7 müthiş besin

  • Heberler
  • Eylül 14th 2007
  • admin

7 müthiş besin

22 Ağustos 2007 Çarşamba 16:59

7 besin sağlıklı bünye için olmazsa olmaz. İşte ABD uzmanlarının önerdiği reçete.

Kalbi koruyor
BADEM:
Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.

Diyabeti önlüyor
KAHVE:
Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.

Sinirleri rahatlatıyor
TARÇIN:
Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.

Patatesi haşlayın
PATATES:
Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi’ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17′nci sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdekten sonra yemeyi tercih edin.

Kaslar için faydalı
SEBZE ÇORBASI:
Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellike sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.

Kansere karşı birebir
ZEYTİNYAĞI:
Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren ‘8oxodG’adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanısıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor. 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.

Kanseri engelliyor
ÇAY:
Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60′a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.

Bir nefes!

  • Heberler
  • Eylül 14th 2007
  • admin

Bir nefes!

23 Ağustos 2007 Perşembe

Yaşamamımızın ilk ve son adımıdır nefes almak. Uyumadan, yemek yemeden ya da su içmeden günlerce yaşayabiliriz ama nefes almadan dakikaları aşan bir süre hayatta kalmamız beklenemez..

Soluk� kelimesi de kullanılır ve bu konuda çok sayıda deyişimiz de vardır aslında;

Zorda olan birisine soluk oluruz kimi zaman…

Çok yorulunca, bunalınca devam etmek için �soluk al� deriz…

Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi…

�Bir nefeste kurtul� diyerek sıkıntıdan zorluktan kurtulmasını dileriz sevdiklerimizin…

Doğru nefes alarak da kalbin ritmini, kan dolaşımını, sindirim sisteminin çalışmasını düzenleyebilir, stresle daha kolay başa çıkabilir, uyku düzensizliğini ortadan kaldırabilir ve beden enerjimizi düzenleyebiliriz. Beden enerjimizi düzenleyerek bedenimizi ve ruhumuzu daha çok besler ve daha çok kontrol altında tutabiliriz.

Doğru nefes almak Dünya Sağlık Örgütü’nün standartlarına göre:

- Akciğerleri dakikada 4 ile 6 litre arasında hava ile doldurmak.

- Nefes alıp verirken göğüs yerine diyaframı hareket ettirmek (Karın nefesi; karnınızı şişirerek alınan nefes)

- Solunumu ağız yerine burundan yapmaktır.

Basit ve faydalı nefes alma egzersizinin adımları şöyledir:

- Burnunuzdan 4 saniye içinde derin bir nefes alın.

- Nefesinizi 3 saniye kadar tutun.

- Tuttuğunuz nefesi 6 saniyede ağzınızdan güçlü bir şekilde verin.

Nefes verirken kaslarınızın rahatladığını ve gevşediğinizi hissedin. Bu işlemi birkaç defa tekrarlayın. Günde toplam 40 defa olması önerilir.

Nefes egzersizini gerildiğiniz veya bunaldığınız herhangi bir yerde ve zamanda yapabilirsiniz. Sabah uyandıgınızda daha yatağınızdan kalkmadan güne doğru nefeslerle başlayın.

Süreler farklı tekniklere göre değişebilir. Önemli olan burundan derin bir karın nefesi almak, nefesi kısa bir süre tutmak ve nefesi ağızdan geri vermektir.

Hepinize sağlik dolu günler dilerim.

Sigara içmek bulaşıcı

  • Heberler
  • Eylül 14th 2007
  • admin

Uzmanlar sigara içme davranışının bulaşıcı olduğunu bildirdi.

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Resul Buğdaycı, ”Sigara içme davranışının bulaşıcı olduğunu ve çocuklara daha çok anne ve babalar ile sevilen ve örnek alınan kişilerden bulaştığını” bildirdi.

Buğdaycı, yaptığı yazılı açıklamada, dünyada önlenebilir ölüm nedenleri arasında çoğunlukla birinci sırada gelen sigaranın, Türkiye’de de aynı konumda yer aldığını belirtti.

Sigara içme davranışının bulaşıcı olduğunu savunan Buğdaycı, ”Bu, çocuklara daha çok anne ve babalar ya da sevilen ve örnek alınan kişilerden bulaşıyor” dedi.

Ebeveynlerde ”Yaptığımı yapma, söylediğimi yap” anlayışının hakim olduğuna işaret eden Buğdaycı, iletişimin yüzde 60′ının sözsüz beden hareketleriyle, yüzde 30′unun ses tonu ve vurgulamalarla, yüzde 10′unun da sözle gerçekleştirildiğinin unutulmaması gerektiğini bildirdi.

Çocuklara sigara aldırmanın kötü bir mesaj olduğunun altını çizen Buğdaycı, sigara kullanımıyla mücadelede eğitimin önemine değinerek, şunları kaydetti:

”Okullardaki sigaranın zararlarına ilişkin eğitim, yıllarca lise ve üniversite gençliğine verilmeye çalışıldı. Ancak bunun etkili olmadığı anlaşıldı. Çünkü, sigaraya başlama yaşı daha erken. Lise ve üniversitede eğitim gören gençler artık tiryaki durumunda. Bu nedenle verilecek eğitimi, daha aşağı yaşlara çekmek durumundayız. Şu anda dünyada önerilen ideal sigaraya karşı eğitim yaşı 13-14′tür. Yani ilköğretim 6. ve 7. sınıfları kapsıyor. Türkiye’de bu eğitim ilköğretim 4 ve 5. sınıflarda başlamalıdır ve diğer sınıflarda devam etmelidir.”

Dişler nasıl çürür?

  • Heberler
  • Eylül 14th 2007
  • admin

İyi bir dişe sahip olmak için önce dişlerin nasıl çürüdüğünü öğrenin.

Mynet’ten Dt. Betül Yurteri diş sağlığı ve estetiği konusunda önemli bilgiler verdi. Dişlerin nasıl çürüdüğüne dair söyledikleri çok önemli..

Bakteri Kolonileri

Öncelikler, ağzınızda binlerce bakteri bulunur. Bu tamamen normal bir durumdur. Aslında bu bakterilerin çoğu faydalıdır. Ancak az bir miktar bakteri vardır ki bunlar çürüme sürecinde rol oynar. Özellikle sorumlu olan streptococcus mutans adlı bir bakteri, nişastalı yiyecekler bakımından zengin bir ortam bulduğunda hızla çoğalır ve büyük koloniler oluşturur. Karbonhidratlar olarak da bilinen ve pasta, ekmek, krakerler ve tatlılarda bulunan bu nişastalar, eğer düzenli olarak fırçalanıp temizlenmezse diş üzerinde plakları oluştururlar. Plak, tükürük, yemek artıkları ve bakterilerin karışımı olan yapışkan bir film tabakasıdır ve dişler üzerinde sürekli oluşur.

Streptococcus mutans her türlü karbonhidratı yer ama en çabuk yediği şekerdeki nişastadır. Ve şeker ne kadar rafine olursa, bakterinin bunu yeme hızı o kadar çabuktur. Bunun anlamı şudur: früktoz olarak bilinen meyvedeki doğal şekerler, bakteriler tarafından beyaz şeker kadar hızlı tüketilmez.

Bakteriler plaktaki şekeri yediklerinde kimyasal bir reaksiyon oluşur. Şekerler daha basit elemanlara ayrışır ve bu elemanlardan birisi de bir asittir (laktik asit). Lisedeki fen dersinde öğrendiğiniz gibi asit pek çok şeyi bozar; buna diş minesi de dahildir.

Sonuç olarak ağzınızdaki bakteriler, dişinizin üzerindeki plakların içindeki şekerle kendilerine ziyafet verir. Daha sonra üretilen asitler dişinizin minesini bozmak için çalışmaya başlar. Sonucunda dişinizin yüzeyi üzerinde asitlerin erittiği mineden dolayı bir delik oluşur. Artık bir oyuk vardır ve bu da diş çürüğünün görünen halidir. Bu bir kez oluştuğunda bizim için çürüme işlemini durdurmanın tek yolu, dişinizin çürümüş bölümünü temizleyerek buraya dolgu yapmaktır.

Bu hikayenin parlak bir tarafı var! Düzgün bir şekilde diş fırçaladığınız ve ip kullandığınızda dişlerinizin üzerinde çok az plak kalır ve bakterilerin de “dilediğince ye” türü bir açık büfesi olmaz. Bu, dişlerinizi üzerinde kolonileşemeyecekleri ve diş çürüğüne neden olan asitleri üretemeyecekleri anlamına gelir.

Sigara paketinde ceset

  • Heberler
  • Eylül 14th 2007
  • admin

İnsanları sigaradan vazgeçirmek için çarpıcı bir yöntem denenecek.

Sigara paketlerinin üzerine koca koca harflerle yazılan uyarı yazıları etkili olmayınca daha ’çarpıcı’ bir yöntem denenecek

İngiltere Sağlık Bakanlığı, sigara paketlerinin üzerine koca koca harflerle yazılan uyarı yazıları etkili olmayınca daha ’çarpıcı’ bir yöntem denemekte karar kıldı.

İngiliz Sağlık Bakanlığı yeni yöntem olarak, sigara paketlerinin üzerine ölü insan fotoğraflarının basılmasına karar verdi.

İngiltere Sağlık Bakanı Alan Johnson, yeni paketlerin amacını “insanları şok edip sigarayı bırakmaya teşvik etmek” olarak açıkladı. Johnson, “Bazıları belki abartılı bulabilir ama halk sağlığı açısından böyle bir uyarı gerekli” diye konuştu.

Cinsel gücü arttıran yiyecekler

  • Heberler
  • Eylül 14th 2007
  • admin

Cinsel hayatınızı güçlendirmek istiyorsanız bu yiyecekleri mutlaka yemelisiniz.

Cinsel hayatınızı güçlendirmek istiyorsanız aşağıdaki bitki ve baharatlara önem verin.

* Tarçın: Hormonları çalıştırır ve cinsel gücü artırır. Bir bardak suya bir kahve kaşığı atılıp çay gibi içilebilir. Sütlü tatlıların üstünde kullanmayabilirsiniz.

* Ay çekirdeği: Cinsel arzuyu artırıyor ama sivilce ve kilolarda da artışa neden oluyor. Birinden birini seçeceksiniz!

* Yulaf ezmesi: Özellikle kadınlarda cinsel isteksizliği giderir. Hormonları düzenler ve vücut direncini artırır. Her sabah sütlü yulaf ezmesinin içine isterseniz ceviz, fındık, antepfıstığı koyabilirsiniz. Bu kuvvetli öğünle gününüzü daha kolay geçirebilirsiniz.

* Üzerlik tohumu: Cinsel gücü artırır, hamileliği kolaylaştırır. Ezilmiş tohum günde 1-2 gr. bala karıştırılarak yenir veya doğrudan suyla içilebilir.

* Kırmızı ve yeşil acı biber, karabiber: Hep tatlılar bu etkiyi yapacak değil ya, inanamayacaksınız ama acı da cinsel isteği kamçılar…

* Sarmısak: Tüm hormonları çalıştırır. Çiğ olarak yenmesi tavsiye edilir.

* Roka: Yeşil sebzeler içinde bu anlamda en değerlisi rokadır. Yalnız balık yanında değil, salatalarda da kullanmalısınız.

* Zencefil: Tüm vücudu uyarır, bedenen ve ruhen güç kazandırır. Kurabiye ve tatlılarda da kullanılabilir.

* Kekik ve nane: Özellikle kadınlarda bütün kadınlık hormonlarının düzenli çalışmasını sağlar ve vücudu güçlendirir.

* Hardal, kimyon, kişniş: Bütün hormonları çalıştırır ve sinirleri de kuvvetlendirir.

* Vanilya: Hem bedeni, hem de sinirleri güçlendirir, cinsel gücü artırır. Tatlı ve keklerde bol bol kullanılabilir.

* Isırgan tohumu: İşte ufak bir mucize. Bir kilo bal ile 100 gr. ısırgan tohumunu karıştırın ve her gün bir kaşık yiyin. Bomba gibi hissedeceksiniz.

* Arı sütü, bal ve polen karışımı: Bu karışım hem hücrelerinizi yeniler, hem de yaşınız ilerlese de cinsel gücünüzü yerinde tutar.

Erken teşhis kurtarıyor

  • Heberler
  • Eylül 14th 2007
  • admin

Meme kanseri erken teşhisle büyük oranda tedavi edilebiliyor.

 Kadınlar, erken tanı konulduğu zaman tamamen tedavi edilebilir bir hastalık olan meme kanserini önemsemiyorlar.

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Radyodiagnostik Anabilim Dalı Meme Görüntüleme Ünitesi Sorumlusu Prof. Dr. Selma Tükel, Türkiye’de her 10 kadından birinde meme kanseri olduğunu söyledi.

MEME KANSERİ TEDAVİ EDİLEBİLİR

Meme kanserinin erken teşhis durumunda tamamen tedavi edilebildiğine dikkati çeken Prof. Dr. Tükel, ”Meme yüzeysel bir organ olduğu için erken tanı şansı vardır” dedi. Buna karşın Türkiye’de ”bilinçsizlik ve bilgisizlik” nedeniyle erken tanının çok az olduğunu dile getiren Prof. Dr. Tükel, ”Meme kanseri olanların yüzde 86’sı belirtiler başladıktan sonra hastanelere başvuruyorlar. Yani bu hastalar, memelerindeki rahatsızlık nedeniyle ilk kez başvurdukları hastanelerde kanser olduklarını öğreniyor” diye konuştu. Türkiye’de meme kanseri olan kadınların çoğunun hastalığın ileri evrelerinde tedaviye başladıklarını vurgulayan Tükel, gelişmiş ülkelerde ise meme kanserine erken tanı koyabilmek için 40 yaşın üzerindeki kadınlara takip programı uygulandığını, kadınların bu yaştan sonra yıllık kontrollere gitmeleri gerektiğini kaydetti.

AYDA BİR ELLE MUAYENE EDİN

Kadınların ayda bir elle muayene ile göğüslerini kontrol etmelerini isteyen Tükel, erken tanı için en güvenilir yolun ise mamografi olduğunu dile getirdi. Tükel, mamografinin elle muayenede kanserli kütle ele gelmeden 2 yıl önce yüzde 90 oranında kanser oluşumunu gösterdiğini söyledi. Tükel, her kadının meme doku özelliklerinin parmak izi gibi birbirinden farklı olduğuna işaret ederek, kadınların memelerini iyi tanımaları durumunda gelişen yeni yapıları daha kolay algılayacaklarını dile getirdi.

Kaynak:

3 vitamin hayat kurtarıyor

  • Heberler
  • Eylül 14th 2007
  • admin

Kanserden koruyorlar, ömrü uzatıyorlar. Bu vitaminleri alan uzun yaşar…

Bilim adamları tarafından açıklanan 3 araştırma vitaminlerin mucizevi özelliklerini ortaya koydu. Buna göre C vitamini kanser riskini azaltıyor, D vitamini ömrü uzatıyor, E vitamini ise kadınlarda damar tıkanıklıklarını önlüyor. İşte sonuçlar:

C vitamini:
ABD’de Johns Hopkins Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre, C vitamini ve diğer antioksidanlar, ’HİF-1’adı verilen proteini nötralize ederek, bazı kanserli tümörlerin gelişimini engelliyor. Kanser hücrelerinin yaşamlarını sürdürebilmeleri HİF-1 adı verilen proteine bağlı bulunuyor.

D vitamini:
Fransa ve İtalya’da yapılan araştırmalar ise düzenli D vitamini alanların, almayanlara oranla daha uzun yaşayabileceklerini belirledi. 60 bin hasta üzerinde yapılan araştırmada, düzenli D vitamini alanlarda ölüm riskinin yüzde 7 oranında azaldığı tespit edildi. Bu vitamin aynı zamanda sağlıklı dişler, kemikler, sinir hücreleri ve bağışıklık sisteminin düzenlenmesinde de önemli rol oynuyor.

E vitamini:
E vitamininin, damar tıkanıklığı vakası tespit edilen kadınların yüzde 21’inin üzerinde olumlu etkisi tespit edildi. Uzmanlar kesin olmamakla beraber E vitamini ve damar tıkanıklıkları arasında bağlantı bulunabileceğini fakat bunun için daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtiyorlar.

Meyveleri soymadan yiyin

  • Heberler
  • Eylül 14th 2007
  • admin

Meyveleri soymadan yemek daha sağlıklı. İşte kabuğundaki vitamin…

Mandalina kabuğu ile çilek ve yabanmersini gibi meyvelerin dış yüzeyinde bulunan bir maddenin kanserle savaşmada etkili olduğu belirlendi.

İngiltere’deki Leicester Eczacılık Fakültesi’nin araştırmasında, bu meyvelerin kabuklarında veya dış yüzeylerinde bulunan salvestrol Q40 adlı bir bileşiğin kanser hücrelerinde bulunan bir enzime saldırarak tümörleri yok ettiği tespit edildi.

Ancak, meyvelerin soyularak yenmesi veya meyve suyu olarak tüketilmesi halinde salvestrollerin kaybolduğu belirtildi.
Araştırmacılar, elde edilen bulgular sayesinde akciğer, meme, yumurtalık ve prostat gibi kanser türlerine karşı yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilebileceğini söyledi. Araştırma ekibinden Dr. Hoon Tan, insanların artık meyveleri soyarak yemeyi tercih etmelerinin kanser vakalarının artmasında etkili olabileceğini kaydetti.

Cep telefonu kanser eder mi?

  • Heberler
  • Eylül 14th 2007
  • admin

Cep telefonu kullanımı ve baz istasyonlarının uzun dönemde kansere yol açma ihtimalinin bu aşamada “göz ardı edilemeyeceği” bildirildi.

İngiltere’de hükümet ve iletişim endüstrisinin birlikte yürüttüğü 6 yıllık araştırmanın sonucunda, kısa sürede cep kullanımının kansere yol açma ihtimali olmadığı belirlenirken, uzun dönemde bu riskin “göz ardı edilemeyeceği” belirtildi.

Uzun dönemde cep telefonu kullanımı ve kanser riskini araştırmak için yürütülen “Mobil Telekomünikasyon ve Sağlık Araştırma Programı”nın 10 yıla uzatılması kararlaştırıldı.

Söz konusu 6 yıllık program sırasında cep telefonları ve baz istasyonlarının sağlıkla ilgili etkileriyle ilgili 23 araştırma yapıldı.

Araştırma ekibi, cep telefonu kullananlar arasında beyin ve kulak (akustik nevroma) kanserine yakalanmada küçük bir artış görüldüğünü, “bunun istatistiksel olarak önemli olma ile olmama arasındaki sınırda bir bulgu olduğunu” kaydetti.

Sonuçları açıklamak için basın toplantısı düzenleyen araştırma programının başkanı Lawrie Challis, araştırmaya katılanlardan çok azının 10 yıl ya da daha uzun süre cep telefonu kullanmış olduğunu belirtti ve kanserin normal olarak 10 ila 15 yılda ortaya çıkan bir hastalık olduğuna dikkati çekti. Challis, bu nedenle, bu aşamada cep telefonu kullanımı nedeniyle, “Birkaç yıl içinde kanser ortaya çıkma ihtimalini reddedemeyiz” dedi.

İlk başlarda sigara ile akciğer kanseri arasında ilişki kurulmamış olduğunu hatırlatan Challis, buna rağmen genel olarak cep telefonlarının önemli bir sağlık riski oluşturmadığına ilişkin kanıtın “yeterince güven tazeleyici” olduğunu söyledi.

Kaynak: