Sağlığınız İçin Biz Varız

Sağlığınıza Dikkat Edin…

Standart İçme Sularına Dikkat…!


İçme Sularına Dikkat…! zmanlar ishal tehlikesinin kaynağı olarak güneşte kalmış içme suyunu gösteriyor.

Havaların ısınmasıyla ishal ve kusma şikâyetleri arttı. Uzmanlar yaz ishallerine neden olarak besinlerin yanı sıra güneş altında bekletilirken içinde bakteri üreyen içme sularını gösteriyor.

Yazın bağırsak enfeksiyonlarına yol açan mikroplar özellikle sıcaklarda her ortamda daha hızlı çoğalıyor.

Ayrıca yazın deniz ve havuz suyuyla ağız yoluyla alınan sular riski artırıyor.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof Dr. Sercan Ulusoy, uzun süre açıkta kalan damacana sularının yaz aylarında bağırsak enfeksiyonlarına neden olabileceğine dikkat çekiyor.

Prof. Dr. Ulusoy, “Suyun açıkta olması nedeniyle havadan veya çevreden mikrop gelir ve belli bir zamanda buralarda üreyip çoğalır.

Koli başta olmak üzere tifo ve benzeri bakteriler, dizanteri mikrobu şu sıralar en sık görülen bakteriler arasında” diyor.

SSK Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Klinik Şefi Prof. Dr. Ziya Mocan ise her yerde bulunan bakterilerin sıcaklarla birlikte yaz ishallerine neden olduğuna dikkat çekerken.,

“Beklemiş sular dahi bu noktada mikrop kaynağı olabiliyor. Mümkün olduğu kadar suları soğukta saklayın ve ağızları açık olmasın.

Su depoları da sık temizlenmeli” uyarısında bulunuyor.

SEBZEYE DİKKAT

Yaz aylarında içme sularının yanısıra havuzlar da ishal, bağırsak paraziti ve hepatit A gibi infeksiyonların ve mantar hastalıklarının bulaşmasına neden olabiliyor.

Havuza girmeden önce duş alınması bağırsak enfeksiyonu geçiren kişilerin bir süre havuza girmektenkaçınması bu hastalıkların bulaşmasını engelliyor.

Yaz aylarının enfeksiyon hastalıklarıyla kabusa dönüşmemesi için yiyeceklere de özellikle dikkat edilmesini tavsiye eden Prof. Dr. Mocan.,

“Eğer temizliğinden şühpe ediyorsanız salata, pişmemiş sebzelerden uzak durun.

Pastörize edilmemiş süt ve ürünlerini kullanmayın, sebzeleri pişirerek, meyveleri soyarak, sütü kaynatarak tüketin” diye konuşuyor.

Çok önemli bir başka neden de sineklerin yaz aylarında ortaya çıkması.

Bilindiği gibi sinekler çöp ve pislikle yiyecekler arasında mikrop taşıyan bir köprü oluşturuyor.

YOĞURDA GÜVENİN

Sütlaç, kazandibi, muhallebi, dondurma gibi sütlü tatlılar, hazırlandıktan sonra soğutucuda tutulmazsa tehlikeli olabilecek gıdalar, besin zehirlenmelerinin ana malzemelerini oluşturuyor.

Çiğ yumurtadan yapılan mayonez; marul, salata, maydanoz gibi sebzeler de iyi yıkanmadığında riskli olabiliyor.

Yaz aylarında en güvenilir yiyecekler arasında ise yoğurt, ızgara ete kıyasla pişmiş tencere et yemekleri; sebze, sarma ve dolma gibi zeytinyağlı yemekler güvenili besinler arasında gösteriliyor.

İshal ve kusma ile kaybedilen sıvı ve elektrolitler serumla yerine konması için uzmanlar bol miktarda su içilmesini ancak etken bir mikropsa antibiyotik tedavisi başlanmasını öneriyorlar.

Ev koşullarında ağızdan sıvı ve elektrolit takviyesi yapılamıyorsa veya ateş yükselmişse, hemen bir sağlık kuruluşuna başvurması öneriliyor.

Standart ben bir kalp hastasıyım


ben bir kalp hastasıyım arkadaşlar ben bir kalp hastasıyım 6 yaşından beri 8 sene oldu yaklaşık 15 yaşındayım rahatsızlığım şu kalp damarlarında daralma kalp kapakçığında kasılma kalpte küçük bir delik var o önemli değil diyolar

ancak doktor diyor ki amelyat olmalısın ama daha zamanı değil nezmn hastalığın ilerlemeye başladı ozaman amelyata alırız seni dedi hersene konrtola gidiyorum ilaç kulanmıyoorum benim sorum bir an önce amelyat olmam gerekmezmi ya bıktım artık töbe töbe koşturamıyorum bedeb derslerine raprorlu çıkıyorum amelyat olmak istiyorum ve sizlerden bilgi istiyorum umarım forumda kardiyoliji uzmanı falan vardır

Standart Genleri Susturan İlaç


Genleri Susturan İlaç Tıp çevrelerinin ‘devrim’ diye sunduğu yeni bir sınıf ilaç kanser, kalp ve obeziteye çare olacak. Bu ilaçla hastalıklı gen, etkisiz hale gelecek. Kanser, obezite, kalp hastalıkları gibi birçok hastalık, yakında tıp çevrelerince devrim kabul edilen bir yöntemle iyileştirilebilecek. ABD’li ve Alman bilim adamları, insan vücudunun yapıtaşlarından RNA sayesinde ‘gen susturma’ adı verilen yöntemle hastalıklı genlerin ‘kapatılabileceğini’ açıkladı.

Yeni bir sınıf ilacın müjdesini veren teknik, ilk olarak kolesterolü düşürmek için kullanıldı. Ancak şimdiye dek RNA’nın hücrelere yerleştirilmesindeki zorluklar yüzünden olası diğer yararları anlaşılamamıştı. Kısa bir süre öncesine dek RNA’nın yalnızca, vücudun temel gereksinimleri olan protein ve kimyasalları ortaya çıkarmak üzere hücrelerdeki DNA’ların verdiği emirleri taşıdığı sanılıyordu.

Ancak ABD’li bir biyoteknoloji firması olan Alnylam laboratuvarları, çift dizilimli RNA’nın belirli genleri etkisiz kılabileceğini ortaya çıkardı.

Kolesterolden Yararlanıldı

Bunun için ise hiç beklenmedik bir maddeden, kolesterolden yararlanıldı. RNA’nın yapısına kolesterol ekleyen araştırmacılar, bu sayede geliştirdikleri aşılama yöntemiyle RNA’yı hastanın vücudundaki belirli bir geni susturmak üzere hücrelere göndermeyi başardı.

Araştırma ekibinin başındaki Prof. Phillip Sharp, gelişmenin moleküler biyoloji alanında devrim olduğunu söyleyerek, “Bu yöntem hastalıkların tedavisinde tamamen yeni bir çözüm sunuyor. Hastalıklardan sorumlu herhangi bir geni hedefleme potansiyeli var” dedi. Alny bu yöntemle ilk klinik tedaviyi gelecek yıl yapacak. Hedef gen ise yetişkinlerde körlük yapan VEGF adlı protein.

Standart Akciğere -190 Derecelik Tedavi


Akciğere -190 Derecelik Tedavi Britanyalı doktorlar, akciğer tümörünü dondurarak kanseri iyileştirdi.

Şimdiye kadar 16 hastada denenip başarılı olan yöntem, diğer tedavilere yanıt vermeyen akciğer kanserinde kullanılıyor.

Middlesex kentindeki Harefield Hastanesi`nin yönteminde `buzlu ameliyat` için küçük bir sonda kullanılıyor. Göğüs duvarında 12 santimetrelik bir kesik açılıp, sonda doğrudan tümöre gönderiliyor.

Tümörü eksi 190 derecede dondurmak için sıvı nitrojen kullanılıyor. Sonda ameliyatı izleyen üç-altı ay içinde parçalanıp yok oluyor. Doktorlar bunun zararlı olmadığını, şimdiye kadar hiçbir hastada yan etkiye rastlanmadığını söylüyor. Yöntemi uygulayan Dr. Omar Maiwand, bu sayede iyileşme sürecinin de kısaldığını, hastaların dört gün sonra taburcu edildiğini söyledi. Diğer organlar için önceden de kullanılan bu yöntemin, ilk kez akciğer kanserinde denendiğini belirten Maiwand, tümörü dondurmanın akciğerlere de daha az zarar verdiği görüşünde.

KAYNAK: GençBilim

Standart Koyu Tenliler Güneşe Dikkat


Koyu Tenliler Güneşe Dikkat ABD’li bilim adamları, genel kanının aksine koyu tenli insanların cilt kanserinden ölme riskinin açık tenlilere göre daha yüksek olduğunu ortaya çıkardı.

BBC’de yer alan habere göre, ABD’li bilim adamları tarafından yapılan araştırma neticesinde, cilt kanserinden ölen koyu tenli insanların sayılarının daha fazla olduğu tespit edildi. Cincinnati Üniversitesi uzmanları, her ırktan insanın güneşin hasarına karşı tenini korumasını tavsiye ediyor. İngiliz supermodel Naomi Campbell (36) da, sokağa çıkmadan önce mutlaka 30 koruma faktörlü güneş kremi sürdüğünü söyledi.

Standart Kulak kiri geçiçi işitme kaybına yol açabilir


Kulak kiri geçiçi işitme kaybına yol açabilir ANTALYA (İHA) - Kulak kirinin geçici işitme kaybına neden olabileceğini belirtildi.

Konuyla ilgili bilgiler veren Antalya’nın Korkuteli İlçe Devlet Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Dr. Hasan Karataş, kulak kirinin kulak kanalını tamamen doldurup işitme azlığına, kulak çınlamasına hatta bazen kulak ağrısına neden olabildiğini belirtti. Bu belirtilerin görüldüğü takdirde mutlaka bir KBB uzmanına gidilmesi gerektiğini kaydeden Karataş, “Aksi takdirde kulak enfeksiyonuna dönüşebilir. Kulak temizliğinin yanlış şekillerde yapılmasından dolayı kulak kiri oluşabiliyor. Normalde kulak yolunda oluşan kir, dış kulak yolundan dışarıya doğru atılır. Ancak dış kulak yolunun darlığı ve aşırı kıllanma kulak kirine neden olabilir. Kulağımız; pamuklu kulak temizleyicisi, tokalar, bükülmüş kağıt parçaları gibi maddelerle karıştırılırsa kolayca zarar görebilir. Ayrıca, bu gibi şeyler genellikle problemi çözmez, kiri çıkarmaz ancak kanalı zedeler” diye konuştu.

İlçede Devlet Hastanesi’nde kulak kirinin temizlenmesinde birkaç tekniğin kullanıldığının altını çizen Karataş, “Bu tetkiklerde küretle mekanik olarak çıkarma, kulak lavajı ve aspirasyon gibi çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Eğer, kulak lavajı yapılacaksa mutlaka kulak kirini yumuşatan bir madde kullanmak gerekir. Örneğin kulak kiri, gliserinin birkaç gün kullanılmasından sonra, kulağın yıkanmasıyla ya da aspirasyonla çıkarılabilir. Hastanın kulak zarında delik veya sürekli kulak akıntısı olmadığından emin olunmalıdır. Eğer böyle bir durum varsa yıkama yapılmamalıdır” şeklinde konuştu.

Kulak kirinin bir defa temizlendiği takdirde, tekrar temizlenmesi gerektiği inancının oldukça yaygın olduğunu, ancak bunun yanlış bir inanıştan kaynaklandığını söyleyen Hasan Karataş, kulak yıkanmasının alışkanlık yapan bir durum olmadığını sözlerine ekledi.

Standart Kulak kiri geçiçi işitme kaybına yol açabilir


Kulak kiri geçiçi işitme kaybına yol açabilir ANTALYA (İHA) - Kulak kirinin geçici işitme kaybına neden olabileceğini belirtildi.

Konuyla ilgili bilgiler veren Antalya’nın Korkuteli İlçe Devlet Hastanesi Kulak Burun Boğaz (KBB) Uzmanı Dr. Hasan Karataş, kulak kirinin kulak kanalını tamamen doldurup işitme azlığına, kulak çınlamasına hatta bazen kulak ağrısına neden olabildiğini belirtti. Bu belirtilerin görüldüğü takdirde mutlaka bir KBB uzmanına gidilmesi gerektiğini kaydeden Karataş, “Aksi takdirde kulak enfeksiyonuna dönüşebilir. Kulak temizliğinin yanlış şekillerde yapılmasından dolayı kulak kiri oluşabiliyor. Normalde kulak yolunda oluşan kir, dış kulak yolundan dışarıya doğru atılır. Ancak dış kulak yolunun darlığı ve aşırı kıllanma kulak kirine neden olabilir. Kulağımız; pamuklu kulak temizleyicisi, tokalar, bükülmüş kağıt parçaları gibi maddelerle karıştırılırsa kolayca zarar görebilir. Ayrıca, bu gibi şeyler genellikle problemi çözmez, kiri çıkarmaz ancak kanalı zedeler” diye konuştu.

İlçede Devlet Hastanesi’nde kulak kirinin temizlenmesinde birkaç tekniğin kullanıldığının altını çizen Karataş, “Bu tetkiklerde küretle mekanik olarak çıkarma, kulak lavajı ve aspirasyon gibi çeşitli yöntemler kullanılmaktadır. Eğer, kulak lavajı yapılacaksa mutlaka kulak kirini yumuşatan bir madde kullanmak gerekir. Örneğin kulak kiri, gliserinin birkaç gün kullanılmasından sonra, kulağın yıkanmasıyla ya da aspirasyonla çıkarılabilir. Hastanın kulak zarında delik veya sürekli kulak akıntısı olmadığından emin olunmalıdır. Eğer böyle bir durum varsa yıkama yapılmamalıdır” şeklinde konuştu.

Kulak kirinin bir defa temizlendiği takdirde, tekrar temizlenmesi gerektiği inancının oldukça yaygın olduğunu, ancak bunun yanlış bir inanıştan kaynaklandığını söyleyen Hasan Karataş, kulak yıkanmasının alışkanlık yapan bir durum olmadığını sözlerine ekledi.

Standart Zayıflamaya yaradığı iddia edilen ilaçlara dikkat edin..


Zayıflamaya yaradığı iddia edilen ilaçlara dikkat edin..

Kilo sorunu olanlar dikkat! “Bu ilaçları içerek, istediğinizi yiyebilir ve de ideal kilonuza kavuşursunuz” sözlerine sakın kanmayın. Çünkü ilk etapta kaybettiğiniz kilo sadece su. Sonra tekrar şişmanlamakla kalmıyorsunuz, sağlığınız da elden gidiyor…

Şişmanlık günümüzde önemli bir sağlık sorunu. Geniş kitleleri ilgilendiren bu probleme, kimi bilimsel yöntemlerle, kimi de kulaktan dolma tavsiyelerle çare arıyor. Şok diyetler, zayıflattığına inanılan bitkiler ve bu bitkilerden elde edilen ilaçlar en çok rağbet edilen yöntemler arasında yer alıyor. Oysa uzmanlar, “Mucizevi olarak hem istediğiniz kadar yiyin, hem de herkesin dönüp baktığı ideal kilonuzda kalın” mesajlarına aldanmayın” diyor.

KAYBEDİLEN SU ALDATIYOR

Anadolu Sağlık Merkezi diyetisyenlerinden Cemal Aytaç Ak, bitkisel içerikli zayıflama ilaçlarının vücudumuz üzerindeki etkilerini anlattı: “Tarım Bakanlığı denetimindeki zayıflama ilaçlarının iki önemli etkisinden söz etmek mümkün. Bunlardan ilki, vücudumuzdaki bir miktar suyun dışarı atılmasını sağlamaları. Bu sıvı azalması, tartıda görülen kiloyu da düşürüyor. Ancak giden yağ kitlesi olmadığı için bu düşüş kesinlikle zayıflama değil. Aksine, verilen kilolar sıvı dengesi yeniden sağlandığında eski haline dönüyor. Zayıflama ilaçları özellikle tansiyonu düşük seyreden kişiler için önemli bir tehlike. İlaçlar bağırsak hareketlerini hızlandırarak da, kişinin sıklıkla tuvalete gitmesine ve dolayısıyla aldatıcı bir kilo kaybına yol açıyor.

GÜZEL MANKENLER ÖLÇÜTÜNÜZ OLMASIN
Bitkisel zayıflama ilaçlarının sağlıklı kilo kaybında yeri olmadığına dikkat çeken Diyetisyen Ak, şişmanlık sorunu yaşayanları da uyardı: “Şişmanlığın giderek yaygınlaşan bir hastalık haline dönüşmesi ve geniş kitleleri ilgilendirmesi ciddi bir pazar yaratıyor. Öte yandan ‘ideal kadın modeli’ diye topluma sunulan mankenlerin çoğu da hasta olarak kabul edilecek derecede zayıf. Çağdaş şehir kültüründe artık kişiler fiziksel olarak beğenilen, tercih edilen olmak için şişman olmasalar bile kilo problemi yaşıyor. Sağlıklı kilo kaybında yeri olmayan ilaçlar günümüz insanına çözüm yolu olarak sunuluyor.”

Standart Zayıflamaya yaradığı iddia edilen ilaçlara dikkat edin..


Zayıflamaya yaradığı iddia edilen ilaçlara dikkat edin..

Kilo sorunu olanlar dikkat! “Bu ilaçları içerek, istediğinizi yiyebilir ve de ideal kilonuza kavuşursunuz” sözlerine sakın kanmayın. Çünkü ilk etapta kaybettiğiniz kilo sadece su. Sonra tekrar şişmanlamakla kalmıyorsunuz, sağlığınız da elden gidiyor…

Şişmanlık günümüzde önemli bir sağlık sorunu. Geniş kitleleri ilgilendiren bu probleme, kimi bilimsel yöntemlerle, kimi de kulaktan dolma tavsiyelerle çare arıyor. Şok diyetler, zayıflattığına inanılan bitkiler ve bu bitkilerden elde edilen ilaçlar en çok rağbet edilen yöntemler arasında yer alıyor. Oysa uzmanlar, “Mucizevi olarak hem istediğiniz kadar yiyin, hem de herkesin dönüp baktığı ideal kilonuzda kalın” mesajlarına aldanmayın” diyor.

KAYBEDİLEN SU ALDATIYOR

Anadolu Sağlık Merkezi diyetisyenlerinden Cemal Aytaç Ak, bitkisel içerikli zayıflama ilaçlarının vücudumuz üzerindeki etkilerini anlattı: “Tarım Bakanlığı denetimindeki zayıflama ilaçlarının iki önemli etkisinden söz etmek mümkün. Bunlardan ilki, vücudumuzdaki bir miktar suyun dışarı atılmasını sağlamaları. Bu sıvı azalması, tartıda görülen kiloyu da düşürüyor. Ancak giden yağ kitlesi olmadığı için bu düşüş kesinlikle zayıflama değil. Aksine, verilen kilolar sıvı dengesi yeniden sağlandığında eski haline dönüyor. Zayıflama ilaçları özellikle tansiyonu düşük seyreden kişiler için önemli bir tehlike. İlaçlar bağırsak hareketlerini hızlandırarak da, kişinin sıklıkla tuvalete gitmesine ve dolayısıyla aldatıcı bir kilo kaybına yol açıyor.

GÜZEL MANKENLER ÖLÇÜTÜNÜZ OLMASIN
Bitkisel zayıflama ilaçlarının sağlıklı kilo kaybında yeri olmadığına dikkat çeken Diyetisyen Ak, şişmanlık sorunu yaşayanları da uyardı: “Şişmanlığın giderek yaygınlaşan bir hastalık haline dönüşmesi ve geniş kitleleri ilgilendirmesi ciddi bir pazar yaratıyor. Öte yandan ‘ideal kadın modeli’ diye topluma sunulan mankenlerin çoğu da hasta olarak kabul edilecek derecede zayıf. Çağdaş şehir kültüründe artık kişiler fiziksel olarak beğenilen, tercih edilen olmak için şişman olmasalar bile kilo problemi yaşıyor. Sağlıklı kilo kaybında yeri olmayan ilaçlar günümüz insanına çözüm yolu olarak sunuluyor.”

Standart Kene Isırılan Yere Sigara Basmayın


Kene Isırılan Yere Sigara Basmayın Denizli Devlet Hastanesi’ne (DDH) 2 ay içerisinde 128 kişi kene ısırmasıyla ilgili şikayetle geldiği bildirildi. DDH Parazitoloji Uzmanı Dr. Meral Türk, çiftçilerin, hayvanla uğraşanların ve kırsal kesimde yaşan insanların kenelere karşı dikkatli olması gerektiğini kaydetti.

DDH’ye kene ısırığıyla başvuran 128 hastadan hiçbirinde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına rastlanmadığını belirten DDH Parazitoloji Uzmanı Dr. Meral Türk, “Bu hastalık zaten şu ana kadar Denizli’de saptanmamıştır. Bu bakımdan kene ısırması olan kişiler hiçbir şekilde panik yapmamalı. Ancak kişiler kene ısırılan yeri elle koparma veya sigara bastırma gibi eski yöntemlerle çıkarmamalıdır. Mutlaka bir uzmana gidilmelidir” dedi.

Kenelerin kan emerek, alerjiye ve nadiren felce neden olduğunu ve aynı zamanda insanlara bazı hastalıkların bulaştırılmasına sebep olarak zarar verdiğini ifade eden Dr. Türk, “Keneler eğer enfekte değilse, herhangi bir şikayete neden olmayabildiği gibi yalnızca kaşıntı, yanma ve ateşe, nadiren ise kene toksinlerine bağlı olarak da kene felcine neden olabilir.

Ancak bazı kene türleri özellikle enfekte koyun, keçi, sığır ve evcil ev hayvanlarından hastalık etkenini alarak insana bulaştırır. Hastalık bu tip hayvanlarda genellikle herhangi bir belirti oluşturmazken, insanlarda ölüme ya da ciddi bulgulara neden olan rahatsızlıklara yol açabilir. Kene kökenli hastalıklar denen bu grupta yer alan hastalıklar dünyada önemli salgınlara yol açabilmektedir. Keneler enfekte ise, genellikle 1-3 gün sonra, maksimum 9 gün sonra başlar.

KKKA, ateş, baş ağrısı, kırıklık, kas ağrısı, kanamayla karakterizedir. Kanama başlangıçta genellikle yüz, göğüs, kol ve bacaklarda deri altında döküntüler şeklinde kendini gösterir. Ölüm ya da iyileşme genellikle 2 hafta içinde gerçekleşir. Ölüm oranının yüzde 3-30 arasında değiştiği, ülkemizde yüzde 5 civarında olduğu bildirilmektedir. En büyük risk grubunu oluşturan çiftçilerin, hayvancılıkla uğraşanların ve kırsal kesimde yaşayanların çok dikkatli olmaları gerekmektedir” diye konuştu.

2002 salgınında enfekte kişilerin çoğunun çiftçi olduğu kaydeden Dr. Türk, “Bu nedenle bu meslektekilerin sürekli kıyafetlerini kontrol etmeleri, üzerlerinde kene varsa derhal hastaneye gitmeleri, kendi kendilerine keneyi çıkarmaya çalışmamaları gerekir. Keneler farklı dönemlerinde olgunlaşmak amacıyla kana ihtiyaç duyarlar bu nedenle keneler genel olarak konak seçiciliği göstermezler.

Çoğu omurgalıların özellikle insan, kedi, köpek, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar olmak üzere çok geniş bir yelpazede memelilerin kanını emerler. Yaklaşık 1 hafta süreyle kan emdikten sonra, yaşamlarının çoğunu genellikle çalı çırpı içerisinde sürdürürler. Kuşların, kenelerin taşınmasında rol oynayabilecekleri bildirilmiştir. Hem erkek hem de dişileri kan emmekle birlikte, erkekler daha çekingendir. Kan emen dişi keneler 3-5 kat büyürken, erkek keneler çok az büyür. Uzun süre açlığa dayanan kenelerin ömürleri 2-3 yıldır” şeklinde konuştu.

Kenelerin ısırmasını veya temas halinde olmasını önleyici bazı önlemler alınması gerektiğini belirten Dr. Türk, “Özellikle kenelerin yaygın olarak bulunduğu aylarda kenelerin olduğu yerlerden uzak durulmalı, temiz alanlarda yürünmeli, çalıları ellemekten, çıplak ayakla dolaşmaktan kaçınılmalıdır. Halk arasında kenelerin zıpladığı şeklinde yanlış bir bilgi vardır, yalnızca fiziksel temasla geçen kenelerden korunmak için kene olasılığı olan yerlerde uygun kıyafetlerin giyilmesi kene temasını önler. Kapalı ayakkabılar, uzun lastik çizmeler, uzun paçalı pantolonlar, uzun kollu bluzlar giyilmeli, pantolonların paçaları mutlaka çorapların içine sokulmalı ve açık renk kıyafetler tercih edilmelidir. Piknik amacıyla gidilen yerlerde, mümkün olduğunca yerlere oturulmamalı, çıplak ayakla dolaşılmamalı, piknik masa ve sandalyeleri tercih edilmelidir” ifadesinde bulund