Devletin ideal kahvaltı menüsü

  • Heberler
  • Temmuz 4th 2007
  • admin

Devletin ideal kahvaltı menüsü…

Sağlık Bakanlığı vatandaşlar için 4 ayrı ideal kahvaltı menüsü bulunan ve “Kahvaltının Önem”ni anlatan broşür hazırladı.
Öğünlerin içinde en önemlisinin sabah kahvaltısı olduğunu kaydeden Bakanlık, akşam yemeği ile sabah kahvaltısı arasında yaklaşık 12 saatlik bir süre geçtiğine, bu süre içinde vücudun kandaki besinlerin tümünü kullandığına işaret etti. Buroşürde, güne istekli başlamada ve elverişli bir biçimde sürdürmede sabah kahvaltısının miktarı ve içeriğinin büyük önem taşıdığı ifade edilirken, kahvaltı yapılmadığında kan şekerinin düşeceği, baş ağrısı, dikkat ve algılama azlığı gibi sıkıntılar yaşanacağı kaydedildi.

KAYVALTI ÖRNEKLERİ

Bakanlığın vatandaşlar için hazırladığı uygun kahvaltı örnekleri şöyle:
1 -Bir su bardağı süt, bir kibrit kutusu beyaz peynir, 5-6 adet zeytin, domates, 1-2 dilim ekmek,
2 -Bir su bardağı sütle karıştırılmış kahvaltılık tahıl ürünü, 1 çay bardağı taze sıkılmış meyve suyu,
3 -Bir su bardağı süt, bir yumurta, bir dilim reçelli ekmek, bir adet mandalina,
4 -Bir su bardağı süt, tahin-pekmez, 4-5 adet ceviz içi, 1 adet mandalina.”

YUMURTAYI KATI YİYİN
Vücut ağırlığı fazla olmayanların, kahvaltılarına pekmez, bal, reçel, marmelat, fındık ezmesi ekleyebileceklerini bildiren Bakanlık, yumurtanın kaynamaya başladıktan sonra 8-10 dakika pişirilmesini önerdi.
Broşürde, kahvaltıda içilen çayın besinlerde bulunan yararlı maddelerin kullanımını azalttığı belirtilerek, “Bu nedenle çay açık ve limonlu olmalı. Daha çok ıhlamur gibi bitki çayları tercih edilmeli. Ancak kahvaltıda süt içmek en sağlıklısıdır” denildi. Bakanlık, besin içeriği zengin olması nedeniyle evde yapılan tarhana, yayla, mercimek çorbalarının da kahvaltıda tüketilebileceğine işaret etti.

GENÇLERE GÜZELLİK NASİHATI
“Ergen ve Beslenme” broşüründe ise gençlere, “besin güvenliği açısından açıkta satılan besinleri tüketmeyin” önerisinde bulunan Bakanlık, daha enerjik olma, algılama, sonuç çıkarma, hafızada tutma, problem çözmede daha becerikli olmak için güne mutlaka kahvaltı yaparak başlanması gerektiğini ifade etti. Bakanlık, gençlere “Güzel görünmek mi istiyorsunuz. Yeterli ve dengeli beslenin” önerisinde bulundu.
Bakanlık, fast food restoranlara arada bir gidilecekse hamburger yanında, ayran, salata veya meyve suyunun iyi bir seçim olacağını kaydetti.

Doktor açığı büyük sorunlar oluşturacak

  • Heberler
  • Temmuz 4th 2007
  • admin

“Doktor açığı büyük sorunlar oluşturacak”

Sağlık Bakanı Recep Akdağ, önümüzdeki yıllarda doktor açığının büyük sorunlar oluşturacağını belirterek, “Bu hususta sorumluluğu olan YÖK mutlaka bu sorumluluğunu yerine getirmek için planlar yapmalı ve ona göre hareket etmeli.” dedi.

Bakanlığına ait sağlık kurumlarında incelemelerde bulunmak üzere Kocaeli’ye gelen Recep Akdağ, ilk olarak Vali Gökhan Sözer’i ziyaret etti. Burada gazetecilerin sorularını cevaplayan Akdağ, özelikle doktor açığına vurgu yaptı. Sağlık sektöründe yatırımların hızla arttığını hatırlatan Akdağ, bu oranda doktor açığının da büyüdüğünü söyledi. Akdağ, şöyle konuştu: “Dünya Sağlık Örgütü’nün 53 ülkesinden biriyiz. Bu ülkeler içerisinde nüfusuna kıyasla doktor sayısı açısında sonda ikinci sıradayız. Her 100 kişiye bu bölgede 333 doktor düşüyor, Türkiye’de ise her 100 kişiye 149 doktor düşüyor. Bu rakam yarısından bile daha az. Ayrıca son yıllarda vatandaşlarımızın sağlık kurumlarına daha kolay erişmesi, vatandaşlarımızın sağlık bilincisnin artması, sağlık hizmetlerine müracaat sayısını da artırıyor. Müracaat sayısı önümüzdeki yıllarda daha da artacak. Dolayısı ile hekim sayısında gerçekten büyük bir yetersizlik yaşıyoruz. Sistemi değiştiriyoruz, yeni binalar yapıyoruz, yeni ekipmanlar getiriyoruz, çalışma alışkanlıklarını değiştiriyoruz. Vatandaşın cebinde para ödemesini önleyecek yeni modeller geliştiriyoruz. Eğer doktor sayımız artırılmasa, önümüzdeki 5-10 yıl içinde Türkiye sağlık açısında büyük sıkıntılar içine girecek. Bu hususta sorumluluğu olan YÖK mutlaka bu sorumluluğunu yerine getirmek için planlar yapmalı ve ona göre hareket etmeli.”

“AVRUPA’NIN EN BÜYÜK AFET KURTARMA EKİBİ TÜRKİYE’DE”

İllerdeki sağlık kuruluşlarının durumunu yerinde görmek için incelemelerine devam ettiklerini anlatan Akdağ, bu ziyaretlerden sonra meslek sağlık birimleri ve sağlık çalışanları ile toplantı yaptıklarını söyledi.

Son 4 yıl içinde Kocaeli’ye 137 milyon YTL sağlık yatırımı yaptıklarını açıklayan Akdağ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kocaeli Milletvekili Nevzat Doğan’ın öncülüğünde Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi kurduk. Doğan, büyükçe bir grubun Türkiye’de yetişmesi için bu meselenin liderliğini yaparak önemli bir çalışma yaptı. Kocaeli bunun çekirdeğini oluşturdu ve bir model geliştirildi. Kocaeli’de başlayan bu çekirdek çalışma Türkiye genelinde 2 bin 500 kişiye ulaştı. Gönüllülerden oluşan yetişmiş bir grubumuz var. Sağlık ekiplerinden oluşan bu elemanlar çok iyi bir eğitim aldılar. Onlara özel ekipmanlar, özel kıyafetler ve uygulama prensipleri oluşturduk. Bunun sonucu olarak Avrupa’nın en büyük afet kurtarma ekibi Türkiye’dedir. Bu ekipler, İran depreminden, Pakistan depremine kadar birçok ülkede arama ve kurtarma çalışmalarına katıldı. Dünyanın birçok yerinde çok önemli işler başardılar.”

Hastalarının kimlik bilgisini çek-senet çetesine satmış

  • Heberler
  • Temmuz 4th 2007
  • admin

Hastalarının kimlik bilgisini çek-senet çetesine satmış

Ümraniye’de sahte çek olayını araştıran polis ekipleri, aralarında dispanser sahibi doktor ve arkadaşlarının da bulunduğu 8 kişilik şebekeyi ortaya çıkardı.

Doktor K.K.
Şebekenin farklı alanlarda çalıştığını belirleyen polis ekipleri, soruşturmayı derinleştirmek için savcılıktan ek süre aldı. Ele geçirilen kimlik sahiplerine ulaşan polis, şahısların ehliyet için gerekli olan sağlık raporunu almak için müracaat ettikleri Ümraniye Dispanseri’nde fotokopi çektirdiklerini belirledi. Bunun üzerine Dr. K.K.’nın sahibi olduğu Alemdağ Caddesi’ndeki dispansere operasyon düzenlendi. K.K.’nin yanı sıra, sekreteri S.K. ve evrak işleri yaptığı belirlenen İ.H.Ç. gözaltına alındı. Ümraniye’nin en işlek caddesinde 1 yıldır yasal izni olmadan kaçak olarak işlettiği dispanserde 5 doktor çalıştırdığı belirlenen Dr. K.K.’nın, ‘dolandırıcılık, sahtecilik ve çete kurmak’ suçlarından sabıkalı olduğu öğrenildi. Şebekenin ise profesyonelce çalıştığı anlaşıldı. K.K.’nın asistanı, sağlık raporu isteyenlerin kimlik fotokopilerini alıp oto kiralama işi yapan şebekenin elemanlarına iletiyor.

Beyaz çifte siyah bebek!

  • Heberler
  • Temmuz 4th 2007
  • admin

Beyaz çifte siyah bebek!

Nancy ve Thomas Andrews çifti, çocuk sahibi olabilmek için bir tüp bebek merkezine başvurdu. Ancak çift, bebeklerini gördüklerinde şok yaşadı, bebek siyahi doğmuştu…

2004’te tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olmak için New York’taki Üreme Hizmetleri Kliniği’ne başvuran Nancy ve Thomas Andrews çifti, sonunda bir bebek sahibi oldu. Ancak çift, doğan bebeklerini gördüklerinde küçük çaplı bir şok yaşadı. Babası beyaz, annesi Hispanik (İspanyol kökenli) olan ve Jesscica adı verilen bebek siyahi doğmuştu. Doktorlar ilk aşamada, bebeğin baskın genlerini esmer olan annesinden aldığını belirterek böyle bir durumun ortaya çıkmış olabileceğini söyledi. Hatta bir doktor, “Yaşı ilerledikçe rengi açılır” ifadesini kullandı. Amerikalı çift çok ikna olmasalar da hastaneden ayrılarak evlerine döndü. Çift birkaç ay sonra DNA testi ile Jessica’nın gerçekten de Thomas’tan alınan spermle dünyaya gelip gelmediğini test etmek istedi.. Acı gerçek bu testle ortaya çıktı.

Jessica’nın Afrikalı bir baba tarafından verilen spermle dünyaya geldiği belirlendi. Yani klinik Thomas’ın spermiyle deposundaki bir başka spermi karıştırmıştı. Mahkemeye başvuran Andrews çifti, “Jessica’yı kendi bebeğimiz gibi seviyoruz ve ona bakmayı sürdüreceğiz. Ancak büyük yanlışlığın tazmin edilmesini istiyoruz” diyerek milyon dolarlık tazminat davası açtı. Hakim, Amerikalı çiftin, “Kendi renklerinden, uluslarından olmayan bir bebeği büyütmeye zorlandığını” kaydederek kliniği suçlu buldu. Ödenecek tazminat bir başka duruşmada kararlaştırılacak.

O sizin çocuğunuz olsa ne yapardınız?

  • Heberler
  • Temmuz 4th 2007
  • admin

O sizin çocuğunuz olsa ne yapardınız?

Oğullarının ‘çocuk kalmasını’ isteyen aileye hem eleştiri hem destek geldi. Spastik engelli Veysel ve Tolga’nın ailesi de ‘Ashley yöntemi’nden yana çıktı.

AA - ANKARA - Umut Mert’in gelişimini, büyüdükçe yatağa mahkûm olacağı kaygısıyla 13 yaşında ve 19 kiloda durdurmak isteyen Evren ailesi, ‘vicdansızlar’a kadar varan tepkilerle karşılaştı. Ancak aynı acıları paylaşan aileler arasında onlar gibi düşünen başkaları da var. Engelli çocuklarını artık büyütmüş olan iki aile, Evrenleri destekliyor, hatta te-daviyi zamanında yaptıramamaktan yakınıyor. Ailelerin böyle düşünmesinin en önemli gerekçisi, devletin engellilerin bakımı için gerekli desteği sağlayamaması ve ‘bizden sonra ne olacak’ kaygısı.
Türkiye Özürlüler Eğitim ve Dayanışma Vakfı Başkanı Psikolog Tekin Başar, önceki gün Evren ailesinin sorunlarını dinledi. Anne Füsun Evren, oğlunu taşıyamaz hale geldiğini söyleyince, Başar, “Engelli ailerinin genel sağlık sorunu boyun ve bel fıtığı” dedi.
Evrenler Türkiye’deki bir milyonu aşkın engelli ailesinden sadece biri. Peki diğer aileler ABD’de uygulandığı kızın adıyla anılarak ‘Ashley tedavi’si diye nitelenen yöntem hakkında ne düşünüyor.

Anne intihar etti
Hasip Yazar’ın spastik engelli oğlu Veysel, 17 yaşında. 13 yıllık çocuk özlemi ardından doğmuş. Üç aylıkken havale geçirmiş ve spastik teşhisi konulmuş. Çiftin 13 sene sonra bir de kızı olmuş. İkinci çocuk üç aylıkken, ‘o da engelli olur’ korkusuyla depresyona giren anne intihar etmiş. Hasip Yazar da Veysel’in hem annesi hem babası olmuş: “Kızıma ikinci eşim bakıyor ama Veysel’in her şeyiyle ben ilgileniyorum. Ergenlik bunalımı yaşıyor. Kendi başına yürüyemiyor. Gökkuşağı İlköğretim Okulu’a götürüyorum. Gecede yedi-sekiz kere temizliğini yapıyorum. Füsun hanıma yürekten destek veriyorum. Rahmetli eşim de ‘bu çocukları donduralım, öyle kalsınlar’ diyordu. 47 kiloluk oğlumu sırtımda taşıyorum, diz kayması ve bel fıtığı hastasıyım.”

‘Patlama noktasında’
Süheyla Yapıcı’nın oğlu Tolga 17 yaşında ve 40 kilo. Dört yaşında başlayan tedavisi 13 yıldır sürüyor. Elinden tutunca yürüyor, işaretle kendini ifade edebiliyor. Son yıllarda ergenlik bunalımı yaşıyor. Çevresine ve kendisine şiddet uyguluyor. Isırarak ellerini parçalamış. Tolga iki, annesi beş yıldır psikolojik destek alıyor. “Eşim patlama noktasında” diyen Süheyla Yapıcı da Füsun Evren’e destek veriyor:
“10 yıl önce bu tedavi olsa, gözüm kapalı yaptırırdım. Engeli nedeniyle okullara ‘ kabul edilmiyor. Kaynaştırma Programı olan bir okulun yapımına destek veriyoruz ancak bu okul da 15 yaşı geçtiği için Tolga’yı kabul etmedi. Oysa Avrupa’da çocuğu, doktor ve hemşire eşliğinde bir araçla kapıdan alıyorlar. Ben hasta olsam, çocuğuma kim bakacak. Biz yaşlanınca kızlarım, Tolga’ya bağlı bir hayat yaşayacak. Güvenebileceğimiz hiçbir yer yok. Güvenebileceğimiz merkezler kurulmalı.”

ABD’li uzmanın itirafı: Gen tedavisi hüsranla bitti

  • Heberler
  • Temmuz 4th 2007
  • admin

ABD’li uzmanın itirafı: Gen tedavisi hüsranla bitti

Gen tedavisini ilk uygulayan ABD’li Dr. Desnick, genom projesinin fiyasko ile sonuçlandığını, tedavi uygulanan hastaların lösemiye yakalandığını söyledi.

Tıp dünyasında DNA üzerine yaptığı çalışmalarla “genetiğin şeytanı” olarak adlandırılan Dr. Robert Desnick, İstanbul’daki Amerikan Hastanesi tarafından düzenlenen “Gen Tedavilerinden Kök Hücreye Biyoteknoloji” toplantısında konuştu. Dünyada gen tedavisinin ilk uygulayıcılarından biri olan; çalışmalarını ABD’de Mount Sinai Tıp Fakültesi Genetik ve Genomik Bölüm Şefi olarak devam ettiren Dr. Desnick, DNA’nın deşifresinin beklenilenin aksine hüsran yaşattığını açıkladı. DNA’nın deşifresinden sonra kronik hastalıkların tamamen ortadan kaldırılması için uygulanan gen tedavisinin lösemiye yol açtığını söyleyen Dr. Desnick, “15 yıl önce büyük heyecan yaratan çalışma ne yazık ki fiyasko ile sonuçlandı” dedi. “Genomik Tıpta Geleceğe Yönelik Uygulamalar” başlığı altında konuşmayapan ünlü genetikçi, kök hücre çalışmalarında da henüz embriyo döneminde olduklarını; insanları sevindirici haberler için 10 yıl daha geçmesi gerektiğini söyledi.

‘KÖK HÜCREYE ERKEN’
Genetik danışmanlık çalışmalarının şu an genetik hastalıklarla ilgili yüksek riskli gebelerde uygulandığını söyleyen Dr. Desnick, gelecek yıllarda tedavilerin kişiselleştirileceği müjdesini verdi. Günümüzdeki tedavi seçeneğinin genele göre ayarlandığını belirten Dr. Desnick, “Bu nedenle bazı kişilerde ilaçlar hiç etki göstermiyor ya da bazılarında fazla yan etkilere neden olabiliyor. Oysaki genetik danışmanlık sonrasında kişileri bekleyen riskler belirleneceği gibi, ilaçları kişiye özel form ve dozlarda verilebilecek” diye konuştu.

KKTC’de tüp bebeğe sıkı denetim geliyor

  • Heberler
  • Temmuz 4th 2007
  • admin

KKTC’de tüp bebeğe sıkı denetim geliyor

KKTC Bakanlığı, tüp bebek merkezlerine sıkı denetim getirecek yeni bir çalışma başlattı. Bakanlık, mevzuatta yapılacak değişiklik çalışması tamamlanıncaya dek yeni merkez kurulmasına izin verilmeyeceğini bildirdi.

KKTC Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi Müdürü Dr. Sıdıka Kayımbaşıoğlu tarafından yapılan açıklamada, tüp bebek merkezlerini düzenleyen “Üremeye Yardımcı Tedaviler” tüzüğünde değişiklik yapılmasının gündemde olduğu belirtilerek, yeni düzenlemeyle istismarın önleneceği ve cezai uygulamalarla yasaklar getirileceği belirtildi.

Hangi meyve neye iyi gelir?

  • Heberler
  • Temmuz 4th 2007
  • admin

ahududu
Kanı temizler, vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Terletir ve idrar söktürür. Kabızlığı giderir. Vücuda dinçlik verir.

ayva
İshal ve dizanteriyi keser. Mide ve bağırsakları kuvvetlendirir. İnce bağırsak iltihabını giderir. Kanı temizler. Çarpıntıyı dindirir.

badem
Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Böbrek, mesane ve tenasül yollarındaki iltihapları giderir. Baş ağrısı, karaciğer ve böbrek ağrılarını hafifletir.

acı badem
Aci bademin uçucu yagi, iyi bir koku ve tat giderici (balik yagina ilave edilir) ve hafif bir dezenfektandir. Badem tohumlari, badem surubu hazirlanmasinda kullanilir. Çocuklar için iyi bir müshildir. Kremlerin terkibine girer. Meyve kabugu halk arasinda bogaz agrilarina karsi kullanilmaktadir.

ceviz
Yaprakları ve kabuklarıyla hazırlanan ilaçlar kanı temizler, kansızlığı giderir. İshal ve dizanteriyi keser. Verem ve şeker hastalığında hem besleyici, hem de tedavi edicidir. Saç ve elleri boyamakta da kullanılır. Bitki bilimcilere göre bol miktarda A, B1, B2, C, E ve K vitaminleri ile Chinon Juglon adlı aktif madde içeren cevizin hem içi, hem ağacının kabukları hem de yaprakları pek çok sağlık sorununa iyi geliyor. Her sabah kahvaltıda bir miktar ceviz içi yenmesinin zekayı geliştirdiğini belirten uzmanlar, yeşil ceviz meyvelerinin kabukları kaynatılarak içildiğinde erkeklerde cinsel gücü artırdığını belirtti. Vücudu besleyip güçlendiren cevizin yararlarından bazıları şöyle sıralanıyor: • Nasırlar üzerine konulan ceviz yağı zamanla bunların yok olmasını sağlar. • Taze dalların kabukları ve meyvelerinin kabukları ile karıştırılıp kaynatılarak elde edilen sıvı mideyi kuvvetlendirir. • Ceviz yapraklarından yapılan çay iştah açar, mideyi kuvvetlendirir, boğaz hastalıklarına iyi gelir. • Bir miktar ceviz yaprağı banyo suyuna karıştırılırsa cilt hastalıklarına iyi gelir. • Ceviz yaprakları pişirilerek çıbanların üzerine sarılırsa iyileşmesini sağlar. • Ceviz yağı yüz lekelerinin üzerine sürülüp masaj yapılırsa lekeler yok olur.

çamfıstığı
Bronşit, verem, akciğer hastalıklarının çabuk iyileşmesine yardımcı olur. Ruhi çöküntüyü giderir. Kalp hastalıklarında da faydalıdır.

çilek
Körpe ve bol sulu çilekler sistemi temizliyor. Cilt sorunları olanlar için de iyi bir meyvedir. Böbrek, idrar yolları ve bağırsak sorunları için de birebirdir. Ayrıca diş etlerini güçlendiriyor, dişlerdeki tartarı önlüyor, ağız kokularını ve boğaz ağrılarını gideriyor. Çilekte yüksek oranda C vitamini bulunduğu gibi, yüksek tansiyon ve kolesterolü düşüren maddeler içeriyor. Çilek C vitamini ihtiyacını karşılar. Ayrıca bol miktarda potasyum içerir ve lifli besinler arasında önemli bir yer tutar. Diyabetli hastalar, çileğe şeker ilave etmemek şaartıyla bu meyveyi bol bol yiyebilirler.

dut
Beyaz dut yaprakları idrar söktürür. Vücutta biriken suyu boşaltır. Aç karnına yenen beyaz dut bağırsak solucanlarını söktürür.

dut meyvası
Fructus Mori nigri Meyvalardan hazırlanan şurup, gargara halinde, ağız ve boğaz hastalıklarına (pamukçuk) karşı kullanılır.

elma
Günde bir elma yemek doktoru evinizden uzak tutar. İki elma yerseniz, kalp ve dolaşım sorunlarına karşı korunmuş olursunuz. Kolesterolü yok eder ve kabızlığı önler. Sindirimi kolaylaştırır. Kokusu rahatlatır ve kan basıncını düşürür. Artrit, romatizma ve gut hastalıklarına karşı da yararlıdır.

enginar
Kandaki üre ve kolesterolü düşürür. İdrar söktürür. Kandaki şeker miktarını ayarlar. Damar sertliği ve kalp hastalıklarını önler. Böbrekteki kumların dökülmesine yardımcı olur. Prostat, meme ve rahim ağzı kanserine karşı iyi gelir. Enginarın içinde bulunan Silymarin maddesinin, hücrelerin hasar görmesini engellediğine işaret eden araştırmacılar, ayrıca Silymarin maddesinin, prostat, meme ve rahim ağzı kanserini önleme konusunda da etkili olduğunu belirtti. Enginarın içinde, fiber, magnezyum, folate ve C vitamini bulunduğu, bu sebzeyi bol miktarda tüketenlerin, bulundukları yaşın daha altında gösterdikler.

fındık
Bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Vücuda kuvvet verir. Nekahat devresinin çabuk geçmesini sağlar.

greyfurt
C vitamini bakımından çok zengindir. Yarım greyfurt günlük C vitamini ihtiyacının yüzde altmışını sağlar. Kolesterol oranını düşüren pektin maddesi bulunur. Kansere karşı koruyucu özellik taşır. İştah açar.

hindistancevizi
İdrar söktürür. Böbreklerdeki kum ve taşların düşürülmesine yardımcı olur. Mide ağrılarını giderir.

hurma
Kalbimizin yeni dostu bulundu: Hurma Bugüne dek kalp ve damar hastalıklarından korunmada elmanın sihirli gücü biliniyordu. İsrailli bilimadamları kalbin gerçek dostunun hurma olduğunu kanıtladı. İsrailli bilim adamları, hurmanın, kalp ve damar hastalıklarından korunmak için önerilen elmadan daha etkili olduğunu açıkladılar. İsrail’de yapılan bir araştırmada, elma ve hurmanın yararları karşılaştırıldı. Hurmanın lif, mineral ve fenol açısından zengin olduğunu söyleyen bilim adamları, elmada daha fazla bakır ve çinko bulunduğunu, buna karşılık hurmada sodyum, potasyum, magnezyum, kalsiyum ve demir miktarlarının elmadan iki kat fazla olduğunu belirttiler. Bilim adamları, düzenli yenilmesi halinde kalp ve damar hastalıkları riskini azaltan bu meyvelerin içindeki yararlı maddelerin daha çok kabuklarında bulunduğunu kaydettiler.

karpuz
Vücuttaki toksinleri temizler ve böbrekteki kumları eriterek sıhhat ve zindelik kazandırır. Ayrıca kemik gelişimine de yardımcı olur.

kavun
Kavun meyve olarak çok yenildiği gibi tohumları (çekirdekleri) de tıbbî olarak kullanılmaktadır. Olgun kavunların çekirdekleri kurutulur. Çekirdekler halk tabâbetinde öksürüğe karşı (çekirdekleri suda, suyu yarıya ininceye kadar kaynatılıp içilmesiyle) kullanılır. Ayrıca kavun, sinirleri yatıştırır, böbreklerdeki kanı temizler, taşların düşürülmesine yardımcı olur. Barsaklarda ülser ya da iltihab olanlarla, şeker hastaları ve yüksek tansiyonu olanlar yememelidir.

kayısı
Çekirdeklerinden yağ elde edilir. Etli meyvesi şeker, organik asitler ve C vitamini ihtivâ etmesi bakımından önemlidir. Çekirdek içinden elde edilen yağ badem yağı yerine, yaprakları derelerde balıkları sersemleterek tutmak için kullanılır.

kestane
Kabuklarının suda kaynatılması ile elde edilen çay, ateş düşürür ve sinirleri yatıştırır. Meyvesi kasları kuvvetlendirir. Kan dolaşımını düzenler. Varis ve basur memelerinin meydana gelmesini önler. Karaciğer yorgunluğu ve şişliğini geçirir. Kansızlığı giderir. Damar sertliği ve yüksek tansiyondan şikayet edenlerle, şeker hastaları yememelidir.

kızılcık
Kızılcık meyvelerinden ezme, marmelat, meyve suyu yapılır. Kabız edici özelliği vardır. Gıdâ olarak istifâde edildiği gibi kabukları ateş düşürücü olarak kullanılır.

kiraz
Aspirin yerine kiraz Kiraz yemek ağrıların dindirilmesinde aspirinden çok daha etkili oluyor. Michigan eyaletinde yaşayanlar, bu yörede çok yetiştiğinden, bol bol kiraz yiyorlar. Kimileri bu meyvenin gut ve mafsal iltihabından kaynaklanan ağrılara birebir olduğunu ileri sürüyor. Michigan Eyalet Üniversitesi’nden Muraleedharan Nair kirazda bulunan ve ”antosiyanin” olarak bilinen kırmızı renkteki kimyasalların bu etkiyi yaratabileceğine dikkat çekiyor. Nair ve ekibi genelde uygulanana deneylerden yararlanarak söz konusu belişimlerin aspirin ve ibuprofen gibi ağrı kesicilerde bulunan enzimleri içerip içermediğini araştırdı. Ardından kimyasalların serbest radikallerin zararlı etkilerini yok edici özelliklerini inceleyerek bunları vitaminlerle karşılaştırdı. Sonuçta, 20 kirazda 12-25 miligram arasında antosiyanin bulunduğu ve bu maddenin ağrı kesici etkisinin aspirinden on kat daha fazla olduğu görüldü. Kirazda bulunan antosiyanin maddesinin E ve Ca vitaminlerine benzer antioksidan etkiler yarattığına da tanık olundu. Nair’e göre, günde 20 kiraz yemek bir aspirin almakla özdeş etki yaratıyor. Nair kirazdaki antosiyaninin tablete dönüştürülmesine çalışıyor.

kivi
Bir kivide, bir portakalda olan C vitamininin iki katı vardır. Potasyum bakımından da zengindirler. Sindirimi kolaylaştırır ve kabızlığı önler.

muz
Folik asit, potasyum ve B6 vitamini bakımından son derece zengin bir meyvedir. Potasyum krampları önler.

nar
Vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Burun poliplerine faydalıdır. Şerit düşürür. Kalbi kuvvetlendirir. Mide, bağırsak hastalığı olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalıdır.

portakal
Antioksidantlar ile dolu bir meyve. Kanseri önleyici olarak bilinen bütün maddeleri içeriyor. Ayrıca bol miktarda C vitamini içeriyor. Kilo almaya engel olur. Kandaki kolestorolü düşürür.Vucüdun C vitamini, potasyum, protein, B ve E vitaminleri ile kalp hastalıkları ve antikanserojen maddeler ile kanser riskini azaltıyor, kolestorolü düşürüyor

şeftali
Çiçekleri kabızlığı giderir ve barsak solucanlarını düşürür. Meyvesi hazmı kolaylaştırır.İdrar yollarını temizler. Bol miktarda idrar söktürür. Basur memelerinden doğan şikayetleri giderir. Safra kesesi ve böbrekler için faydalıdır.

vişne
İshali keser. Ateşi düşürür. İdrar söktürür. Vücuda rahatlık verir.

yeralması
Şeker hastaları için faydalıdır. Besleyicidir. Vücudun direncini arttırır. Kabızlığı giderir.

Geleceğin sağlık modeli kişiye özel ilaçlar olacak

  • Heberler
  • Temmuz 4th 2007
  • admin

Geleceğin sağlık modeli kişiye özel ilaçlar olacak

Dünyaca ünlü bilim adamları açıkladı: Genetik alandaki gelişmelere paralel olarak, gelecekte kişinin genlerinde var olan hastalıklar erken teşhis edilerek, sadece o kişinin vücuduna uygun ilaçlar üretilebilecek.

Gen tedavileri ve kök hücre çalışmaları, kişiye özel tedaviye ışık yakıyor Vehbi Koç Vakfı Amerikan Hastanesi Genetik ve Genomik Bilimler Merkezi tarafından düzenlenen ‘Gen tedavilerinde kök hücreye biyoteknoloji’ konferansına ‘genetik alanında dünyanın en ünlü bilim adamları katıldı. Konferans öncesi, dünyada gen tedavisinin ilk uygulayıcılarından Dr. Robert J. Desnick, kişiye özel kök hücre uygulamaları ile ün kazanan Dr. Michael Klentze, kök hücre çalışmalarında dünyadaki önce gruplar içinde bulunan Dr. Anver Kuliev, Amerikan Hastanesi Genetik ve Genovik Bilimler Merkezi Şefi Dr. Nesrin Erçelen ve hayati önem taşıyan genetik onkoloji dalında uzman Dr. Berrin Öztürk, genetik bilimindeki gelişmelerin faydaları, kök hücre çalışmaları ve ilaçlar üzerine çarpıcı açıklamalar yaptılar:

KİŞİYE ÖZEL DİYET ŞART

ESSEAM -Avrupa Antiaging Tıp Derneği Genel Sekreteri Dr. Michael Klentze, beslenme biçimi ve hayat tarzının hastalıklara yatkınlığı artıran genler üzerinde etkili olduğunu belirterek, şöyle konuştu: “Bütün diyetler herkes üzerinde etkili olmayabilir. Çünkü, herkesin gen yapısı farklı. Biri için uygun olan bir diyet, diğerine zarar verebilir. Bunun için gelecekte, kişinin gen haritası çıkarılarak, onu çeşitli hastalıklardan koruyacak özel diyet listeleri verilebilecek. Her zaman her vitamini almak da yarar getirmiyor. Öte yandan, genlerinize göre beslenmeye ne kadar önce başlarsanız, o kadar faydalı olur.” Klinik ortamlarda yapılan kök hücre uygulamalarında büyük başarı elde ettiklerini de belirten Dr. Klentze, ‘kök hücre çalışmaları özellikle kalp krizi vakalarında umut vaat ediyor. Şu an deneysel aşamada olsa da, gelecek 10 yıl içinde önemli bir adım atılacak” dedi. Dr. Klentze, koruyucu tıp ve kök hücre alanındaki gelişmeler sayesinde kişiyi tehdit edecek hastalıklar ve tedavi bulunarak, insan ömrünün 140 yıla kadar çıkabileceğine de dikkat çekti. Dünyada kök hücre konusunda yapılan çalışmaların henüz emekleme aşamasında olduğunu belirten Newyork Üniversitesi Mount Sinai Tıp Okulu Genetik ve Genomik Bilimler Bölüm Başkanı Dr. Robert J. Desnick, şöyle konuştu: “15 yıl önce gen terapisi ortaya çıkınca, bozulmuş genleri iyileştirebileceğimiz düşüncesi ile çok heyecanlanmıştık. Ancak, umut ettiğimiz olmadı. Genetik hastalıkların tedavisinde kullanılan gen terapisinde bazı hastalarda ‘lösemi’ gelişti. Bugün ise kök hücre çalışmalarında daha temkinliyiz. Gelecekte, gen terapileriyle genetik hastalıkların tedavisi yapılabilecek ancak bunun için henüz çok erken.

ŞEKER HASTALIĞINA SEBEP OLAN GEN BULUNDU

Yapılan çalışmalarda şeker hastalığına yatkınlığı artıran 3 gen bulundu ve bu genleri etkileyecek ilaçlar geliştirildi. Bu genlerin özellikle metabolik sendrom üzerinde de etkili olduğu biliniyor. İleride kişide bu genlerin varlığı önceden tespit edilerek kişiye özel tedavilere gidilebilecek. ”

GENE GÖRE İLAÇ DEVRİ

Gen taramaları ve buna yönelik ilaç tedavisindeki gelişmelere de dikkat çeken Dr. Desnick, etkin bir şekilde tedavi edilebilecek hastalıklar veya zeka geriliğine yol açabilecek bozukluklar üzerinde çalıştıklarını belirtti. Dr. Desnick, “Günümüzde çocuk neden ağladığını bize söyleyemiyor. Gelecekte bunu DNA’sı söyleyecek. Diğer yandan herkese verilen ilaçların dozları da bazı çocuklara çok fazla gelebiliyor. Hatta zarar veriyor. Kişiye özgü ilaçlar geliştirildiğinde bütün bu sorunlar da ortadan kalkacak” diye konuştu.

TARAMA İÇİN ÖZEL İZİN GEREKLİ

Gen taramaları ülkemizde ancak özel izinle yapılabildiğini belirten Amerikan Hastanesi Amerikan Hastanesi Genetik ve Genovik Bilimler Merkezi Şefi Dr. Nesrin Erçelen şöyle konuştu: ‘20 yaşına kadar kişinin ailesinden özel izin almanız gerekiyor. Ayrıca tarama öncesi devlet hastaneleri ve üniversitelerin genetik bölümlerinden danışmanlık alınıyor. Kişiye yapılan çalışmaların amacı, nasıl yapılacağı anlatıldıktan sonra yine kendisinin izniyle genetik testler yapılabiliyor. Öte yandan tüp bebek tedavisi öncesinde de aileye bağlı kalıtsal hastalıkların önlenmesi için genetik tanı yöntemi uygulanarak, sağlıklı embriyolar anne rahmine yerleştirilebiliyor.”

Sosyal Güvenlik Reformu 2008′e kaldı

  • Heberler
  • Temmuz 4th 2007
  • admin

Sosyal Güvenlik Reformu 2008′e kaldı

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu, Sosyal Güvenlik Reformuna ilişkin yasanın yürürlük tarihinin 2008 yılı başına erteleneceğini söyledi.

Başesgioğlu,Türk-İş’e bağlı Koop-İş sendikasının Tes-İş toplantı salonunda yapılacak genel kuruluna gelişinde basın mensuplarının Sosyal Güvenlik Reformu’na ilişkin sorularını yanıtladı.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla birlikte Sosyal Güvenlik Reformu
üzerinde bazı değişikliklerin yapılmasının ”kaçınılmaz hale geldiğini” belirten Başesgioğlu, bu nedenle Sosyal Güvenlik Reformu’nun yürürlük tarihini 6 ay ertelemek durumunda kaldıklarını hatırlattı.

Başesgioğlu, yaptıkları değerlendirmeler neticesinde parlamentonun yasama ”takviminin çok sıkışık olması nedeniyle kapsamlı bir değişikliği yasalaştırma imkanının görülmediğini” belirterek, şunları söyledi:

”Dolayısıyla revize sosyal güvenlik yasamızın 2008 yılında yürürlüğe
girmesi daha makul bir alternatif olarak karşımıza çıktı. Bu sebeple yeni
parlamentonun ilk açılışıyla birlikte değiştirilmiş yasa tasarımızı parlamentoya sunmayı hedefliyoruz. Ancak bu zamana kadar reform üzerindeki çalışmalar yapılacak.

Anayasa Mahkememizin iptal gerekçeleri dikkate alınarak mümkün olan en geniş uzlaşmayla bu yeni parametreleri tekrar hayata geçirmek istiyoruz. Biz Bakanlık olarak çalışacağız, bürokratlarımız çalışacak. Bu arada, sosyal taraflarla yasa tasarısının yeni halini tartışacağız. Yeni parlamentonun açılışıyla beraber
değişiklik yapılan tasarıyı parlamentoya sunacağız. Bu takvim, haliyle bir
ertelemeyi beraberinde getiriyor. 2008 yılı başına bu yürürlük tarihi
ertelenecek.”

Başesgioğlu, bu görüşlerini Sosyal Güvenlik Yüksek Danışma Kurulu’na getirip kurul üyeleriyle paylaşacaklarını ifade ederek, bu konudaki mutabakatın sağlanmasıyla 1 maddelik erteleme yasasıyla Sosyal Güvenlik Reformu’nun yürürlük tarihini 2008 yılı başına erteleyeceklerini kaydetti.

ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Sosyal Güvenlik Reformu kapsamında, sosyal güvenlik kuruluşlarının tek çatı altında birleştirilmesi ve sağlık sigortasına ilişkin düzenlemeler getiren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun bazı maddelerinin yürürlüğü Anayasa Mahkemesi’nce durdurulmuştu.

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in yanı sıra CHP’nin de başvurusu inceleyen Anayasa Mahkemesi heyeti, 15 Aralık 2006′da açıklanan kararı, yasanın ”kamu çalışanlarına ilişkin bölümlerinin ayrı bir düzenlemede ele alınması” gerekçesine dayandırılmıştı.

Bu gelişme üzerine 1 Ocak 2007′den itibaren uygulanması öngörülen yasanın yürürlük tarihi 1 Temmuz 2007 tarihine ertelenmişti.