Standart Estetikte silikonun devri kapanıyor

  • Faydalı Bilgiler
  • Aralık 12th 2007
  • admin

Standart Estetikte silikonun devri kapanıyor


Estetikte silikonun devri kapanıyor Silikonun sadece meme ameliyatlarında kullanılması gerektiğine işaret eden Erol, 7-8 senedir dünyada kullanılan silikonun bazı doktorlarca tercih edilmediğini kaydedildi.

Plastik Cerrah Prof. Dr. Onur Erol, özellikle sanatçı ve mankenlerin tercih ettiği yüz ve dudak bölgesine yaptırılan silikonların zamanla yaratacağı zararlara dikkati çekerek, meme dışında estetik amaçlı silikon kullanımı yerine hastanın kendi dokularının tercih edilmesi gerektiğini bildirdi.

Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Onur Erol, meme dışındaki estetik ameliyatlarda silikon kullanımının doğru olmadığını söyledi.

Silikonun sadece meme ameliyatlarında kullanılması gerektiğine işaret eden Erol, 7-8 senedir dünyada kullanılan silikonun bazı doktorlarca tercih edilmediğini kaydetti.

Erol, ”Ben de plastik cerrah olarak bu yaklaşımı uygun bulmam ve yapmam” diye konuştu.

”YÜZE, DUDAĞA SİLİKON ABD’DE YASAK”
Silikonun yüze ve dudağa enjekte edilmesinin zararlarını da anlatan Erol, ”Sonra hastalar ağlayarak ‘yüzümdeki, dudağımdaki silikonu çıkarın’ diye bize geliyor. Ama silikon bütün dokuların içine yayıldığı için bu mümkün olmuyor, kısmen çıkarabiliyoruz. Silikon bir kere konulduktan sonra çıkarmak da zor oluyor” dedi.

Silikon enjeksiyonunun alerjik reaksiyonlara neden olacağını, hastaların sürekli kortizon yaptırmak zorunda kalacaklarını söyleyen Erol, yüz ve dudakta şişme, enfeksiyon, dokularda harabiyet, his kaybı yaşanabileceğini anlattı.

Meme silikonunda bu tür reaksiyonlara rastlanmadığını vurgulayan Erol, ”Meme silikonu bir kabı olan ve içindeki silikon da daha değişik olduğu için zararsız oluyor” diye konuştu.

Onur Erol, yüze ve dudağa silikon enjekte edilmesi uygulamasının ABD’de yasak olduğunu da bildirdi.

”BACAKTA DA UYGULANMAMALI”
Bazı insanların bacaklarındaki eğriliği gidermek için bıçak altına yattıklarını anlatan Erol, bazı doktorların bacak eğriliğini, bacağa koydukları silikon ile gidermeye çalıştıklarını belirtti.

Onur Erol, bacağa konulan silikonun kasları harap ettiğini, şekil bozukluklarına sebep olduğunu, konulduğu yerde iz kaldığını söyledi.

Bacaktaki dokuların silikonu çevrelemesiyle ”kapsül” denilen olayın oluştuğunu ve bunun bacağı sıkıştırdığını dile getiren Erol, bu sıkıştırmayla ”eğri büğrü bacakların” oluşabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Erol, ”Bacakta koskocaman iz oluyor, bunu da hiç bir kadın istemez” dedi.

”SIVI SİLİKON DA ZARARLI”
Bazı doktorların da bacak eğriliğini ‘’sıvı silikon” enjekte ederek düzeltmeye çalıştıklarını anlatan Erol, ”O daha kötü. Orada bir sürü bozukluklar oluyor, sıvı silikona kötü gözle bakarız, zararlı bir şeydir” diye konuştu.

Erol, bacak eğriliklerinin de silikon yerine hastanın kendi dokusu kullanılarak giderilmesinin daha doğru olduğunu vurguladı.

Kendisinin de uzun yıllardır bacak eğriliklerinde hastanın kendi dokularını kullanarak bölgeyi düzelttiğini söyleyen Erol, bazen de hastayı, karın germe veya meme küçültme sırasında alınan parçalarıyla ”doku kokteyli” enjekte ederek ameliyat ettiğini anlattı. Prof. Dr. Erol, ”Böylece bacakta hiç iz olmuyor. Diğer komplikasyonlar da gelişmiyor” dedi.

Standart Öğle uykusu ömre ömür katıyor

  • Faydalı Bilgiler
  • Aralık 12th 2007
  • admin

Standart Öğle uykusu ömre ömür katıyor


Öğle uykusu ömre ömür katıyor Pek çok Akdeniz ve Güney Amerika ülkesinde uygulanan “Siesta” yani öğle uykusu uygulaması Türkiye’de de olmalı mı? Öğle uykusunun çocuklara ve yetişkinlere sağladığı faydalar neler? Öğle uykusu ömrü uzatır mı?İSTANBUL - Öğle uykusu ile ilgili tüm bu merak edilen soruların yanıtını, Memorial Hastanesi Uyku Laboratuvarı Sorumlusu Doç. Dr. Turan Atay verdi.

Öğle uykusu vücuda ne gibi yararlar sağlar?
Kişinin 24 saat içerisinde uykuya yatkın olduğu dönemlerden biri de öğle uykusu saatleridir. Öğle uykusu, en az gece uykusu kadar insan vücuduna yarar sağlar. Gece yeteri kadar uyumuş, gündüz de öğle uykusu uyuyan bir kişinin vücudu tazelenir, performansı artar, düşünme ve problem çözme yeteneği hız kazanır.

* İnsan vücudu en çok hangi saat dilimlerinde uyku ihtiyacı duyar?
Gün içerisinde iki kez vücut ısısı düşer. Birisi sabaha karşı 03.00 sıralarında, diğeri ise öğleden sonra 14.00- 15.00 saatleri arasında olur. İnsanların öğle yemeğinin ağırlığına bağladığı bu rehavet dönemi, aslında vücudun uykuya en meyilli olduğu saat dilimidir. Bu saat aralıkları uykunun en kaliteli olduğu zamandır. Kaliteli uyku, insan vücuduna uzun süre uyumaktan çok daha fayda sağlar.

* Genetik faktörlerin uyku üzerinde etkisi var mıdır?
Genetik faktörlerin uyku üzerinde büyük etkisi bulunur. Kimi insan 13-14 saat uyusa da uykusunu alamaz, kimi ise 4- 5 saatlik bir uykuyla günü zinde geçirebilir. Aynı şekilde uykuya dalma ve uyanma saatleri de genetik faktörlerden etkilenir. Bazıları geç saatte yatıp geç kalkmayı, bazıları da erken yatıp erken kalkmayı sever.

* En çok kimler öğle uykusuna ihtiyaç duyar?
İmkanı olan herkesin öğle uykusuna yatması önerilir. Ancak özellikle çocukların öğle saatlerinde mutlaka uyumaları gerekir. Çocukluk çağında öğle saatlerinde alınan kaliteli uyku, beyin ve vücut gelişimi için büyük önem taşır. Burnu tıkalı olan çocuklar uykularını tam olarak alamadıkları için, vücutları tam gelişemeyebilir.

Uyusun da büyüsün

* Öğle uykusunun süresi ne kadar olmalı?
Çocuklar yaklaşık 1-2 saat öğle uykusuna ihtiyaç duyar. Erişkinler içinse 15-20 dakika yeter. Ancak bazı insanlar geceleri dahi uyuyamaz. Bu tip insanlara öğle uykusu kesinlikle tavsiye edilmez. Çünkü gündüz saatlerinde kısa bir süre dahi uyusalar, gece uyumaları çok daha zorlaşır.

* Birçok sıcak ülkede uygulanan ‘siesta’nın önemi nedir?
Pek çok Akdeniz ve Güney Amerika ülkesinde saat 14.00- 16.00 arasında ‘siesta’ uygulaması yapılır. Siesta, sıcak ülkeler için çok doğru bir uygulamadır. Öyle ki, öğle saatlerinde kişilerin yaşadığı yorgunluğu engellemek için, kısa süre de olsa uykuya ihtiyaçları olur. Bu uyku, kişilerin uyuşuk bir şekilde çalışacaklarına, uykularını almış dinç bir şekilde çalışmalarına ve çok daha verimli olmalarına neden olur.

Standart El uyuşmalarını önemseyin!

  • Faydalı Bilgiler
  • Aralık 12th 2007
  • admin

Standart El uyuşmalarını önemseyin!


El uyuşmalarını önemseyin!

Birçok hastalığın belirtisi olabilir…

El uyuşmaları, birçok hastalığın belirtisi olabilir. Bunların
içinde en sık karşılaşılanı, elin ve el bileğinin ağrılı hastalığı olan,
‘karpal tünel sendromu’dur.

Memorial Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Abdulah Özkardeş,
karpal tünel sendromu hakkında bilgi verdi.

- Karpal tünel sendromu nedir?

Karpal tünel sendromu, elin ve el bileğinin ağrılı bir hastalığıdır.
Karpal tünel, el bileğindeki kemik ve diğer dokuların oluşturduğu dar bir
kanaldır. Bu tünelin içinden median sinir geçer. Bu sinir başparmak,
işaret parmağı, orta parmak ve yüzük parmağının duyusunu alır ve
başparmaktaki kaslara kumanda eder. Bu tünelin içerisindeki bağlar ve tendonlar
şişin gerildiği zaman, median sinire baskı yaparlar. Bu baskı giderek
karpal tünel sendromunu oluşturur.

- Karpal tünel sendromuna yol açan nedenler?

Aynı tür el hareketlerini sürekli olarak yapmak bu hastalığa yol
açabilir. En çok el bileğini büküp sıkma tarzında iş yapanlarda
görülmektedir. Bilgisayar kullananlar, marangozlar, et ve tavuk paketleyicileri,
müzisyenler ve teknisyenler risk altındadır. Bahçe işleri, golf oynama,
iğne ve oya işleri gibi hobiler de hastalığa yol açabilir. Karpal tünel
sendromu, şeker hastalığı, romatizma, guatr gibi hastalıkların seyri
sırasında da ortaya çıkabilir. Hastalık, gebeliğin son birkaç ayında
yaygın olarak görülmektedir.

- Karpal tünel sendromu nasıl teşhis edilir?

Doktor hastanın yakınmalarını sorar. Hastayı muayene eder, ellerini
nasıl kullandığını öğrenir ve bazı testler uygular. Bunlar;

1-Bileğin iç yüzüne vurulur ve elektrik şoku gibi bir duyum veya ağrı
hissedilebilir. 2.Yakınmaların orta çıkarmak için, el bileği 1 dakika
aşağı doğru bükülür.
3. Kol ve elde bulunan sinir ve kaslarda karpal tünel sendromunun tipik
etkilerini araştırmak için EMG yapılır.

- Karpal tünel sendromunun belirtileri nelerdir?

• El ve parmaklarda uyuşukluk ve karıncalanma (özellikle başparmak,
yüzük parmağı ve işaret parmağında)
• Bilek, avuç içi ve kolda ağrı
• Uyuşukluk ve ağrının geceleri daha çok olması
• Ellerin kullanılması ile ağrının artması
• Cisimleri kavramada zaaf olması
• Başparmakta güçsüzlük olması

- Karpal tünel sendromu ciddi bir rahatsızlık mıdır?

Karpal tünel sendromu genellikle ciddi bir rahatsızlık değildir. Tedavi
ile genellikle iyileşir.

- Karpal tünel sendromu nasıl tedavi edilir?

Eğer karpal tünel sendromunun nedeni başka bir hastalık ise, ilk önce o
hastalık tedavi edilmeye çalışılır. Hastanın el bileğini dinlendirip
dinlendirmediği veya el kullanım şeklinin değiştirilip değiştirilmediği
anlamaya çalışılır. Ayrıca bileklik kullanıp kullanmadığı sorulur.
Bileklik, bileği hareketlerden korur ve özellikle gece olan ağrıları
azaltır. Bileğe buz koymak, masaj ve germe egsersizleri yapmak da faydalı
olabilir.

- Yakınmaları azaltmak için hastalara ne önerilir?

• Uzanıldığında kolları yastıklarla desteklemek
• Elleri çok fazla kullanmaktan kaçınmak
• Farklı aletlerle el kullanım şeklini değiştirmek
• Hasta olmayan diğer eli daha çok kullanmak
• El bileğini aşağı doğru uzun periyodlarla bükmemek

- Tedavide hangi tür ilaçlar kullanılır?

Ağrıyı azaltmaya yardım etmek için çeşitli ilaçlar kullanılabilir.
Tünel içerisine kortizon gibi bir ilaç verilebilir. Bu şişme ve
enflamasyonu durdurmaya ve ağrıyı azaltmaya yardım edebilir. Fakat elde edilen
iyilik uzun sürmeyebilir.

- Tedavilerden bir sonuç alınamazsa ne yapılmalıdır?

Bazı hastalarda yakınmaları tamamen geçirmek için cerrahi tedavi
gerekebilir. Ameliyat median siniri baskılayan yapıların kesilmesini içerir.
Ameliyattan sonra parmak bilek egsersizleri yapmak önemlidir.

- Karpal tünel sendromu nasıl önlenebilir?

Karpal tünel sendromu önlenebilir bir hastalıktır. Ancak bunun için
bazı ipuçlarını dikkate almak gereklidir.

• Kilolu iseniz kilo vermek
• Neden olabilecek başka bir hastalık varsa tedavi olmak
• Eğer ellerle aynı görevler sürekli yapılıyorsa, uzun süreli el
bileğinin bükülmesi ve gerilmesinden kaçınmak
• Kollarla vücuda çok yakın veya çok uzak olarak çalışmamak
• Uzun periyodlarla el bileğini sert yüzeylerde dinlendirmemek
• Çalışma sırasında elleri sallamak
• Kullanılan aletlerin eller için çok büyük olmamasına dikkat etmek
• Tekrarlayıcı el hareketlerinden sonra elleri düzenli olarak istirahat
ettirmek
• Bütün gün aynı pozisyonda kalmamak
• Eğer klavye çok kullanılıyorsa, sandalye yüksekliğini el bileği
bükülmeyecek şekilde ayarlamak.

Standart Aspirinin Yerini Viagra Alabilir/30 temmuz 2006

  • Faydalı Bilgiler
  • Aralık 12th 2007
  • admin

Standart Aspirinin Yerini Viagra Alabilir/30 temmuz 2006 Aspirinin Yerini Viagra Alabilir/30 temmuz 2006 Viagra’nın kalp krizine karşı önlem olarak kullanılan aspirinin yerini alacağı ifade edildi. John Hopkins Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, cinsel yetersizliğin tedavisinde kullanılan Viagra, yapılan ağır egzersiz sırasında meydana gelebilen enfarktüslere karşı da önleyici olarak alınabilecek. Konuyla ilgili bilgi veren kardiyolog Prof. David Kass, ‘Viagra, aşırı çalışan kalpte etkin bir şekilde fren görevi görüyor. Böylece söz konusu kişinin kalp krizi geçirme riski azalıyor. Her gün bir Aspirin yerine, bir Viagra alınması gerçeğinden uzak değiliz. Tıbbi deneyler, gelecek yıl başlayacak’ dedi.

Standart Aspirinin Yerini Viagra Alabilir/30 temmuz 2006

  • Faydalı Bilgiler
  • Aralık 12th 2007
  • admin

Standart Aspirinin Yerini Viagra Alabilir/30 temmuz 2006


Aspirinin Yerini Viagra Alabilir/30 temmuz 2006 Viagra’nın kalp krizine karşı önlem olarak kullanılan aspirinin yerini alacağı ifade edildi.

John Hopkins Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre, cinsel yetersizliğin tedavisinde kullanılan Viagra, yapılan ağır egzersiz sırasında meydana gelebilen enfarktüslere karşı da önleyici olarak alınabilecek.

Konuyla ilgili bilgi veren kardiyolog Prof. David Kass, ‘Viagra, aşırı çalışan kalpte etkin bir şekilde fren görevi görüyor. Böylece söz konusu kişinin kalp krizi geçirme riski azalıyor. Her gün bir Aspirin yerine, bir Viagra alınması gerçeğinden uzak değiliz. Tıbbi deneyler, gelecek yıl başlayacak’ dedi.

Standart BelleĞİ GÜÇlendİren Besİnler

  • Faydalı Bilgiler
  • Aralık 12th 2007
  • admin

Standart BelleĞİ GÜÇlendİren Besİnler


BelleĞİ GÜÇlendİren Besİnler Uzmanlar, bazı yiyeceklerin algılama yeteneğimizi artırdığını, hızlı düşünmemizi sağladığını söylüyor. İşte hafızayı güçlendiren besinler:
Havuç: Hatırlama yeteneğimizi artırır, çünkü havuç beyin metabolizmasını canlandırır. Bir şey ezberlerken bir tabak sıvı yağlı havuç salatası yiyin.

Ananas: Tiyatro sanatçılarının ve müzisyenlerin ihtiyacı olan bir meyvedir. Örneğin uzun bir metin ezberleyebilmek için fazla miktarda C vitaminine ihtiyaç vardır. Mangan da içerir.

Avokado: Kısa süreli bellek içindir (Örneğin alışveriş listesini yaparken).

Isırgan otu: Hafızayı güçlendirir. Örneğin, sınavlara hazırlanan çocukların çayına eklenmesi veya doğrudan ısırgan çayı içirilmesi yerinde olur.

Kabak: Hafıza için eşsiz bir besindir. Yemeklerle sık sık tüketilmesi hafıza açısından son derece faydalıdır.

Standart SevİŞme Sanati

  • Faydalı Bilgiler
  • Aralık 12th 2007
  • admin

Standart SevİŞme Sanati


SevİŞme Sanati Sevişme aşkın ve sevginin bir anlatım yoludur. Aşk ise insan doğasının öyle derin ve coşkulu bir yönüdür ki hiçbirimiz bunun ölçülü, planlanmış ve duygudan yoksun teknikler gerektirdiğini düşünmekten hoşlanmayız. Neyi ve nasıl yapacağımızı zamanı gelince yaparız diye düşünürüz. Ama cinsel ilişki ve sevişme farklı şeylerdir. Cinsel ilişki yalnızca cinsel organların etkinliği değildir. Sevişmedeyse tüm bedenimiz, zihnimiz ve duygularımız işin içine girer. İlişkiden önce yapılan her şeye sevişme denir; ancak bu, ilişkiden sonra da sürdüğüne göre olayın tümüne sevişme demek daha yerinde olur.

Yalnızca cinsel ilişkiyle yetinebilseydik, uyumlu ilişkiler kurmak, kendimizi ve başkalarını anlamak için çaba harcamazdık. Cinsel ilişki yeterli değildir. Dokunmak, öpmek, sarılmak, partnerimizi memnun etmek, onunla oynamak isteriz. İtici olmayan ve acı vermeyen her şey geçerlidir. (Sado-mazoşist uygulamalar da aşırıya kaçmamak ve her iki tarafın uygun görmesi koşuluyla son derece keyif verici olabilir.) Sevişme olayı, sevişme fikriyle başlar. Bu güzel, dostça bir düşüncedir. Her iki taraf bu havayı sezdiğinde birbirlerine heyecanla tepki gösterirler, bu heyecan insanları güzelleştirir. Sevişmenin önemli bir öğesi kışkırtmaktır. Sevişmeyi düşünen eşler birbirlerini farkında olmadan kışkırtırlar. Göz göze gelinen, el ele tutuşulan bu anlar sevişmenin romantik başlangıcıdır; düş gücü cinsel isteği kamçılar.

Sözcükler de sevişmenin bir parçasıdır ve sözcükleri kullanarak erkek arkadaşımızın da isteklerine saygı göstermeyi, yani sevginin en önemli kurallarından birini öğreniriz. Normal zamanda kullanmadıkları sözcükleri duyduğunda ya da söylediğinde cinsel heyecan duyan pek çok insan vardır. Bunlar kötü diye nitelediğimiz sözcükler olabileceği gibi yumuşak, okşayıcı sözler de olabilir. Eğer bunlar kolay akla gelen, başkalarının yanında söylenmeyen ve partnerimizin duymak istediği sözlerse düşündüğümüzü söylemememiz için bir neden yoktur. Ancak bizi mutsuz ya da tedirgin edecek şeyleri yapmamalıyız. Yine de sevişme konusunda ister sözle ister hareketle olsun bugün düşünmek bile istemediğimiz bazı şeyleri, yarın yapmak için can atabiliriz. Göz zevkinin de sevişmede payı vardır, ama aceleye getirilmemelidir. Sevgilinin görevi çabucak bir aşk dersi vermek değil, iki ayrı insanın bu buluşması sürecinde bazı şeyleri çıkarmak, öğrenmek ve göstermektir. İki erkeğin uzun yıllar beraber olmalarına rağmen birbirlerinin bedenlerini yeniden keşfetmek ve görmekten zevk alması son derece olağandır. Alınan bu zevk karşılıklıysa sevişmenin bir parçası sayılır.

Cinsel ilişki hemen her yerde gerçekleşebilir ama sevişmek için rahat ve sıcak bir ortam gereklidir. Önümüze bir yemek konduğunu ama bunu masanın altında yemek zorunda olduğumuzu düşünelim, o zaman duygusal zevk alınan bir olayda ortamın ne derece önem kazandığını daha iyi anlarız. (Tabii araba, asansör, ya da açık alan gibi fantezilerin uygulanması her zaman mümkündür.) Nasıl ki pikniklerde yemek saatlerine uymanın ayrı bir zevki olursa sevişilen ortamın değiştirilmesi de sevişmeye renk katacaktır.

Ellerimiz en hareketli ve becerikli organlarımızdır ama dokunabilen ağzımız ve tat alabilen dilimiz de vardır. Sevişme sırasında kullanılan ve zevk alan organlarımız karşımızdakine de zevk verirler; okşar, öper, tadına varırlar. Sevişme hızlanıp ilişkiye yaklaştıkça dokunmanın ısrarlı ve yoğun bir hal alması normaldir ve zevk de verir; öpüşme hafif ısırmalara, dokunmalar ve çimdiklemelere ya da tırmalamaya dönüşür. Bu her iki tarafın da hoşuna gidiyor, onları ilişki ve doyuma yöneltiyorsa kötü bir şey değildir. Bazen ilişki olmaksızın, ilişki sırasında doyuma ulaşılabilir.

Bedenimizin belirli bölgeleri dokunmaya karşı aşırı duyarlıdır; dokunulduğunda ürperen ve heyecanlandıran bu bölgelere cinsel heyecan veren (erojen) bölgeler denir. Aslında ilk erojen bölge, sevişme düşüncesinin uyanmaya başladığı zihindir. Erojen bölgeler herkeste değişir. Örneğin, erkeklerin çoğu meme uçlarının ellenmesi ve öpülmesinden zevk alır. Partnerimizde cinsel heyecan veren bölgeleri bulmak sevişme oyununda çok önemli bir hamledir. Sırtın bel kısmı, ense, kulak, kulak memesi, bacakların iç kısmı ve akla gelebilecek öteki bölgeler cinsel heyecan verebilir. Meme ucu gibi dikleşebilir dokulardan oluşan bazı bölgeler sevgilinin değişiyle sertleşirler. Başka bazı bölgelerin cinsel heyecan vermesinin geçmişe dayanan psikolojik nedenleri olabilir. Örneğin bazı erkekleri, saçlarının taranması ya da parmaklarının emilmesi heyecanlandırır.

Sevişme sırasında en çok heyecanlandıran bölge, şüphesiz cinsel organımızdır. Sevişirken penise dokunulması son derece etkili bir harekettir. Erkek bedeninin bu bölgesinde o kadar çok sinir ucu vardır ki buraya dokunulması erkeği doyumda zevk dalgalarının doruğuna çıkarır. Penis başının iki santim aşağısı erkeklerin en duyarlı bölgeleridir. Kadının vajinasına karşılık gelen anüse dokunmak ve öpmek de aynı derecede erkeğe büyük heyecan verir. Çiftler, sevişirken birbirlerine dokunmalarının ne derece sert ya da yumuşak olmasını yeğlediklerini belirtebilirler. Cinsel organın ağızla uyarılması doyumla sonuçlanabilir.

Sevişme sırasında bedenlerimiz yükselen heyecan düzeylerinden geçerek doyuma hazırlanır ve yaklaşır. Soluklar sıklaşır, nabız yükselir ve anlamlı sözcükler söylemek zorlaşır. Sevişmek ilişki sırasında da sürebilir. Seçilen pozisyona göre çiftler birbirlerinin bedenlerini hala okşayıp öpebilirler. Bazı erkekler skrotumlarına (yumurtalık) dokunulmasından zevk alırlar. İki tarafı da memnun eden hiçbir şey yanlış değildir.

Başarılı sevişmenin yalnızca teknikten ibaret olmadığını seksin en son evresi kanıtlar. Bu, ilişkiden sonrasıdır. Artık heyecanlanmak ve heyecanlandırmak için bir neden yoktur, ama yaptıklarının bilincindeyseler sevişerek buluşmuş bu iki beden hemen ayrılıp uykuya dalmaz. Seksin son aşamasında saf ve yumuşak bir sevgi vardır. Israrlı ve sert olmayan yumuşak öpücükler ve belki daha önce konuşulmamış birkaç sözle bu süre değerlendirilir.

Standart AİLE PLANLAMASI NEDİR ?

  • Faydalı Bilgiler
  • Aralık 12th 2007
  • admin

Standart AİLE PLANLAMASI NEDİR ?


AİLE PLANLAMASI NEDİR ?

Aile planlaması,ailelerin istedikleri sayıda,istedikleri zamanda ve sağlıklı aralıklarla,bakabilecekleri kadar çocuk sahibi olmaları demektir. Aile planlaması çocuk sayısını kısıtlamak demek değildir.Aile planlaması çalışmaların temel amacı ailenin sağlığını korumak ve onların mutlu yaşamalarını sağlamaktır. Aile planlaması çalışmaları ile,çiftlere gabe kalmak ve doğum yapmak için en uygun koşulların neler olduğu öğretilir. Gebelikler arasında belli bir süre bırakılarak anne ve çocuk sağlığının korunması sağlanır,istediği halde çocuk sahibi olamayan kısır çiftlere yardım edilir,yol gösterilir.

ÜREME SAĞLIĞI NEDİR ?

Üreme sağlığı,çoğalmamızı sağlayan organların ve faaliyetlerin sadece hasta ve zayıf olmaması değil,fiziksel,ruhsal ve sosyal olarak iyi bir halde olması demektir. Yani üreme sağlığı,kişinin doyurucu ve güvenli bir cinsel yaşamı olması demektir.

-Her insan üreme yeteneğine haiz olmalıdır

-İnsanlar bu yeteneği kullanıp kullanmamakta serbesttir.

HANGİ KADINLAR İÇİN GEBE KALMAK TEHLİKELİDİR ?

-18 yaşından küçük,

-35 yaşından büyü

-Son gebeliğin üzerşnden 2 yıl geçmemiş kadınlar,

-4 den fazla çocuk doğurmuş olanlar,

-Yüksek tansiyonu olan kadınlar için gebe kalmak tehlikelidir.

Bu durumda olan kadınlar gebe kalırsa,

-Annede gebelik zehirlenmesi,

-Doğumda kanama,

-Doğum zorluğu,

-Kadın hastalıkları ve sakatlıklar hatta ölüm olabilir.

Bu annelerin bebeği erken doğabilir,gününde doğduğu halde cılız ve eksik kilolu olabilir,sakat doğabilir,ölebilir.

-Bu nedenle,her insan kendi seçimi olan güvenli,etkili ve fiyatını ödeyebileceği ve kabul edebileceği bir gebelikten koruyucu yönteme ulaşabilmelidir.

-Yine doğurganlığı düzenleyici yöntemler diye adlandırabileceğimiz bu yöntemlerle ilgili her türlü bilgiyi de kolaylıkla bulabilmelidir.

-Kadınlar gebelik süresini ve doğumu güvenli olarak geçirmelerini ve sağlıklı bir bebek sahibi olmalarını sağlayacak gerekli sağlık hizmetlerinden yararlanabilmelidir.

Bu hakların kullanılması için üzerimize düşenleri yapmalıyız. Kadınsanız,özellikle ,sağlığınızı korumak ve üreme faaliyetleri sırasında göreceğiniz zararı en aza indirmek için doğurganlığınızı kontrol etmelisiniz. Düzenli aralıklarla yaptıracağınız kontroller (Çek-up) ile daha belirti vermeyen ve günlük yaşamınızda sizi rahatsız etmeyen birçok hastalık erken dönemde teşhis edilerek tedavisi kolayca yapılabilir.Belli aralıklarla yaptıracağınız basit bir muayeneyle, rahim ağzı kanserinin çok erkenden tanınması ve tedavi edilmesi mümkün olabilir.Yine,kendi kendinize meme muayenesi yapmayı öğrenmeniz ve bu işlemi zaman zaman yapmanız,rastladığınız şüpheli bir durumda hekime erken başvurmanızı sağlayacaktır.

Doğurganlığın kontrol edilmesinin yararlarını ve bunu gerçekleştirmenin yöntemlerini aile planlaması başlığı altında topladık.İnsanlara kullanacağı yöntemleri daha iyi tanıtmak ve isteyenlere yöntem seçiminde yardımcı olmak için yapılan çalışmalara aile planlaması danışmanlığı diyoruz. Bircok sağlık kuruluşu aile planlaması danışmanlığı hizmeti sunmaktadır,size en uygun yöntemi bulmak ve bu yöntemi doğru kullanmak için danışmaktan çekinmeyin.

Standart Çocuklarda şişmanlığın 4 nedeni ve 5 çözüm yolu

  • Faydalı Bilgiler
  • Aralık 12th 2007
  • admin

Standart Çocuklarda şişmanlığın 4 nedeni ve 5 çözüm yolu


Çocuklarda şişmanlığın 4 nedeni ve 5 çözüm yolu Şişmanlık, toplumda giderek yaygınlaşan bir hastalık. Bu yetişkinlikde olduğu gibi gençler arasında da artıyor. Uzmanlar, çocuklarda obezitenin nedenlerini ve çözüm yollarını ortaya koydu.

Çocuklarda Obezite

Çocuk (6-11 yaş) ve ergenlerdeki (12-17 yaş) obezite genellikle yetişkinlikte de devam eden, ciddi sağlık ve sosyal problemler doğuran bir konudur. Önleme programlarının uygulanması, ergen ve çocuk bireylerin konunun önemini iyi bir şekilde anlayabilmesi obezitenin toplum içindeki yaygınlığının azalması için çok önemli.

Pek çok aile haklı olarak çocuklarının kilosu ve bu kilonun etkileri nedeniyle endişeleniyor.

ÇOCUKLUK ÇAĞI OBEZİTESİNİN NEDENLERİ

Çocukluk ve ergenlik dönemi obezitesine pek çok faktör katkıda bulunmaktadır. Bunların bir kısmı değiştirilebilir, bir kısmı ise değiştirilemezler.

Değiştirilebilir nedenler şunlardır:

• Fiziksel aktivite: Düzenli aktivite yoksunluğu, hareketsiz yaşam tarzı, çok fazla televizyon seyretme, bilgisayar kullanımı vb.

• Sosyo-ekonomik koşullar: Düşük aile geliri ve çalışmayan ebeveynler.

• Yeme alışkanlıkları: Yüksek kalori içeren yiyeceklerin aşırı tüketimi, aç olmadığı halde yemek, televizyon karşısında veya ders çalışırken atıştırmak.

• Çevresel faktörler; yüksek kalorili yiyeceklere yönelmeyi artıran reklamlar vb.

Değiştirilemez nedenler şunlardır:

• Genetik: Fazla kilolu ve obez ailelerin çocukları obezite için yüksek risk grubundadır.

TANI

• Yaşına ve cinsine göre 95. persentilin üzerinde olan çocuk ve ergenlerin bir çocuk doktoru tarafından obezite ve bağlantılı hastalıklar açısından değerlendirilmeleri çok önemlidir.

Sağlık Riskleri

Kalp Hastalıkları Risk Faktörleri: Obez çocuklarda yapılan çalışmalar normalin üstünde tansiyon ve kalp hastalıklarına rastlandığını göstermektedir.

Tip 2 Diyabet Risk Faktörleri: Obez çocuk ve ergenlerde tip ‘2 şeker hastalığında artış gözlenmektedir

Ortopedik Risk Faktörleri: Fazla kilolar kemik ve eklemlerde baskı yaratarak çocukların anormal gelişim özellikleri göstermelerine neden olabilir.

Cilt Bozuklukları Risk Faktörleri: Cilt kızarıklıkları, kasıklarda ve koltuk altlarında renk değişimi

Psikolojik Risk Faktörleri: Düşük benlik saygısı, olumsuz benlik imajı, depresyon, içe kapanma ve sosyal ortamlardan uzaklaşma.

4. Hareketsiz yaşam belirtileri: Fazla TV seyretme, düşük fiziksel aktivite.

5. Yaşıtlarına göre daha uzun boy.

6. Sigara kullanımı: Araştırmalar, erken yaşta sigaraya başlama nedeni olarak kilo kontrolü isteğini göstermektedir.

TEDAVİ

Çocuk ve ergenlerde obezite tedavisinin en önemli parçalarından bir tanesi, anne babaların ve sağlık uzmanlarının duyarlı ve pozitif bir yaklaşım benimsemeleridir. Küçük ve başarılabilir hedefler seçilmelidir ki, normal gelişim sürecini etkilemeden ve cesaret kırmadan tedavi sürdürülebilsin. Obezite tedavisine ihtiyaç olduğu anlaşıldıktan sonra sağlık çalışanları bir veya daha fazla seçenek sunmaktadırlar.

Bunlar:

1. Beslenme Tedavisi:
Çocukların ihtiyaçları konusunda uzmanlaşmış bir diyetisyen danışmanlığı obezite tedavisinin değerli bir parçasıdır. Tedavi sürecinde sağlıklı bir gelişim için beslenme uzmanları uygun besinler önerecektir.

2. Fiziksel Aktivite:
Yapılan araştırmalar çocuklara günde en az 60 dakika orta dereceli fiziksel aktivite önermektedir. Spor kulüplerine üye olmak, yüzme,bisiklete binmek ,çeşitli oyunlar oynamak çok önemlidir.

3. Davranış Tedavisi:
Davranış tedavisi, sağlıklı bir kiloya sahip olabilmek için gereken beslenme ve fiziksel alışkanlıkların yerleştirilmesini sağlar. Çocuk ve ergenlerle çalışan davranış tedavileri, genellikle aileleri de içermektedir. Çocuklar için kullanılan bazı davranışsal terapi yöntemleri şunlardır:

• Kilo kaybını engelleyen nedenlerin belirlenmesi ve değerlendirilmesi. Beslenme ve egzersiz için günlük tutulması , bu sayede yeme alışkanlıkları ve fiziksel aktivite üzerinde kendini izleme davranışının oluşturulması.

• Yüksek risk durumlarının belirlenmesi örrneğin: evde yüksek kalori içeren yiyeceklerin bulunması, öğünlerde televizyon seyredilmesi veya sürekli televizyonun açık tutulması ve bilinçli olarak bunlardan kaçınılması.
• Aile ve çocuk tarafından karar verilen hedefler başarıldığında bunların ödüllendirilmesi, ödüllerin pozitif davranışları besleyecek şekilde seçilmesi. Örn: Spor malzemeleri ödül olarak verilerek fiziksel aktiviteyi arttırmayı teşvik etmek, Yiyeceği ödül olarak kullanmaktan kaçınılmasını öğretmek

• Gerçekçi olmayan hedeflerin değiştirilmesi.

• Kilo kaybı ve beden imajı ile ilgili yanlış inançların düzeltilmesi, yerine pozitif ve gerçekçi olanların yerleştirilmesi.

4. İlaç Tedavisi:
Obeziteye bağlı metabolik problemler eğer mevcut ise nedene yönelik bir takım ilaçlar kullanılabilmektedir.

5. Ameliyat:
Mideye balon yerleştirme, kelepçe takma, gastrik bypass gibi cerrahi müdahaleler ergenlerde başarıyla uygulanmaktadır. Fakat cerrahi yöntemin gerekliliğine yalnızca ağır tıbbi şartlar altında karar verilmektedir.

Uz. Dr. Metin Yıldız
Çocuk hastalıkları ve endokrinolojisi uzmanı

Standart Parmak Çıtlatma

  • Faydalı Bilgiler
  • Aralık 12th 2007
  • admin

Standart Parmak Çıtlatma


Parmak Çıtlatma
Kimi insanlar, her iki elinin parmaklarını birbirine geçirerek ve onları
gererek ses çıkartırlar, yani çıtlatırlar.

Çoğumuz buradan gelen sesin kemiklerden geldiğini sanırız, hatta rahatsız
oluruz ama nedense bunu yapanlar durumlarından memnun görünürler. En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin, parmaklarınızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü ve bu kapsülün içinde de, kemiklerin hareketleri sırasında, buraları yağlayan bir sıvı bulunmaktadır.

Bu sıvının içinde erimiş durumda oksijen, nitrojen ve karbondioksit gazları
bulunur. Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz parmaklarımızdır. Parmaklarımız
gerilince ve eklem yerlerimiz düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz kabarcıkları patlamaya başlar. İşte duyduğumuz bu seslerdir.

Patlayan kabarcıklar sonucunda gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha da
genleşir ve eklem yerinin hareket yeteneğini artırır.

Kuşkusuz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır.

Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekmiş olsanız, eklem
içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz.

Bu olay eklem yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15-20 artırır. Aynı
parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız.

Bir süre beklemeniz gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içerisinde
tekrar oluşması biraz zaman alır. Tüm bu açıklamalar,
deneylerle kanıtlanmasına karşın, yine de bu kadar küçük gazın, bu denli
büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni hâlâ anlaşılmış değildir.

Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki, çıtırdama sırasında iki ayrı ses
duyulmaktadır. Birincisinin gaz kabarcıklarının patlaması
olduğu biliniyor. İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığında
çıktığı sanılıyor.

Peki, parmaklarımızı çıtlatmak vücudumuz için zararlı mıdır? Bunu
alışkanlık biçimini getirenlerde, eklemler çevresindeki yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısıyla elin kavrama
gücü azalmaktadır.