Göz yuvarlağı ve göz hastalıkları

  • Genel Sağlık Bilgileri
  • Temmuz 18th 2007
  • admin

Göze giren zerrecikler, tahriş edici kimyasal sıvı damlaları ve yakıcı etkiler nedeniyle saydam tabakadaki iltihaplanmalar (keratit) yada ülserler (korena aşınması) bu tabakada nedbe oluşmasına ve sonuçta buğulanmaya ve görme keskinliğinde azalmaya yol açar. Şiddetli korenea nedbesinde, bir ölüden nakledilebilecek saydam tabaka, görme yeteneğini yeniden kazandırır. Göz merceğinin dumanlanmasına metabolizma bozuklukları neden olur. Retina (ağ tabaka) buzuklukları çok ciddidir ve körlüğe yol açabilir. Retina hastalıklarına retinopati denir. Gözün, koroid tabakasının kan damarları tarafından yeterince beslenmesi çok önemlidir. Besleyici kan damarlarının sertleşmesi, kanın pıhtılaşması ve bir kan pıhtısının damarı tıkaması ani körlüğe veya görüşün kısmen kaybolmasına yol açabilir. Uzun zaman süren yüksek tansiyon yada şeker hastalığı nedeni ile damar zedelenmesi sonucu görme bozuklukları ortaya çıkabilir. Göz yuvarlağı içindeki sıvıda basınç artışı retinayı zedeleyebilir (glokom). Basit bir muayenede bu basınç, ufak bir ağırlığın etkisiyle göz yuvarlığının ne kadar basılabildiğini ölçen bir alet olan tanometre ile saptanır. Retinanın ayrılmasında, retine ile koroid tabaka arasındaki bağ bölgesel olarak ayrılır ve bu kısımda oksijen yetersizliğine neden olur. Retinnoblastoma diye bilinen habis bir retina tümörü bazen çoçuklarda görülür. Populerlik: 17%

Renk körlüğü

  • Genel Sağlık Bilgileri
  • Temmuz 18th 2007
  • admin

Renk körlüğü çoğunlukla doğuştan gelen bir bozukluktur ve retina tabakasındaki (ağ tabaka) konik elamanların metabolizma bozukluklarından kaynaklanır.En fazla görülen bozukluklar kırmızı ve yeşile karşı duyarlı olan konik elamanları etkiler ve kırmızı, turuncu, sarı ve yeşil gibi renk çeşitlerini ayırderdeme sonucunu doğurur. Böylece kişinin tüm renk algılaması değişir.

Renk körü olanların, gri tonlarla yer değiştirilmiş olan kırmızı ve yeşil dışındaki bütün renkleri görebildikleri iddaası doğru değildir. Renk körlüğü önemli bir kusur olmamakla birlikte, çoçuklarda doğabilecek psikolojik sorunları önlemek için erken teşhis gerekir. Bu nokta ilkokullardaki eğitimin renkli ders araçlarına dayandığı göz alınırsa dahada önem kazanır.

Eğer siz de resmin içindeki objeyi fark edemiyorsanız renk körü olabilirsiniz. Bu küçük bir testtir. Emin olmak için kesinlikle doktorunuza başvurmalısınız.

Populerlik: 15%

Kromozom Bozuklukları

  • Genel Sağlık Bilgileri
  • Temmuz 18th 2007
  • admin

Bazı kişilerde bulunan kromozom sayısı ya da kromozomların biçimi anormal olabilir. Bu, çocuğun hücreleri mikroskop altında incelenerek saptanabilir. Bir çiftte bulunan iki kromozom da bir cinsiyet hücresine gider ve sonra da iki cinsiyet hücresi birleşirse, ortaya iki çift kromozom değil, üç çift çıkar. Buna trisomi (üçlü olma hali) denir. Bu durumun sonucu ilgili kromozomun niteliğine bağlıdır. Örneğin (21 numaralı kromozom çiftinden oluşan) trisomi-21 monoglizme neden olur. Diğer mongolizm biçimlerinde kromozomun belirli parçaları bozuktur. Cinsiyet kromozomlarının çok fazla ya da çok az olması Klinefelter sendromu (XXY) ve Turner sendromu (XO) gibi belirli cinsel özellik bozukluklarına yol açar.

Populerlik: 15%

Benler

  • Genel Sağlık Bilgileri
  • Temmuz 18th 2007
  • admin

Benler, çoçukların ellerinde ayak tabanlarında çıkan siğiller gibi, çoğunlukla zararsızdırlar.Doğum lekesi (naevus) de tehlikesizdir. Bu doğuştan varolan, koyu renkli, bazen tüylü, bazen siğil görünümünde bir lekedir. Pek çok insanda vardır.Doğum lekesi büyümeye, kaşınmaya, kanamaya veya şeklini değiştirmeye başlarsa dikkatli olunmalıdır. Çok tehlikeli bir deri tümörü olan habis melanom’a dönüşebilir.

Bazal hücreli epitelyom da bir deri kanseri türü olmasına karşın hiç bir zaman yayılmaz.Skuamöz hücreli epitelyom ise çok daha kötü huyludur.

Populerlik: 45%

Ekzema ( Egzama )

  • Genel Sağlık Bilgileri
  • Temmuz 18th 2007
  • admin

Ekzema kızarıklık, pullanma, su toplama, kabuklanma ve sivilcelenme gibi çeşitli deri değişikliklerinin bir arada bulunduğu bir hastalıktır. Genellikle yaş olan ekzama deride derin çatlaklar oluşmasına neden olur. Tedavi edilmezsse iyileşme ve hastalanma dönemleri bir birini izler. Hasta her zaman kaşıntıdan şikayetçidir. Bu deri hastalığı, sıvı toplanması ve derinin keratinleşme sürecinin bozulması ile birlikte epidermiste belirir.Nasırımsı tabakadaki hücrelerin, normalin aksine çekirdekleri bulunur ve bunlar birbirinden ayrılırlar. Bu nedenle bir birinden kolayca koparak, derinin pul pul olmasına neden olurlar. Kısmen belirtilerine kısmen kaynaklarına göre bir kaç tip ekzema belirlenebilir. Bunların arasında temas ekzaması, dishidrotik ekzama ve bünyesel ekzama sayılabilir.

Populerlik: 89%

Sivilce ve tümörler

  • Genel Sağlık Bilgileri
  • Temmuz 18th 2007
  • admin

Boyutları iğne başından bezelye büyüklüğüne kadar değişen kistler deri dokusunda aşırı büyümenin sonucudur. Bunlar iz bırakmadan iyileşirler. Sivilce (püstül) cerahala dolu bir keseciktir
Üzerini kaplayan deri bakterilerin yol açtığı iltihaplanma nedeniyle kırmızıdır. Bazıları zararlı olan çok sayıdaki bakteri deri üzerinde yaşar. Yağ bezlerinin çıkardığı ve bakterilerin büyümesini zorlaştıran maddeler sayesinde deri korunur. Enfeksiyon, genellikle kıl foliküllerinde ve ya ter bezlerinde oluşur. Kıl foliküllerinde oluşan iltihaplanma yüzeyde kalrsa Bockhart iltihabı denilen hastalığa yol açabilir. Folikülün derin kısımlarda yer alır. Folikülü çevreden doku da iltihaplanırsa çıbana yol açablir. Bakterilerden ileri gelen iltihaplanma (ter bezi apsesi) genellikle koltuk altında oluşur, çoğunlukla ter önleyici ilaçların kullanılması veya koltuk altı kıllarının alınması buna neden olur.

Populerlik: 56%

Deri hastalıkları

  • Genel Sağlık Bilgileri
  • Temmuz 18th 2007
  • admin

Renk bozuklukları: Döküntü ve tahriş büyük ve küçük kırmızı lekelerle ortaya çıkan geçiçi bir hastalık belirtisi olarak tarif edilebilir. Derimizin üst tabakasındaki kan damarlarının genişlemesi sonucu derimizin çok fazla oksijenli kan içermesinden olur. Kandaki oksijen içeriği oranında derimizin kızarıklığı artar.Deri döküntüsü

En çok bilinen döküntü kızamık, kızıl, ve kızamıkçık gibi çoçuk hastalıklarında görülenlerdir. Yanık ve güneş yanığı sonucu olan kızarıklık da çok görülür. Diğer sık rastlanan döküntüler fazla terleme ve bebeklerde bezlerden ileri gelen kaşıntılı tahrişlerdir.

Bazı kişilerde sinirlendikleri zaman döküntü olur. Çilek karides, midye gibi besinlere karşı alerji reaksiyonlar da döküntülere neden olabilirler.

Baş, dirsek ve dizlerde görülen, pul pul lekeler sedef hastalığının yaygın belirtileridir. Doğuştan benlerde olduğu gibi derideki kan damarlarının genişlemesi sürekli olabilir. Bazen yüzdeki kan damarlarının genişlemeside kalıcı olabilir. Belirtiler yaşlı kadınlarda daha sıkgörülür. Kanın çok az oksijen içermesi veya damarların daralması halinde deri mavimsi bir renk alır (siyonoz). Bu akciğer ve kalp hastalıklarından kaynaklanacağı gibi çok soğuk bir ortamda da olur. Kan damarları minumum ısı kaybını sağlamak için daralırlar. Önce burnun ucu ,dudaklar, parmaklar ve ayak parmakları gibi bedenin uç noktaları mor bir renk alırlar.

Safra pigmentlerinin birikimiyle deri sararır (sarılık). Beyaz derili insanların çoğu güneş etkisi ile meydana gelen bronzlaşmış bir deriye hasrettirler. Ancak Addison (tunç) hastalığı ve bazı zehirlenme vakalarında görüldüğü gibi rengin koyulaşması bir hastalık sonucu olabilir.

Gebelik maskesi, gebelik esnasında alın, burun, çene ve yanaklarda kahverengi lekelerin belirmesidir. Çillerin kalıtsal bir özelliği vardır ve bunlar güneş etkisi ile artarlar. Renk verici pigmentler olmazsa veya çok az ise derinin rengi açıktır. Bu durum, albinizmdeki gibi kalıtsal bir bozukluğun sonucu olabilir.

Abinolarda saç beyazdır ve göz bebekleri kırmızı görünür. Göz bebeğinde piğment olmadığından kırmızı kan damarları ağı açıkça görülür.

Vitiligo, renksiz bölgelerin belirlediği bir deri bozukluğudur. Bu hastalıklarda derini bazı kısımları (ağız kenarları, makat, koltuk altı gibi baskı gören bölgeler) tamamen beyazlaşır. Bu kısımlarda yeni pigment oluşmadığı için güneş ışınları yararlı değildir. Ayrıca güneşte kalındığında leke çevresindekinormal deri yanacağından bozukluk daha belirgin olarak ortaya çıkar.

Bağ dokusu liflerinden oluşan yara izleri de beyaz görümündedir.

Populerlik: 25%

Uykusuzluk hafızayı yavaşlatıyor

  • Genel Sağlık Bilgileri
  • Temmuz 18th 2007
  • admin

Uykusuzluk hafızayı yavaşlatıyor
Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Seung-Schik Yoo’nun araştırmasına göre uykusuz kalmak beynin öğrenme yetilerine ciddi şekilde zarar veriyor.

Güncelleme: 12:10 TSİ 18 Şubat 2007 PazarBOSTON - Araştırmaya göre, yeni bilgi öğrenmeden önce yeterince uykusunu almayan kişiler, bir önceki gece daha iyi dinlenmiş kişilere kıyasla yüzde 10 daha az hatırlıyor. Uzmanlar, çalışma saatlerinin yoğunlaşması sebebiye insanların artık uykuya daha az vakit ayırabildiği gerçeğini göz önünde bulundurduklarında, bu kanıtın ‘üzücü’ olduğunu söylüyor.

Yoo ve ekibi yaptıkları deneyde 14 kişiye bir gece boyunca uyumamalarını, ve laboratuarda kalarak ya e-posta kontrol etmelerini, ya da kağıt oyunları oynamalarını söyledi. Katılımcılara deneyin başladığı andan 24 saat sonra uyumaya gönderilmeden önce 150 fotoğraf gösterildi, ve beyinleri tarandı.

İki gece yeterli uyuduktan sonra kağıt imzalayacaklarını sanan katılımcılar laboratuara tekrar çağrıldı. Fakat araştırmacılar, katılımcılara ufak bir sınav verip gördükleri 150 resmi hatırlamalarını istedi.

Uykusuz grup resimlerin sadece yüzde 74’ünü doğru hatırlarken, uykusunu alan kontrol grubu resimlerin yüzde 86’sını doğru hatırladı.

‘HİPPOCAMPUS’ ZARAR GÖRÜYOR
Uykusuz kalacak gruba resimlerin ilk gösterildiği anda fMRI metoduyla yapılan beyin taraması, uykusuzluğun beynin ‘hippocampus’ denilen hafıza bölgesinde yavaşlamaya sebep olduğunu gösterdi. Yoo ‘araştırmanın kanıtladığı üzere hafızayı güçlendirmek için iyi dinlenmek şart’ dedi.

Fareler üzerinde yapılan deneyler de uykusuzluğun beyinde strese sebep olan hormonların yükselmesine neden olduğunu gösterdi. Bu hormonların yükselmesi de dolaylı olarak hippocampus aktivitelerini azaltıyor. Harvard’lı araştırmacılar bu modelin insanlarda da benzer şekilde işlediğini düşünüyor. Daha önce uyku ve öğrenmeyle ilgili çalışmalar yapılmış olsa da, uykusuzluğun beyin aktiviteleriyle ilgili doğrudan ilişkisini değerlendiren araştırmayı ilk defa kendisinin gerçekleştirdiğini söyledi.

Yoo ’ insanlar için kaç saatlik bir uykunun yeterli olduğunu henüz bilmenin imkanı yok’ dedi.

Populerlik: 10%

Migren..

  • Genel Sağlık Bilgileri
  • Temmuz 18th 2007
  • admin

Migren, çoğunlukla ataklar halinde gelen bir baş ağrısı tipidir. Ataklar 4 saatten 72 saate kadar değişen uzunluklarda olabilir. Kişi ataklar arasında kendini tamamiyle normal hisseder, ancak bir sonraki atağın endişesi içindedir. Eskiden “sadece bir baş ağrısı tipi” olarak görülen migren, artık başlı başına bir nörolojik hastalık olarak kabul edilmektedir.

Migren ağrısı genellikle orta şiddette ya da şiddetlidir ve kişinin normal aktivitelerini engelleyebilir, hem migren yakınması olan kişinin hem de yakınlarının yaşam kalitesini bozabilir. Baş ağrısı zonklayıcı ya da nabızla birlikte atan şekilde hissedilebilir ve başın tek bir yanında yerleşebilir. Bulantı, kusma, ışığa veya sese karşı hassasiyet baş ağrısına eşlik edebilir.

Migren kadınlarda erkeklerden daha sık görülür; kadınlarda %18.6 ve erkeklerde %6.5 oranında görülmektedir. Yapılan çalışmalarda bir hekim tarafından tanı konulmamış olan migren hastası oranının kadın hastalarda %59′a, erkeklerde ise %70′e ulaştığı gözlenmiştir.

Birçok kişide ağrı ve diğer semptomlar o kadar şiddetlidir ki, sadece karanlık bir odada yatıp uyumak isterler. Bu da günlük yaşantıyı aksatır. Oysa ki migren ilaçla tedavi edilebilir. Günümüzde migreni önleyen ya da tedavi eden çok sayıda ilaç bulunmaktadır.

Migreni Tetikleyen Faktörler

Yiyecekler:
Eski peynir, çerez, çikolata, yoğurt, soğan, incir, karaciğer, kafeinli yiyecekler, monosodyum glutamat (MSG), tütsülenmiş (füme) ya da salamura balık/et, koruyucu madde olarak nitrat/nitrit eklenmiş gıdalar (sosisli sandviç, sucuk, salam)

İçecekler:
Kahve, çay, kafeinli meşrubatlar, diyet soda, alkollü içkiler (özelikle kırmızı şarap, bira, viski)

Katkı maddeleri:
Sodyum nitrit (sosisli sandviç, işlenmiş etler), monosodyum glutamat (MSG) (Çin yemekleri ve birçok restoran yemekleri), aspartam (sakızlar, diyet içecekler, et, süt, yumurta ve birçok protein içeren besinde aspartam vardır), tiramin (eski peynir, kırmızı şarap, bakla, salamura edilmiş veya işlenmiş yiyecekler), fenolik flavonoidler (elma, kabuksuz meyvalar, üzüm)

İlaçlar:
Antibiyotikler (tetrasiklin, griseofulvin), antihipertansifler (nifedipin, kaptopril), hormonlar (oral kontraseptifler, östrojenler), histamin-2 blokerleri (simetidin, ranitidin), vazodilatörler (nitrogliserin, izosorbid dinitrat)

Duyusal ve Duygusal Uyaranlar:
Titreşen/parlak/fluoresan ışıklar, parlak gün ışığı, kokular (parfüm, kimyasal maddeler, sigara), endişe, aşırı üzülmek veya aşırı sevinmek, depresyon, aşırı heyecan, stresten veya baskıdan kurtulma

Yaşam Tarzı Değişiklikleri:
Zaman farkı, çok fazla ya da az uyumak, aç kalmak, kafeinsiz kalmak, aşırı egzersiz yapma, fiziksel veya zihinsel yorgunluk, öne eğilmek (örn. bahçe işleri yaparken), ağırlık kaldırmak veya zorlanmak, rutin yaşam biçiminde değişiklik (örn. vardiya çalışması veya tatiller), çok fazla veya çok az uyku, alerji, cinsel yönden uyarılma, sigara.

Diğerleri:
Adet dönemi, hava/mevsim/barometrik basınç değişiklikleri, deniz seviyesinden çok yukarıda bulunmak

Migreninizi hangi faktörlerin tetiklediğini bilmeniz önemlidir. Bunun için atak geldiği sırada neler yiyip içtiğinizi düşünebilirsiniz. Bunun için bir migren günlüğü tutmak uygun olabilir.

Bu günlükte, “Olası tetikleyiciler” kısmına en son aktivitelerinizi, diyet, stres ve ilaçları yazın. Bunlar sizin neyin migrene yol açtığını anlamanıza yardım edecektir. Böylece hem nelerden uzak durmanız gerektiğini görür, hem de bu günlüğü doktorunuza gösterebilirsiniz.

Migren Nasıl Tedavi Edilir?

Günümüzde, devam eden araştırmalar sayesinde hekimler migren hakkında daha fazla şey biliyor ve migreni önlemek ya da tedavi etmek için daha fazla seçenek bulunuyor. Çok sık atak geçiren migren hastaları için hekimler sıklıkla önleyici ilaç tedavisini tercih etmektedir. Tedaviler hekimlerin önerdiği şekilde uygulanınca atakların sıklığı ve şiddeti azalabilmektedir. Ayrıca migrenin ilaç dışı tedavi yolları da ilaç tedavisine destek olarak kullanılmaktadır.

Migren günlük hayatınızı engelleyebilir; çalışmayı, aile hayatını veya hobileri olumsuz yönde etkileyebilir. Migrenin neden olduğu tüm güçlükleri gözden geçirin ve doktorunuzla konuşun, böylece migreniniz için en doğru olanı yapabilirsiniz.

Populerlik: 11%

kulunç ağrısı

  • Genel Sağlık Bilgileri
  • Temmuz 18th 2007
  • admin

kulunç ağrısı
Şiddetli ağrılara ve özellikle kalınbağırsak kaslarının kasılması sonucu meydana gelen ve omuz başlarında hissedilen ağrılara, halk arasında kulunç denir.Bu ağrıların bazıları sabit, bazılarıda gezici ağrı şeklindedir.Kalın bağırsağın kasılmasından kaynaklanan bu çeşit ağrılara, tıp dilinde kolik denir.

Populerlik: 8%