağız solüsyonu damlatarak, dil yüzeyi fırçalanır. Ayrıca eczanelerde satılan dil kazıyıcı araçlar kullanılarak da dil yüzeyindeki tabakalanma kolaylıkla temizlenebilir.

Bazı insanlar yemekten sonra şekersiz sakız çiğnerler. Sakız çiğnemek tükürük salgısını arttırır. Tükürük salgısı yemek sonrası ağızda kalan birikintilerin temizlenmesinde rol oynar.

Takma diş kullanıyorsanız ve iyi temizleyemiyorsanız da ağız kokusu olabilir. Diş hekiminize takma dişlerin nasıl en uygun şekilde temizlenebileceğini sorunuz.

Ağız kokusu olan hastaların önce diş hekimlerine başvurmaları gerekir. Ağıziçi muayenesinde bir sebep bulunamazsa KBB Uzmanına başvurulması uygun olur.

İmplantlar (dİŞ Ekİmİ)

  • Diş Sağlığı
  • Temmuz 3rd 2007
  • admin

İmplant (diş ekme) nedir?

Kısaca implant, eksik olan dişlerin fonksiyon ve estetiğini tekrar sağlamak amacıyla çene kemiğine yerleştirilen ve uygun malzemeden yapılan yapay diş kökleridir.

İmplant’ların çeşitleri var mıdır?

Evet. Seri kullanıma girdikten sonra değişik implant tipleri üretilmiştir. Ancak günümüzde en popüler olan implant tipi ‘vida’ şekilli olanlardır.

İmplantlar ile tedavi güvenli ve uzun ömürlü müdür?

Güvenli bir implant ortaya çıkarmak için yapılan çalışmalar 1809′dan beri sürmektedir. Günümüzde piyasa da mükemmele çok yakın, 28 yıllık klinik takipleri bulunan implantlar olduğu gibi nispeten yeni implant markaları da bulunmaktadır. Bu konuda daha detaylı bilgiyi diş hekiminiz size verecektir.

İmplantlar her olayda kullanılabilir mi?

İster tek diş, isterse birden fazla diş eksikliğinde eğer implant yerleştirmeye uygun miktarda kemik varsa, her olay için implant kullanılabilir.

Her hastaya implant uygulanabilir mi?

İmplant vidaları belirli kalınlığı ve genişliği olan yapılardır. Bu nedenle implant konulması öngörülen bölgede, çene kemiğinin, bu implant vidasını kabul edecek yükseklik ve genişliğe sahip olması gerekmektedir. Varolan kemiğin kalitesi de implant başarısını etkileyen faktörlerden birisidir. Ayrıca tedaviden önce ve implant ağızda kaldığı sürece dişetlerinin tamamen sağlıklı olması gerekmektedir. Hastanın genel sağlık durumu iyi olduğu sürece implant uygulamasını engelleyecek bir üst yaş limiti yoktur ancak kemik gelişimi tamamlanmamış çok genç hastalara uygulanması tercih edilmeyebilir.

İmplant yerleştirilirken acı duyar mıyım?

Uygun anestezi yöntemlerinin uygulanması durumunda hayır. Operasyon sırasında hasta tercihine göre genel ya da lokal anestezi kullanılabilir. Genellikle implant’ın yerleştirildiği akşam duyulabilecek ağrı basit ağrı kesiciler ile giderilebilir. Bir çok hasta bu ağrının normal diş çekiminden sonra duyulan ağrıdan farklı olmadığını belirtmektedir. Tedavinin problemsiz tamamlandığı vak’alar da implantların varlığını bile hissetmeyecek kadar rahat olursunuz.

İmplantlar yerleştirildikten hemen sonra protezlerim takılabilir mi?

Hayır. Implant’ların kemik ile tam birleşmesini (Osteointegration) sağlamak için iyileşme dönemi olan ilk 3-6 ay boyunca implant üstüne gelen yüklerin en aza indirgenmesi gerekir. Ancak doktorunuz bu iyileşme süresinde size uygun bir geçici protez yaparak sizin fonksiyonunuzu iade edecektir.

Toplam tedavi süresi ne kadardır?

İmplant operasyonlarının günümüzde sadece 1 saat içinde yapılması bile mümkün oluyor. Diş ve kemik yapınıza göre belirlenen operasyon sekline gore toplam sure değişir. Genelde birinci operasyondan sonraki 3.ayda işlem bitirilir.

İmplantların temizliği önemli midir?

Evet. Hem de çok önemlidir. İmplantların ağız içindeki yabancı cisimler olduğu düşünülürse temizliklerinin en az kendi dişleriniz kadar hatta daha da önemli olduğunu taktir edersiniz. İmplantların temizlikleri belli bir öğrenme süreci gerektirse de, zor değildir. Ancak bu iş için yeterli zamanı ayırmanız gerekmektedir. Unutmamanız gereken şey, bu tip bir tedavinin başarılı olması için gerekli en önemli faktörün düzenli ağız bakımı olduğudur.

İmplantlar üstüne yapılacak protezler nasıldır?

İmplantlar üzerine yapılacak protezler vak’anın özelliğine göre değişik tipte olabilir. Yani bunlar kolayca temizlenmesi amacı ile hasta tarafından çıkartılabilecek şekilde olabileceği gibi ancak dişhekimi tarafından çıkartılabilecek şekilde de planlanabilir. Her iki planlamanın da avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır ve sizin için uygun olan tasarımı hekiminiz tedaviniz başlamadan önce size anlatacaktır.

Eksik her diş için ‘bir’ implant gerekir mi?

Hayır. Eğer eksik diş sayısı ‘1′den fazla ise implant uygulanacak bölgeye bağlı olarak tek bir implant 2 ya da 3 diş yerine hizmet verebilir. İmplant vidası kemik ile kaynaşmaz ise (osseointegre olmaz ise) ne olur?

Doğru implant ve yöntem kullanılması durumunda böyle bir olasılık yok denecek kadar azdır. Bu tip bir başarısızlık genellikle cerrahi operasyonu takip eden ilk 6 ay içinde ortaya çıkar. Böyle bir durumda diş çekimi kadar kolay bir işlem ile implant yerinden çıkartılmalıdır. Bu bölgedeki kemiğin iyileşmesini takiben yeni bir implant konulabileceği gibi, klasik tip protezlerden birisi de tercih edilebilir. Ancak, genellikle, 2′den fazla implant konulan vak’alar da arta kalan implantlar protezin de yeniden tasarlanması ile hizmet vermeye yeterli olmaktadır.

İmplant tedavisi pahalı mıdır?

Maalesef, evet. Kullanılan tüm malzemenin ithal olması ve sağlıklı implant üretimi için çok yüksek teknolojiye gereksinim duyulması tedavinin fiyatını belirlemektedir. Ülkemizin içinde bulunduğu ekonomik şartlar nedeniyle döviz kurlarında gözlenen artışlar da tedavinin maliyetini olumsuz etkilemektedir. Ancak kesin fiyat uzman hekimlerimizin sizi muayene edip, bu tedavi sekli için uygun bir hasta olup olmadığınızı belirlemeleri ve istediğiniz protez şekline göre değişecektir. İmplant yerleştirme işleminin karmaşıklığı ve uzunluğu, hastanın diş sağlığı ve ihtiyaçlarına bağlı olarak değişir, ve sonuç büyük bir yatırım olabilir. Buna rağmen 350 hastaya implant yerleştirildikten sonra yapılan bir ankette, hastaların yaptıkları yatırımdan memnun kaldıkları ve gerekirse tekrar memnuniyetle yapacakları bulunmuştur.

İmplant tedavisi nerede ve nasıl elde edilebilir?

Bu tip bir tedaviye başlamadan önce yeterli ve doğru bilgi almanız, her şeyden önce, kendi sağlığınız açısından gereklidir. Bu konuda, yurtdışında doktora tezi yapmış uzmanlarımız size gereken tüm rehberliği verebilecek bilgi birikimine sahiptir. Bunun dışında diş hekimliği fakülteleri de doğru bilgilendirilebileceğiniz kuruluşlardır. Implant tedavisi, doğru seçilen vak’alarda ve usulüne uygun yapıldığı taktirde, hastaların yaşam kalitesini arttıran ve yüz güldüren bir tedavi yöntemidir. Bu denli başarılı bir tedavi yönteminden tüm dünya da olduğu gibi ülkemizdeki hastaların da yararlanması gerektiğine inandığımız için, implant tedavisi hakkında bilgi edinmek için yaptığınız başvurulardan herhangi bir ücret talep edilmeyecektir. Bu muayene sırasında tedaviye uygun bir hasta olup olmadığınızın ortaya çıkması için implantları yerleştirecek, üzerinin protezini yapacak ve daha sonraki periyodik dişeti bakımını üstlenecek uzman hekimlerin sizi muayene etmesi en doğru yöntemdir. Bu muayene sırasında sizden genel sağlık durumunuz hakkında bilgi alınacak ve gerekli görülürse birtakım tahlilleri yaptırmanız istenebilecektir. Bu asama da ayrıca çeşitli röntgen incelemeleri ve ağzınızın modellerinin elde edilmesi gerekebilecektir.

İmplant tedavisinde gözlenebilecek riskler nelerdir?

Ağız içi ya da dışı tüm cerrahi işlemlerde gözlenebilecek risklerin ötesinde bir risk söz konusu değildir. Bunlar erken dönemde enfeksiyon ve alerji, protezlerin tamamlanmasından sonra ki geç dönemde ise yetersiz ağız temizliğine bağlı iltihaplanmalar şeklinde ortaya çıkabilir. Özellikle erken dönem iyileşmesi sırasında sigara kullanmak enfeksiyon riskini arttırmaktadır.

İmplant tedavisi hangi vak’alarda ne avantajlar sunar?

a) Alt çenede tamamen dişlerini kaybedip protez taşıyan hastalar: Bu hastalar protezin hareketine bağlı olarak sürekli ağrıdan (vuruk) ve iyi çiğneyememekten şikayetçidirler. Bu şikayet zaman içinde proteze destek olan kemik dokunun erimesi ile daha da artar hale gelir. Bu tip hastalarda implant tedavisi yukarıdaki tüm şikayetleri ortadan kaldırdığı gibi kemiğin erimesini de durdurmaktadır.

b) Üst çenede tamamen dişlerini kaybedip protez taşıyan hastalar: Üst protezler alt çene protezlerine oranla daha stabil olsalar da protezin damağı kapatan tasarımı tat alma duygusunu azaltıp mide bulantısına neden olabilmektedir.

c) Alt ya da üst çenede dişlerinin bir kısmını kaybetmiş hastalar: Bu hastaların şikayeti kancalarla tutunan protezin çirkin görüntüsü, ya da köprü yapılabilmesi için sağlam dişlerini kestirme zorunluluğu olarak sayılabilir.

d) Tek dişini kaybetmiş hastalar: Bu hastalar tek bir dişin restorasyonu için en az komşu iki dişi feda etmek zorunda olan hastalardır. Tek bir implant’ın yerleştirilmesi komşu dişleri kurtardığı gibi daha estetik ve fonksiyonel sonuçların ortaya çıkmasına da neden olur.

İmplant tedavisinin dezavantajları nelerdir?

* Yüksek fiyat
* Çok özenli ve zaman ayrılarak yapılması gereken ağız temizliği işlemi

İmplant tedavisinin avantajları nelerdir?

* Daha iyi çiğneyebilme - Her istediğini yiyebilme
* Daha iyi estetik görünüm
* Özgüvenin geri kazanılması ile daha mutlu bir sosyal hayat
* Her şeyi yiyebilmeye bağlı olarak daha sağlıklı ve dengeli beslenme

İmplant muayenesinde neler yapılacak?

Bu muayene sırasında tedaviye uygun bir hasta olup olmadığınızın ortaya çıkması için implant’ları yerleştirecek, üzerinin protezini yapacak ve daha sonraki periyodik dişeti bakımını üstlenecek uzman hekimlerin sizi muayene etmesi en doğru yöntemdir. Bu muayene sırasında sizden genel sağlık durumunuz hakkında bilgi alınacak ve gerekli görülürse birtakım tahlilleri yaptırmanız istenebilecektir. Bu aşama da ayrıca çeşitli röntgen incelemeleri ve ağzınızın modellerinin elde edilmesi gerekebilecektir.

Bütün implantlar başarılı mı?
İmplant yerleştirme kararına varırken göz önünde bulundurulması gereken bir çok faktör vardır. Öncelikle hasta sağlıklı olmalı, hastanın iyileşme gücü olmalıdır. Örneğin hasta, kontrol edilmeyen şeker hastası ise yarı-iyileşme komplikasyon yaratabilir. Bu hastalık implantların yerleştirilmesi tamamlandıktan sonra gelişirse de implantların gelecekteki durumlarında komplikasyonlara yol açabilir. Ayrıca hasta muayene edilmeli, hastaya uygun implant ve implantı yerleştirme yöntemi özenle seçilmelidir. İmplantlar dişhekimi tarafından özenle yerleştirilip bakılmasının yanı sıra hastadan da özel ilgi görmelidir. Dişhekimi veya hasta implantlara iyi bakamazsa komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bunların yanı sıra sigara içen ve fazla alkol kullanan hastalarda implantların başarısı etkilenmektedir.

İmplantların ömrü ne kadar?
İmplantların ağızda otuz yıl kadar sorunsuz kaldığı görülmüştür. Fakat implantlardan ortalama beklenti bundan kısadır. İmplantın ömrü bir çok etkene bağlıdır. Hastanın sağlığı ve implantların iyi bakımı bunların ikisidir. Sonuçta implantlar bir ömür boyu kullanılabilirler. Ömürlerini etkileyen bir çok etkeni ve sizin risklerinizi dişhekiminiz size açıklayacaktır.

İmplant yapma kararında yaşlılık etken faktör mü?
Hayır. Sağlık yaştan çok daha önemli bir faktördür. 70-80′lerindeki birçok hastanın cerrahi riskleri daha genç fakat sağlık sorunu olan hastalardan daha azdır. Ayrıca daha yaşlı kişilerin implanta ihtiyacı gençlerin ihtiyaçlarından daha olasıdır çünkü yaşlılarda daha çok diş kaybı olmuştur.

İmplantların vücut tarafından reddedilme riski var mı?
İmplantlar organizma için herhangi bir yan etkisi olmayan maddelerden yapılmış, ve yıllardır yoğun araştırmalara tabi tutulmuştur. Bu maddeler genellikle titanyum gibi metaller, ve hiç bir zaman canlı bir organizmanın parçası olmayan benzeri diğer maddelerdir. Vücudun bunlara karşı antigen üretip kalp ve böbrek transplantlarında olduğu gibi reddetmesi mümkün değildir.

Kanser riski var mı?

Tıbbi literatürde implantların kansere neden olduğunu gösteren hiç bir bulguya rastlanmamıştır.

İmplantlar kozmetik amaçlarla kullanılır mı?

İmplantlar genelde kozmetik nedenlerle kullanılmazlar. İmplantların kullanılmasındaki amaç protez dişlere dayanak vermektir. Protez dişler kullanarak kozmetik düzeltmeler yapılabilir fakat böyle bir tedaiye başlamadan önce beklentilerinizi tamamı ile diş hekiminize danışmalısınız.

İmplantların başarısı garantili mi?

Ağzınıza giren ve sizin kontrolünüz altında olan hiç bir şey için garanti vermek mümkün değildir. Doktorların bir organ naklinin veya kalp ameliyatının sizi belli bir süre hayatta tutacağını garantileyemediği gibi biz de size ancak mümkün olduğu kadarı ile implantı kusursuz bir şekilde yerleştirmeye çalışacağımızı söyleyebiliriz. Size implantınızın bakımı hakkında gerekli bilgileri verebilir, gerektiğinde muayene edebiliriz. Biz implantların başarılı olması için elimizden geleni yapacağız, fakat siz de aynı eforu göstermelisiniz.

İmplant yerleştirilmesi ne kadar zaman alıyor?

Bu süre, durumunuz, ihtiyaçlarınız ve yapılacak işlere bağlıdır. Bir tek ameliyat yarım saat ile bir kaç saat arası sürebilir. Bütün bir tedavi bir ameliyatla da bitebilir, bir dizi ameliyat ve randevu da gerektirebilir. İyileşmenin tam olması aylar alabilir.

Ne kadar süre işimden izinli olmalıyım?

Genelde ameliyat günü ve takiben bir iki gün dinlenme tavsiye ediyoruz. Ameliyat yerinde şişme, ağrı ve morarma olabilir, ama tedavi süresince hiç bir zaman dişsiz kalmayacaksınız. İşten alacağınız izinin uzunluğuna kendiniz karar verebilirsiniz.

Hastalık kaynağı sigara diş estetiğini de bozuyor

  • Diş Sağlığı
  • Temmuz 3rd 2007
  • admin

Kalp krizi, kanser gibi ciddi hastalıklara neden olduğu bilinen sigara, içerisinde bulundurduğu nikotin ile diş estetiğini de bozuyor. Kayseri Diş Hekimleri Odası Başkanı Tülay Tacettinoğlu, sigara içen kişilerde, diş çürümelerinin daha hızlı bir şekilde ilerlediğine dikkat çekti: “Sigara tüketimi gençler arasında daha da yaygınlaşmaya başladı. Ağzında diş çürüğü olan bir kişi sigara içtiği taktirde o çürük daha hızlı bir şekilde yayılır. Sigara içerisindeki nikotin, diş tabakasına çöktüğünde sarı bir tabaka oluşturur. Bu tabaka diş estetiğini bozduğu gibi çürüğe karşı direnci zayıf dişlerin çürümelerini daha çok hızlandırır.”

Diş gelişimi anne karnında başlıyor

  • Diş Sağlığı
  • Temmuz 3rd 2007
  • admin

Diş gelişimi anne karnında başlıyor

Ondokuzmayıs Üniversitesi (OMÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hülya Köprülü, bebeklerin diş gelişiminin anne karnında 3. veya 6. ayda başladığını belirtti. Prof. Dr. Hülya Köprülü, hamilelik döneminde anne adayının hem kendi ağız bakımını iyi yapması, hem de doğacak bebeğinin sağlıklı dişlere sahip olabilmesi için iyi beslenmesi gerektiğini söyledi.Bebeklerin dişlerinin erken veya geç çıkabildiğini, bunun da bebeğin gelişiminin bir göstergesi olmadığına dikkat çeken Köprülü, bebeklerin dişlerinin düzgün ve sağlıklı çıkmasının önemli olduğunu kaydetti. Anne adayının hamilelik süresince iyi beslenmesi gerektiğini ifade eden Köprülü, “Bebeklerin diş gelişimi anne karnında 3. veya 6. ayda başlar. O yüzden bu dönemlerde beslenmeye dikkat etmek, özellikle A, C ve D vitaminleri, protein, kalsiyum ve fosfor yönünden zengin gıdalar almak önemlidir” dedi.

Diş temizliği

Bebek doğduktan sonra da, ileride sağlıklı dişlere sahip olabilmesi için ağız ve diş bakımı ile beslenmesine özen gösterilmesi gerektiğini anlatan Köprülü, dişleri çıkmaya başlayan bebeğin dişlerinin temiz bir bez veya gazlı bezle, ıslatılarak temizlenebileceğini söyledi.

Bebeğin ek gıdalara geçmesi ile birlikte sağlıklı diş gelişimi için beslenmesine dikkat edilmesi gerektiğini kaydeden Köprülü, bir yaşından sonra diş fırçasına alıştırılmasında, gelecekte diş fırçalama alışkanlığına sahip olması için yarar olduğunu vurguladı.

Köprülü, çocukların dişlerini tek başlarına fırçalayabilene kadar ebeveynlerinden yardım almaları gerektiğini, 3 yaşından sonra ise çok az miktarda diş macunu kullanabileceklerini belirtti.

Gelecekteki yararlı alışkanlıkların küçük yaşta kazanıldığını anımsatan Köprülü, anne babanın da diş bakımlarına özen göstererek, çocuklarına örnek olmaları gerektiğine işaret etti.

Köprülü, sağlıklı dişler ve ağız için tüm aile bireylerinin, günde 2 kez özellikle yemeklerden sonra florlu diş macunu ile dişlerini fırçalaması, diş ipi kullanması, dengeli beslenmesi ve düzenli olarak diş hekimine giderek kontrol olması gerektiğini kaydetti.

Dişleri beyazlatmanın yolu

  • Diş Sağlığı
  • Temmuz 3rd 2007
  • admin

Dişleri beyazlatmanın yolu
Office-bleaching denen yöntem ile 1 saat içinde dişler beyazlıyor ve home- bleaching ile bu beyazlığın kalıcı olması sağlanıyor. Kalıcı beyazlık; ağrısız, hızlı ve etkin bir şekilde gerçekleşiyor.

RENKLİ DİŞ TELLERİ

Özellikle gençlerin kabusu olan diş telleri artık daha estetik… Diş rengindeki teller ve braketler ile ortodontik tedavi yaygınlaşıyor. Tellerin görüntüyü ya da konuşmayı olumsuz yönde etkileyeceği endişesi de ortadan kalktı. Kısa bir alışma süresi sonunda kişi normal bir şekilde konuşmaya devam ediyor.

Diş eti kanaması ağız kokutuyor

  • Diş Sağlığı
  • Temmuz 3rd 2007
  • admin

Diş eti kanaması ağız kokutuyor

Kayseri Diş Hekimleri Odası Başkanı Diş Hekimi Tülay Tacettinoğlu, diş eti kanamasının ciddi ağız ve diş sağlığı sorunlarına yol açmaması için kanamaya neden olan etkenlerin ortadan kaldırılması gerektiğini kaydetti.

Ağız bakımının sağlıklı yapılmaması, gebelik dönemindeki hormonal değişiklikler, bazı damar hastalıkları ya da kalıtımsal nedenlerin diş eti kanamasına yol açtığını ifade eden Tacettinoğlu, özellikle Kurban Bayramı ve hemen sonrasında etin sık tüketildiğine dikkati çekti.

AĞIZ KOKUSU DA YAPIYOR
Diş eti kanamasının ağız kokusunu da beraberinde getireceğini belirten Tacettinoğlu, şöyle devam etti:

“Diş eti kanaması ihmal edilmemesi gereken bir hastalıktır. Bu hastalığın önlenmesi için kanamaya neden olan etkenlerin ortadan kaldırılması gerekmektedir. Bu etkenler diş taşı veya dokular olabilir. İltihabi reaksiyon oluşmuşsa iltihap, ilaç tedavisi ile kurutulmalıdır. Bunların yanı sıra fırçalama ihmal edilmemelidir. Tuzlu ılık su ile gargara yapmak da faydalıdır. Ağır durumlarda ise kanamaya yol açan etkenlerin ortadan kaldırılması için diş hekimine başvurmak gerekir.”

Diş eti kanaması durumunda, kanamayı daha da artıracağı endişesiyle genelde fırçalamanın durdurulduğuna dikkati çeken Tacettinoğlu, kanama olsa dahi fırçalanmanın sürdürülmesi gerektiğini söyledi.